Kayıtlar

Mayıs 15, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ABDİ ÇELEBİ CAMİİ

Resim
  ABDİ ÇELEBİ CAMİİ İstanbul’un Kocamustafapaşa semtinde, Sulumanastır yakınında bulunan XVI. yüzyıla ait cami. Abdi çelebi camii Kanûnî Sultan Süleyman devrinde Çelebi Abdullah b. Abdurrahman tarafından 940’ta (1533-34) Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Çilingirler Mescidi, Yedim-İçtim Mescidi, Sankiyedim Mescidi ve Yenicami isimleri ile de bilinir. Kubbesi, dört pilpâye üzerinde yer alan kemerlere oturur. Minberi 1170’te (1756-57) Mahmud Ağa tarafından yenilenmiştir. Minaresi sağındadır. Yapı üzerinde, süsleme unsuru olarak görülen dört tane ağırlık kulesine benzer eleman bulunmaktadır. Köşedeki çeşme ile üstündeki mektebin Dârüssaâde Ağası Beşir Ağa’nın hayratı olduğu bilinmektedir. Camiyi II. Abdülhamid devrinde Serasker Rıza Paşa ihya ettirmiş, Balkan ve I. Dünya Savaşı sırasında harap olduktan sonra da Süedâ Hanım adlı bir kişi tarafından tekrar onartılmıştır. Bu sürekli değişiklikler, yapıdaki Mimar Sinan üslûbunu büyük ölçüde kaybettirmiştir. Toprakla doldurulmuş bir seki üzeri...

ABDİ

Resim
  ABDİ (ö. 1178/1764 [?]) Osmanlı tarihçisi. Abdi Târihi ’nin ilk sayfası (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2153) Patrona İsyanı hakkında kaleme aldığı tarihiyle tanınan Abdi Efendi’nin hayatına dair bilgiler, daha çok kendi eserine dayanır. Bazı kaynaklara göre, III. Ahmed’in mühürdarı oldu; 1753-1764 yılları arasında birkaç defa reîsülküttaplığa getirildi. Aynı zamanda şair olan Abdi’nin o devirde yaşamış birkaç Abdi’den hangisi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Abdi Efendi’nin,  Târîh-i Sultan Mahmud Han İbn Sultan Mustafa Han  adını taşıyan, fakat daha çok  Abdi Târihi  adıyla bilinen kitabı monografik bir eser olup sadece Patrona ayaklanmasını, başlangıcından bastırılmasına kadar canlı bir şekilde anlatmaktadır. Bizzat devrin olayları içinde yaşamış bir kimsenin kaleminden çıkan bu eser, müellifinin şahsî müşahedelerini vermesi bakımından orijinal bir kaynaktır; aynı zamanda bu olay hakkında yazılmış Destârî Sâlih’in eserinde ve  Sâmi Târihi ’nde ...

ABDESTHANE

Resim
  ABDESTHANE İdrar ve sindirim artıklarını çıkarmak için özel olarak yapılmış yer, helâ. Manisa’nın Alaşehir ilçesi Sardes’te Roma dönemine ait helâlardan bir örnek Halk dilinde  aptesane  şekline dönüşmüş olan  abdesthâne , Farsça  âb-dest  (el suyu, ibadet öncesi yapılan temizlik) ve  hâne  (kapalı yer, oda, ev) kelimeleriyle teşkil edilen Osmanlıca birleşik bir isimdir. Her dilde helâya verilen isimler, mümkün olduğu kadar onun gerçek hüviyetini kapatmaya yönelik nezaket kelimelerinden seçilmiştir ve abdesthane de bunlardan biridir. Dolayısıyla bu ad, lavabolu tuvaletler için kullanıldığında da yine yalnız helâ anlamındadır; çünkü, içinde abdest alınması mekruh olan bir yere “abdest alınan yer” adının verilmesi söz konusu değildir. Bir medeniyet nişânesi olan helânın tarihçesi milâttan önce III. binyıla kadar gitmektedir. Tarihte helâ, günümüzde olduğu gibi, biri oturarak kullanılan klozet tipi, diğeri çömelerek kullanılan alaturka tip olmak üz...

ABDERÎ, Ebû Muhammed

  ABDERÎ, Ebû Muhammed Ebû Muhammed Muhammed b. Muhammed b. Alî el-Abderî el-Hâhî er-Riḥletü’l-Maġribiyye  adlı seyahatnâmesiyle tanınan VII. (XIII.) yüzyıl müellifi. Kureyş kabilesinin Abdüddâroğulları soyundan geldiği için Abderî nisbesiyle, Mağrib’de Hâha bölgesinde oturduğu için de el-Hâhî (الحاحي) nisbesiyle anılır. Hayatı hakkında, seyahatnâmesinden çıkarılabilenler dışında bilgi yok gibidir. Taşıdıkları isim benzerliğinden, yaşadıkları zaman ve bölge yakınlığından dolayı başka şahsiyetlerle karıştırıldığı da görülmektedir. Aslen Belensiyeli (Valencia) olduğu rivayet edilir. Ne zaman doğduğu, hatta vefat tarihi dahi bilinmemektedir.  er-Riḥle ’sinden öğrenildiğine göre, 688’de (1289) seyahate çıktığı zaman, ailesiyle birlikte, Mağrib’de Merakeş’in batısında, kuzeyde Tensift nehri boylarından sahilde Suveyre’ye (Mogador), doğuda Tensift’le birleşen Esifinual nehrinden Atlas Okyanusu sahillerine uzanan Hâha bölgesinde ve bu topraklara adını vermiş olan kabilenin arası...

ABDÂN el-MERVEZÎ

  ABDÂN el-MERVEZÎ Ebû Muhammed Abdullāh b. Muhammed b. Îsâ el-Mervezî  (ö. 293/906) Muhaddis, Şâfiî fakihi. Abdân diye şöhret bulduğu için birçok kaynakta Abdân b. Muhammed olarak zikredilen Abdullah, 220’de (835) Merv’de doğdu. Horasan bölgesi muhaddislerinden hadis tahsil ettikten sonra Irak ve Hicaz’a gitti; orada da Kuteybe b. Saîd, Ali b. Hucr, Ebû Küreyb gibi âlimlerden hadis okudu. Hicaz’dan Mısır’a geçerek İmam Şâfiî’nin talebelerinden Şâfiî fıkhını öğrendi ve daha sonra memleketine döndü. Muhaddis ve fakih Ahmed b. Seyyâr’dan (ö. 268/881) sonra Horasan bölgesinde Şâfiî mezhebini yayan ikinci kişi oldu. İbn Seyyâr’ın ölümünü takip eden yıllarda Şâfiîler’in çeşitli konularda karşılaştıkları meseleler için başvurdukları yegâne âlim o idi. Yahyâ b. Muhammed el-Anberî, Ebû Ahmed el-Assâl ve Ebü’l-Kāsım et-Taberî gibi devrin tanınmış âlimleri onun talebesi olmuştur. Merv’de vefat etti. Yüz cüzden meydana gelen  Kitâbü’l-Maʿrife  adlı eseri, ashabın hayatını ve ri...

ABDÂN el-EZDÎ

  ABDÂN el-EZDÎ Ebû Abdirrahmân Abdullāh b. Osmân b. Cebele el-Ezdî  (ö. 221/836) Horasanlı hadis hâfızı. Daha çok Abdân lakabıyla tanınan Abdullah b. Osman 145’te (762) doğdu. Genç yaşta hadis tahsiline başladı. Hocaları arasında babası Osman b. Cebele, Mâlik b. Enes, Abdullah b. Mübârek, Cerîr b. Abdülhamîd gibi muhaddisler bulunmaktadır. Abdullah b. Mübârek’in bütün kitaplarını kendi hattıyla yazmış ve Buhârî bizzat ondan yüz on hadis rivayet etmiştir. Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî ise başkaları vasıtasıyla kendisinden birçok hadis nakletmişlerdir. İbn Hibbân’ın  sika  kabul ettiği Abdân’ı Ahmed b. Hanbel, “Horasan’da hadis almak için ayağına gidilecek tek muhaddis” diye övmüştür. Abdân bir ara Cûzcân kadılığına tayin edilmişse de kısa bir müddet sonra affını dileyerek bu görevden ayrılmıştır. Çok cömert olan Abdân’ın hayatı boyunca bir milyon dirhem sadaka dağıttığı rivayet edilir. BİBLİYOGRAFYA Zehebî,  Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ , I, 401. a.mlf.,  Aʿlâm...

ABDÂN el-AHVÂZÎ

  ABDÂN el-AHVÂZÎ Ebû Muhammed Abdullāh b. Ahmed b. Mûsâ el-Ahvâzî el-Cevâlîkī  (ö. 306/918) Hadis hâfızı. “Çuval dokuyan” veya “çuval satan” anlamındaki Cevâlîkī nisbesini ve bazı kaynaklarda görülen el-Kādî unvanını hangi sebeplerle aldığı bilinmemektedir. Daha çok Abdân lakabıyla tanınan Abdullah b. Ahmed’in hayatı ve yetişme tarzı hakkında fazla bilgi yoktur. Ahvaz yakınlarında bir ordugâh şehri olarak kurulan, bugün ise sadece kalıntıları bulunan Askerimükrem’de oturduğu için Ahvâzî, bazan da Askerî nisbeleriyle anılmıştır. Hicaz, Şam, Mısır ve Irak gibi ilim muhitlerini dolaşarak Ebû Bekir b. Ebû Şeybe, Osman b. Ebû Şeybe, Halîfe b. Hayyât ve Bündâr gibi devrinin meşhur muhaddislerinden hadis tahsil etti. İbn Asâkir’in kaydettiğine göre bu maksatla Dımaşk’a gitti (854) ve Ebû Zür‘a ed-Dımaşkī’den hadis okudu. Kendisinden de İbn Kāni‘, Taberânî, Ebû Bekir el-İsmâilî, Hamza el-Kinânî hadis rivayet etmişlerdir. Abdân’dan hadis tahsil eden Ebû Ali en-Nîsâbûrî, Abdân’ın yüz b...

ABDAL YÂKUB TEKKESİ

Resim
  ABDAL YÂKUB TEKKESİ İstanbul’da Davutpaşa ve Kocamustafapaşa semtleri arasındaki  Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi içinde kalan XVII. yüzyıla ait bir tekke. Abdal Yâkub Tekkesi Kaynaklarda Abdal Yâkub Dede, Hekimbaşı Nuh Efendizâde Ali Paşa, Hekimoğlu Ali Paşa, Hekimzâde ve Hekimzâde Ali Paşa isimleri ile de anılan tekkenin başlangıçta hangi tarikata bağlı olduğu kesinlikle tesbit edilememiştir. Daha sonraki yıllarda Halvetiyye’ye, 1710’dan itibaren de Kādiriyye’ye intikal ettiği bilinmektedir. Tekke, Abdal Yâkub Dede tarafından XVII. yüzyılın ortalarında, bugünkü Hekimoğlu Ali Paşa Camii şadırvanının bulunduğu yerde kurulmuştur; mimari özellikleri hakkında bilgi bulunmamaktadır. Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa (ö. 1758), külliyesini inşa ettirirken bu ilk tekkeyi yıktırarak biraz ilerisinde yenisini yaptırmıştır (1748). Bugün ayakta duran bu ikinci tekkedir. İnşaat sırasında, biri ilk tekkenin hazîresinde gömülü olan Abdal Yâkub Dede ile haleflerine, diğeri de Ali Paşa ve aile fert...

ABDAL MÛSÂ TEKKESİ

Resim
  ABDAL MÛSÂ TEKKESI Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke (Teke) köyünde XIV. yüzyılda  kurulmuş bir Bektaşî tekkesi. Abdal Mûsâ Tekkesi Kuruluş tarihi bilinmiyor. Ancak Kaygusuz Abdal’ın Bursa’nın fethine (1326) katıldıktan sonra bu tekkede Abdal Mûsâ’ya intisap ettiği yolundaki bilgiden, tekkenin XIV. yüzyılın ikinci yarısında mevcut olduğu sonucuna varılmaktadır.  Evliya Çelebi Seyahatnâmesi  ile  Teke Vilâyeti Vakıfları Tahrir Defteri ’nden tekkenin, kuruluşunu takip eden zaman içerisinde büyük bir gelişme gösterdiği ve XVII. yüzyılda zengin vakıflara sahip tam teşekküllü bir Bektaşî âsitânesi durumuna geldiği öğrenilmektedir. Yine, Tekke köyünün de aslında bu tekkeye vakfedilmiş bir köy olduğu bilinmektedir. Tekkenin önemi ve bundan kaynaklanan zenginliği, adını taşıdığı ve türbesini barındırdığı Abdal Mûsâ’nın, Anadolu başta olmak üzere çok geniş bir alana yayılmış olan efsanevî şöhretine dayanmaktadır. Burada “şeyhin nazargâhı” kabul edilen ve şifalı o...

ABDAL MÛSÂ

Resim
  ABDAL MÛSÂ Menkıbeleri Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşî an‘anesinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri. Abdal Mûsâ’nın kabri – Elmalı/Antalya Abdal Mûsâ’nın gerçek şahsiyeti, tarihî diye ileri sürülen rivayetlerin menkıbe ve şahsî yorumlara dayanması dolayısıyla çok müphemdir. Belîğ’in, Bursa’nın fethinden önce Buhara’dan gelen kırk abdaldan biri olarak gösterdiği Abdal Mûsâ, Âşıkpaşazâde’de Bektaşî olarak zikredilir. Taşköprizâde, Âlî ve Hoca Sâdeddin gibi tarihçiler, onun Bursa’nın fethinde Sultan Orhan’la birlikte olduğuna ve Geyikli Baba ile aralarında yakın bir münasebetin bulunduğuna işaret ederler. Meşhur Bektaşî velîsi Kaygusuz Abdal’ın Abdal Mûsâ’dan icâzet alışı,  Kaygusuz Abdal Menâkıbı ’nda genişçe anlatılmaktadır. Bazı Bektaşî kaynaklarında ve Finike yakınlarındaki Kâfî Baba Tekkesi kitâbesinde Abdal Mûsâ “pîr-i sânî” lakabı ile anılmakta ve kurduğu tekke, Bektaşîliğin dört dergâhından biri sayılmaktadır. Bektaş...