Kayıtlar

Mayıs 11, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÂBÂR

Resim
  ÂBÂR Arapça bi’r (kuyu) kelimesinin çoğulu. Cidde yolu üzerindeki bir alemin yanında bulunan kuyu. Fıkıh kitaplarının temizlikten bahseden bölümünde (Kitabü't-tahare), herhangi bir şekilde kirlenen kuyunun nasıl temizleneceği bir alt bölüm halinde ele alınmış ve işlenmiştir. kelime daha çok bu bölümde kullanılmaktadır. KUYULAR Yer altı sularından faydalanmak için toprağın derinlemesine kazılmasıyla oluşturulan kuyular, suyun insanlar ve diğer canlılar için taşıdığı hayatî önemin bir parçası olarak insanlık tarihi boyunca ayrı bir öneme sahip olagelmiştir. Bu durum Arabistan yarımadası, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Batı Asya gibi İslâmiyet’in yayıldığı ve yer üstü su kaynaklarının yetersiz olduğu bölgelerde öncelikli olarak geçerlidir. Bunun için de kuyular, İslâmî literatürde hem giderek gelişen teknik imkânların ve tecrübe birikiminin pratik bir konusu, sosyal hayatın ve kültürün bir parçası olarak, hem de kullanım ve yararlanmayı düzene bağlayan fıkhî ahkâm yönüyle ele alınmış ve ...

ABÂPÛŞ-i VELÎ

  ABÂPÛŞ-i VELÎ (ö. 890/1485) Mevlevî tarikatı şeyhlerinden. Germiyan şehzadelerinden Hızır Paşa’nın oğludur. Balı Mehmed Çelebi ve Balı Sultan olarak da tanınır. Dedesi Süleyman Şah, Sultan Veled’in kızı Mutahhara Sultan’la evli olduğundan soyu Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye kadar ulaşır. Mevlevî dervişlerinden olan babası kendisine saltanat elbisesi yerine tarikat abası giydirdiği için “Abâpûş-i Velî” lakabıyla anıldı. Hayatının büyük bir kısmını Afyonkarahisar dağında yaptırdığı zâviyede geçirdi. Şehre çok az inen Balı Sultan, bu zâviyedeki sohbetleriyle dervişlerinin mânevî hayatına ışık tuttu. Abâpûş-i Velî’nin Mevlevîlik tarihi açısından esas önemi, Dîvâne Mehmed Çelebi’nin babası olması ve oğlunu sağlığında postnişin tayin etmesidir. Böylece Afyonkarahisar dergâhı, Konya’dan sonra tarikatın ikinci önemli merkezi olmuştur. Dîvâne Mehmed Çelebi’ye “ikinci pîr”, hatta Mevlânâ’nın yeniden zuhuru olarak bakılmıştır. Abâpûş-i Velî’nin kabri Afyonkarahisar Mevlevî Dergâhı’ndadır. BİB...

ABANOZ

Resim
  ABANOZ Kerestesi genellikle siyah, siyaha yakın yeşil ve koyu kahverengi olan, ağır ve sert bir ağaç türü. İstanbul Sultanahmet’teki I. Ahmed Türbesi’nin abanoz bordürlü kapısı Abanoz (Ar., Far. âbnûs, Yun. ebenos, Lat. ebenus), Ebenaceae familyasından Diospyros cinsi ağaçlara ve kerestelerine verilen ad olup aslı eski Mısırca hbny dir (İbr. hobnīm). Doğu ve Güneybatı Asya, Afrika ve Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaklaşık 240 çeşidi bulunan abanozun en makbul olanları Seylan, Hindistan ve Afrika’nın içlerinde, özellikle Nijerya’da yetişen siyah türleridir. Bunların çıplak gözle doku ve damarları farkedilemeyen kömür karası siyahlığındaki keresteleri, kolaylıkla yontulamayacak derecede sert ve suda batacak kadar ağırdır (özgül ağırlığı 1,18). Diğer türlerden koyu kahverengi “kırmızı abanoz” Madagaskar adasında, en ağır tür olan (özgül ağırlığı 1,21) koyu zeytûnî “yeşil abanoz” da Tobago ve diğer Batı Hint adalarında (Karayip adaları) yetişmektedir. Akdeniz ülkelerinin bol yağm...

ABAKUS

Resim
  ABAKUS Basit hesap işlemlerini yapmakta kullanılan sayı boncukları levhası. Roma Abakusu Abakus bugün Türkiye’de bilinen şekliyle, daha çok ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin toplama ve çıkarma işlemlerini öğrenebilmek için kullandıkları, bir çerçeve içine alınmış değişik sayıdaki madenî teller üzerinde kayabilen onar boncuktan ibaret, desimal sistemde bir hesap aletidir. Aletin kapasitesine göre her tel sırasıyla birler, onlar, yüzler, binler... hânelerini göstermekte ve meselâ 8312 rakamını elde edebilmek için birinci telde sekiz, ikinci telde üç, üçüncü telde bir, dördüncü telde iki boncuk sağa çekilmektedir. Türkiye’de plastik sanayiinin gelişmesiyle yaygınlaşan bu aletin bir başka tipi, eskiden beri bilardo salonlarında, duvara asılan bir çubuğa dizilmiş iri ahşap toplar halinde kullanılmaktadır. Her iki şekliyle de Anadolu’ya Batı’dan ve yakın dönemlerde yeniden gelen abakusu, milâttan önce I. binyılın başlarında Çinliler icat etmiştir. Çinliler’in suan-pan (hesap tablas...

ABAKA

Resim
  ABAKA (ö. 680/1282) İlhanlı hükümdarı (1265-1282). Abaka Devrine Ait Bir Sikke Hülâgû’nun on dört oğlunun en büyüğüdür. 631’de (1234) Moğolistan’da doğdu. Babası ile birlikte 1256’da İran’a geldi. Önce Horasan valiliğine tayin edildi. Hülâgû’nun ölümü üzerine emîrler, hatunlar ve şehzadelerden teşekkül eden kurultayca babasının yerine getirildi (1265). Fakat hükümdarlığı Büyük Han Kubilay tarafından ancak beş yıl sonra tasdik edildi. Abaka, hükümdar olduktan sonra, Kuzey Azerbaycan hâkimiyeti dolayısıyla önce kuzey komşusu Kıpçak Hanlığı ile mücadeleye girişti ve onlara karşı Kür ırmağı sahilinde bir set kurdurdu. Ancak Kıpçak Hanı Berke Han’ın ölümü ile (1266) bu mücadele sona erdi. Diğer taraftan doğuda Çağatay Hanlığı’na sahip olan ve Horasan’da hak iddia eden Barak Han’ın kalabalık bir ordu ile Horasan’a girmesi, Abaka’nın bu tarafa yönelmesine sebep oldu. Maiyetinde güçlü ve silâhları mükemmel bir ordu ile Horasan’a giren Abaka, Gazne’den Sind suyuna kadar olan yerleri kendi...

ABÂDİLE

  ABÂDİLE Hadiste ve tasavvufta farklı anlamlarda kullanılan terim. HADİS. İlimleriyle ve özellikle verdikleri fetvalarla meşhur olan Abdullah adlı dört sahâbî hakkında kullanılır. Abâdile, “abd” mânasına gelen abdel kelimesinin değil, Abdullah kelimesinin çoğuludur. İbn Fethûn’a ait el-İstîʿâb zeylindeki listeye göre, Hz. Peygamber’in ashabı arasında Abdullah isimli 300 kadar sahâbî bulunmaktaydı. Fakat bunların içinde geniş fıkıh kültürü ve fetvalarıyla şöhret bulan dört sahâbî abâdile unvanıyla tanınmıştır. Abâdilenin kimler olduğu Ahmed b. Hanbel’e sorulmuş, o da Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Amr b. Âs’ın isimlerini saymış, Abdullah b. Mes‘ûd’un abâdileden olmadığını belirtmiştir. Beyhakī de, fıkıh ilminde önemli bir yeri bulunan Abdullah b. Mes‘ûd’un abâdileden sayılmayışını, onun çok erken tarihlerde vefat etmesi (32/652-53), abâdileden sayılan diğer Abdullahlar’ın ise daha uzun yaşayarak ilimlerinden büyük ölçüde faydalanılmasıyla ...

ABADAN

Resim
  ABADAN İran’ın güneybatısında Hûzistan eyaletinde bir şehir. Abadan Petrol Rafinesi Şattülarap’ın doğu yakasında Cezîretülhıdr veya sonradan Abbâdân diye anılan adanın kuzey kısmında kurulmuştur. Başlangıçta Basra körfezi kıyısında iken Şattülarap’ın taşıdığı alüvyonlar sebebiyle bugün denizden 50 km. kadar içeride kalmıştır. Dünyanın en büyük petrol arıtma tesislerine ve ihraç imkânlarına sahip limanlarından biridir. VIII veya IX. yüzyılda Abbâd b. Hüseyin adlı bir din adamı tarafından kurulan şehir, kurucusunun adına izâfeten ‘Abbâdân ( عبادان ) adını almış, ancak bu isim, 1935’te Rızâ Şah’ın İran’daki Arapça yer adlarını Farsçalaştırma politikası sonucunda Âbâdân ’a çevrilmiştir. Abbâsîler’in ilk zamanlarında dinî bir merkez olan Abadan’da ticaretin de geliştiği, ayrıca Basra bölgesinin hasır ve tuz ihtiyacının buradan sağlandığı bilinmektedir. Şattülarap çevresindeki tuzlu bataklıklarda yetişen sazlardan faydalanmak suretiyle Abadan’da yapılan hasırlar, âbâdânî ismiyle ün k...