ABDULLAH b. ÖMER b. HATTAB

 

ABDULLAH b. ÖMER

عبد الله بن عمر

Ebû Abdirrahman Abdullah b. Ömer b. el-Hattâb el-Kureşi El- Adevi

(ö. 73/693)

Hz. Ömer’in oğlu, alim sahabi, en çok hadis rivayet eden, en çok fetva veren yedi sâhâbîden ve abâdileden biri.

Adı:

:

Abdullah

Baba Adı:

:

Ömer b. Hattâb

Anne Adı:

:

Zeyneb bint Maz’ün

Doğum Tarihi:                        

:

613

Doğum Yeri:                           

:

Mekke

Künyeleri:                                  

:

Ebü Abdurrahman, İbn Ömer

Önemli aile bağları:

:

Hz. Ömer’in oğlu

Nisbesi:                               

:

Kureşî, Adevi

Eşleri:

:

Safiyye bint Ebi Ubeyd b. Mes’ûd es-Sekafî, Ümmü Alkame bint Alkame b. Nâkış

Tabakası:

:

Sahabe

Müslüman Olduğu Tarih:

:

616

Katıldığı Önemli Olaylar:                                          

:

Medine’ye Hicret, Hedeybiye Antlaşması, Bey’atürrıdvân, Hendek, Hayber Ve Huneyn Gazveleri, Mekke’nin Fethi, Şam, Irak Ve Mısır Fetihleri, İstanbul Seferi (49 [669] Yılında Ebû Eyyûb El-Ensârî İle Birlikte)

Rivayet Ettiği Hadis Sayısı:                                 

:

2630

Önemli Bazı Özellikleri:                            

:

Bilgileriyle Ve Özellikle Verdikleri Fetvalarla Meşhur Olan “Abdullah“ Adlı Dört Meşhur Sahâbiden (Abâdile) Biri

Vefat Tarihi

:

73 (692)

Vefat Yeri

:

Mina (Mekke)

Kabrinin Bulunduğu Yer

:

Mekke

Hz. Muhammed peygamber olduktan üç yıl sonra Mekke'de doğdu. Resûlullah'ın eşi Hz. Hafsa ile ana baba bir kardeştir. Babasına nispetle İbn Ömer (Ömer'in oğlu) diye de anılır. Babası müslüman olduğunda kendisi üç yaşındaydı. Bir müslüman olarak yetişti ve dokuz yaşındayken babasıyla birlikte Mekke'den Medine'ye hicret etti.

Abdullah b. Ömer, Hz. Peygamber'in kayınbiraderi olduğu için onun yakın çevresinde bulunabiliyordu. Bu sebeple Resûlullah'ın birçok sahâbî tarafından görülüp duyulmasına imkân bulunmayan bazı davranışlarına ve sözlerine şahit oldu; İslam'ın inceliklerini bizzat ondan öğrendi. Hz. Peygamber vefat ettiğinde on dokuz yaşında bir genç olmasına rağmen Hz. Peygamber'in sünnetinin sonraki nesillere aktarılmasında (rivayet) önemli rol oynadı. En çok hadis rivayet eden yedi sahâbi (müksirûn) içinde Ebû Hüreyre'den sonra ikinci sırada yer alır. İbn Ömer'in rivayet ettiği bu hadislerin bir kısmı, bizzat Hz. Peygamber'den duyup gördükleridir. Bir kısmını da babası Hz. Ömer, ablası Hz. Hafsa ile Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman, Hz. Âişe, Zeyd b. Sâbit, Bilal-i Habeşî ve Abdullah b. Mes'ud gibi ileri gelen sahâbilerden öğrenmiştir. Hz. Peygamber'den duyduklarını kelimesi kelimesine aktarmaya dikkat eder, bunların eş anlamlılarıyla dahi değiştirilmesine izin vermezdi. Mesela İslam'ın beş şartıyla ilgili hadisi nakleden birine, hadisin kelimelerinde yer değişikliği yaptığı için müdahale edip uyarmıştı. Kendisi de hadisleri çok iyi bildiği halde, rivayet ederken hata yapmamak için aşırı dikkatli davranırdı. Bu yüzden adı, "altın silsile" denilen en güvenilir hadis rivayet zincirinde (Hz. Muhammed İbn Ömer Nâfi' İmam Mâlik) yer alır. Âzatlı kölesi Nafi', Abdullah b. Abbas ve Câbir b. Abdullah gibi genç sahâbilerin yanı sıra bir sonraki tâbiîn nesline mensup Hasan-ı Basri, Said b. Müseyyeb, Mücahid b. Cebr ve Tâvûs b. Keysân gibi meşhur âlimler ile Şia'nın beşinci imamı Muhammed el-Bakır İbn Ömer'den hadis rivayet etmiştir. Ondan rivayet edilen hadisler, Kütüb-i Sitte başta olmak üzere bütün hadis kitaplarında dağınık vaziyette yer aldığı gibi hadislerin sahabe adlarına göre sıralandığı müsnet türü kitaplarda bir arada görülebilir.

İbn Ömer'in en meşhur özelliği, Hz. Peygamber'in davranışlarına ve hayat tarzına herhangi bir yorum yapmaksızın harfiyen uyması ve emirlerini aynen yerine getirmesidir. Hz. Peygamber'in vefatından sonra onun namaz kıldığı yerlerde namaz kılar, geçtiği yollarda yürür, dinlendiği ağaçların altında oturur, kurumasınlar dive onları sulardı. Resûl-i Ekrem'in "Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız, öyleyse size birbirinizi sevdirecek bir şey söyleyeyim: Çokça selamlaşınız!" (Müslim, "Îmân", 93) buyruğunu yerine getirmek için, bazı günler başka hiçbir işi olmadığı halde çarşıya çıkar, büyük küçük ayırt etmeden herkesle selamlaşırdı. Resûl-i Ekrem bir gün onun hakkında "Abdullah ne iyi insan, bir de gece namazı kılsa!" (Buhârî, "Fezâilü ashâbi'n-nebî", 19) buyurunca, o gün başladığı gece namazını ömrü boyunca hiç bırakmadı.

Hz. Peygamber'in ashabı içinde Kur'ân-ı Kerim ve sünnet bilgisiyle ön plana çıkan İbn Ömer, dinî meseleler hakkında görüşlerine (fetva) en çok başvurulan yedi sahâbîden biriydi. Karşılaştığı dinî meselelerin çözümü hususunda büyük ölçüde babası Hz. Ömer'in görüşlerinin ve uygulamalarının tesiri altında kalmıştı. Ancak kendi araştırmaları sonucunda elde ettiği görüşlere (içtihat) uymayan konularda babasına muhalefet etmekten de çekinmezdi. Bununla birlikte kesin kanaat sahibi olmadığı konularda görüş bildirmekten sakınan İbn Ömer, bir defasında iyi bilmediği bir meselede ısrarla görüşünü soran birine "İbn Ömer böyle fetva verdi diye suçu bana atıp cehennemden kurtulmak istiyorsun değil mi?" diye çıkışmıştır. Yanlış kararlar verip günaha girmekten korktuğu için, Hz. Osman'ın halifeliği döneminde kendisine yapılan kadılık teklifini de kabul etmedi.

Abdullah b. Ömer, babasının da teşvikiyle Hz. Peygamber'in sağlığında sürekli ona yakın olmaya çalıştı ve önemli olaylarda yanında bulundu. Yaşı küçük olduğu için Bedir ve Uhud gazvelerine katılmasına izin verilmediyse de on beş yaşındayken gerçekleşen Hendek Gazvesi'nden itibaren İslam'ın  yayılması için yapılan bütün savaşlara iştirak etti. Bu yüzden sadece Hz. Peygamber'in dinî öğretisi ve yaşayış biçiminin değil onun döneminde yaşanan olayların da sonraki nesillere aktarılmasında büyük katkıları oldu. Aynı şekilde Hz. Ebû Bekir ve babası Hz. Ömer'in halifelikleri döneminde de bütün önemli savaşlara ve fetihlere katıldı. 49 (669) yılında Ebû Eyyub el-Ensârî ile birlikte İstanbul seferine iştirak etti. Ancak gerek ilk iki halife döneminde gerekse babasından sonraki halifeler zamanında hiçbir siyasî ve idarî görev almadı, bundan özellikle kaçındı. Şahsî tercih ve karakterinin yanı sıra babasının tavsiyesi de onun bu tutumunda etkili olmuştur. Hz. Ömer, ailesinden bir kişinin halifelik sorumluluğunu almasını yeterli gördüğü için, kendisinden sonraki halifeyi seçecek heyetin karara varamaması halinde oğlu Abdullah'ın sadece bilirkişi sıfatıyla rol almasını, fakat halifeliğe talip olmamasını istemişti. Abdullah babasının bu kararına uyduğu gibi daha sonra müslümanlar arasında çıkan kargaşa ve çatışmalardan da (fitne) uzak durdu. Hem Hz. Osman'ın şehit  edilmesinden (35/656) hem de Emeviler'in ikinci halifesi Yezid b. Muâviye'nin ölümünden (64/683) sonra kendisine yapılan halifelik tekliflerini reddetti. Hz. Ali'nin halife olarak seçilmesini sağlayanlar arasında yer aldı. Bununla birlikte Hz. Ali ve Muaviye arasındaki mücadelede tarafsız kalıp evine çekilmeyi tercih etti. İbn Ömer'in bu siyasi tavrı, birçok sahâbi ve ileri gelen täbiin âlimi tarafından da benimsenmiştir. Müslümanların siyasi birliğini bozup kargaşa ve istikrarsızlığa yol açmaktan çekindiği için, tutumlarını beğenmediği devlet yöneticilerine de itaat edilmesi gerektiğini söylerdi. Fakat idarecilerin dini konulardaki ihmallerine göz yummaz, hatalarını yüzlerine söylemekten çekinmezdi. Özellikle Emeviler'in meşhur valisi Zâlim lakabıyla meşhur Haccac b. Yûsuf es-Sekafi'ye karşı yaptığı sert uyarı ve itirazlar Haccac'ı çok öfkelendirmiş, hatta bu yüzden ona karşı bir suikast tertip ettirmişti. Nitekim 73 (693) yılı hac mevsiminde Mina'da bulunan İbn Ömer, oradaki bir kişinin zehirli mızrağını ayağına kasıtlı olarak düşürmesi üzerine yaralandı ve bu yaranın etkisiyle kısa süre sonra hayatını kaybetti. Hastalığı sırasında kendisini ziyarete gelen ve olaya sebep olan kişiyi yakalatıp öldürteceğini vaat eden Haccac'a, yasak olmasına rağmen Harem bölgesine silah sokulmasına izin verdiği için bu olaya aslında kendisinin sebep olduğunu söylemiştir.

Abdullah b. Ömer, sahabe içindeki sayılı zenginlerden olmasına rağmen servet biriktirmekten hoşlanmazdı. En kıymetli mallarını sadaka olarak ihtiyaç sahiplerine verir, en sevdiği hayvanlarını Allah yolunda kurban ederdi. Devlet adamlarının verdiği armağanları fakirlere dağıtırdı. Kölelerine çok iyi davranır, iyi hali görülen ve bilhassa namazlarını düzenli kılan kölelerini âzat ederdi. Daima az yer ve sade giyinirdi. Soğuk kanlı ve yumuşak huylu olduğu için Hz. Peygamber'e benzetilirdi. Bir gün evine kadar peşinden gelen ve kendisine hakaret eden bir adama ağzını açıp tek kelime söylememiş, sadece kapıdan girerken "Kardeşim Asım ve ben kimseye sövmeyiz" demekle yetinmişti. İbadete en düşkün sahábilerden biri olan İbn Ömer, daha sonra yaşamış zahit ve süfilerce de bu yönüyle örnek alınmıştır.

ABDULLAH b. ÖMER'İN İLMÎ KİŞİLİĞİ

HADİS ALANINDA

  • 2630 hadis ile, en çok hadis rivayet eden yedi sahâbi (müksirûn) içinde Ebû hüreyre'den sonra ikinci sırada yer alır.
  • Ablası Hafsa, Hz. Peygamber'in eşi olduğu için birçok sahâbiye göre daha faazla hadis aktarma imkanı elde etmiştir.
  • " Altın silsile " denilen en güvenilir hadis rivayet zincirinde (Hz. Muhammed  İbn Ömer Nâfi' İmam Mâlik) yer alır.
FIKIH ALANINDA

  • Sahabenin yaşlıları vefat ettikten sonra insanların fetva için başvurdukları kişilerin başında gelir (İbn Abbas ile birlikte), Altmış yıl boyunca fetva verir
  • Hz. Peygamber'in hayat tarzına uyma ve onun emirlerini aynen yerine getirme hususunda titizlik gösterirdi.
  • Fetva verirken önce kitaba, sonra sünnete başvurur, aradığı bu kaynaklarda hükmü bulamazsa ileri gelen sahabenin ittifak ettiği içtihatlara göre hareket ederdi. Sahabe arasında görüş birliği bulunmayan konularda dilediğinin içtihatını seçer, herhangi bir içtihadın mevcut olmadığı durumlarda ise meseleyi daha çok kıyas yoluyla çözerdi.
  • En çok fetva veren sahâbilerden biridir.
  • Babası Hz. Ömer'in fıkhi kanaatlerinin tesiri altında kalmış, ancak içtihadına uymayan konularda ana muhalefet etmektende çekinmemiştir.
  • Kesin kanaat sahibi olmadığı hususlarda fetva vermekten sakınmıştır.


KAYNAKÇA

Ahmed Menâf Hasan Kaysi, Eseru Abdillah b. Ömer fi't-tefsir, Beyrut 1427/2006; Ahmet Turan Yüksel, "Dört Halife Dönemi Olayları Karşısında Abdullah b. Ömer", ISTEM: İslam San'at, Tarih, Edebiyat ve Mûsikîsi Dergisi, III/6, Konya 2005, s. 59-86; a.mlf., "Emeviler Döneminde Abdullah b. Ömer", a.e., IV/8 (2006), s. 21-42; Ali et-Tantâvi - Nâcî et-Tantâvî, Ahbâru Ömer ve ahbâru Abdillah b. Ömer, Beyrut 1983; Ebû Nuaym, Hilye, 1, 292-314; Ebû Ümeyye Muhammed b. İbrâhim et-Tarsûsî, Müsnedü Abdillah b. Ömer (nşr. Ahmed Râtib Armûş), Beyrut 1407/1987; ibn Abdülber, el-istîâb, III, 80-83; İbn Hacer, el-isâbe, IV, 155-161; İbn Sa'd, et-Tabakāt, IV, 133- 165; İbnü'l-Esir, üsdü'l-gabe, III, 42-46; Muhammed Revvâs Kal'acî, Mevsûatü fıkhi Abdillâh b. Ömer: Asrühû ve hayâtüh, Beyrut 1406/1986; Muhyiddin Müstû, Abdullah b. Ömer: es-Sahâbiyyü'l- mü'tesi bi-Resûlillâh, Dimaşk 1407/1987; el-Müsnedü'l-musannefü'l- muallel: Abdullah b. Ömer (nşr. Beşşâr Avvâd Ma'ruf v.dğr.), Tunus 1434/2013, XIV-XVII; Zehebî, A'lâmü'n-nübelâ', III, 203-239.

DİA: M. Yaşar Kandemir, "Abdullah b. Ömer b. Hattâb", 1, 126-128.

İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1388/1968, IV, 142-188.

Buhârî, “ʿÎdeyn”, 9, “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 19.

Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 139-140.

Tirmizî, “Aḥkâm”, 1.

Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 477, 505; III, 292-296; IV, 115, 117, 227-229, 269, 270, 341, 428, 431, 432, 460; V, 58, 68-69, 232, 342-343, 536.

Ebû Nuaym, Ḥilyetü’l-evliyâʾ, Kahire 1394-99/1974-79, I, 292-314.

İbn Abdülber, el-İstîʿâb (el-İṣâbe içinde), II, 341-346.

İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe (Bennâ), III, 340-345.

a.mlf., el-Kâmil, II, 151; III, 9, 51, 65-66, 459; IV, 363.

Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 37-40.

a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 203-239.

İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 437.

İbn Hacer, el-İṣâbe, II, 347-350.

a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, V, 328-330.

Muhammed Revvâs Kal‘acî, Mevsûʿatü fıḳhi ʿAbdillâh b. ʿÖmer, Beyrut 1406/1986, s. 33-39.

K. V. Zetterstéen, “Abdullah”, İA, I, 39.

L. V. Vaglieri, “ʿAbd Allāh b. ʿUmar b. el-K̲h̲aṭṭāb”, EI2 (Fr.), I, 55-56.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABDULLAH B. MES’ÛD

ABDULLAH B. AMR B. AS

ABDULLAH b. REVÂHA

ABDULLAH b. HÂRİS el-HÂŞİMÎ