ABDULLAH b. REVÂHA

 

ABDULLAH b. REVÂHA

عبد الله بن رواحة

Ebû Muhammed Abdullah b. Revâha b. Sa'lebe el-Hazrecî

(ö. 8/629)

Ensarın ileri gelenlerinden, şair sahâbî. Mûte Savaşı’nda şehid düşen üçüncü kumandan.

Adı:

:

Abdullah

Baba Adı:

:

Revâha b. Sa’lebe

Anne Adı:

:

Kebşe bint Vâkıd b. Amr

Doğum Yeri:                           

:

Medine

Künyeleri:                                  

:

Ebü Muhammed, Ebû Revâha, Ebû Amr

Lakabı:                                   

:

Peygamber şairi

Mesleği:

:

Şair, Edip

Müslüman Olduğu Tarih:

:

622 (?)

Tabakası:

:

Sahabe

Önemli görevleri:

:

Hz. Peygamber’in Nakipliği (İdari Yardımcılığı), Özel Katipliği Ve Medine Vekilliği, Seriyye Kumandanlığı, Hayber Ve Hendek Gazvelerinde Elçilik, Mûte Savaşı’nda Kumandanlık

Katıldığı Önemli Olaylar:                                          

:

İkinci Akabe Biatı, Bedir, Uhud, Hendek, Hayber Ve Mûte Gazveleri, Bey’atürrıdvan, Hudeybiye Antlaşması Ve Umretü’l-Kaza Seferi

Önemli Bazı Özellikleri:                            

:

Mûte Savaşı’nda Şehid Olan Üç Kumandandan Biri

Vefat Tarihi

:

8 (629)

Vefat Yeri

:

Mûte (Kerek-Ürdün)

Kabrinin Bulunduğu Yer

:

Mûte

Medine'nin (Yesrib) iki büyük kabilesinden Hazreç'in Benî Hâris koluna mensuptur. Annesinin adı Kebşe bint Vâkid'dır. Okuma yazmanın yaygın olmadığı bir dönemde küçük yaşta okuma yazma öğrenen ve şairliği ile tanınan Abdullah Medine'nin saygın şahsiyetlerindendi. Hazreç kabilesi ile Medine'nin diğer büyük kabilesi Evs arasındaki atışmalarda şiirleriyle kendi kabilesini temsil ederdi. Müslüman olduktan sonra sanatını yalnız Hz. Peygamber'in ve İslam dininin hizmetinde kullandığı için "Resûlullah'ın şairi" lakabıyla anıldı.

Hicretten hemen önceki hac döneminde (622), İslam'ı kabul ettiklerini bildirmek ve Hz. Peygamber'i şehirlerine davet etmek üzere Mekke'ye gelen ve onunla "İkinci Akabe Biatı" denilen buluşmayı gerçekleştiren Medineliler arasında yer aldı. Bu buluşmaya katılan yetmiş beş kişi arasından Hz. Peygamber'in seçtiği on iki temsilciden (nakib) biriydi. Abdullah b. Reváha okuma yazma bildiği, iyi bir şair ve hatip, cesur bir savaşçı, ayrıca züht ve takvá sahibi olduğu için hayatı boyunca Hz. Peygamber'in özeI sevgisini ve itimadını kazanmış, önemli görevler yüklenmiştir. Allah resulü özel kâtipleri arasına almak suretiyle ona olan güvenini ortaya koymuştur.

Medineli müslümanların (ensar) ileri gelenleri arasında yer alan Abdullah b. Reváha Bedir, Uhud, Hendek, Hayber gibi gazvelerde pek çok yararlılık göstermiştir. Yüklendiği bazı görevler arasında, 2 yılında (624) gerçekleşen Bedir zaferinin müjdesini Zeyd b. Hârise ile birlikte Medine'ye ulaştırması ve bundan iki yıl sonra yapılan ikinci Bedir seferi (Bedrü'l-mev'id) sırasında Medine'de Hz. Peygamber'in vekili olarak kalması sayılabilir. Yahudilerle yapılan savaşlarda da Hz. Peygamber tarafından kendisine bilgi toplama, elçilik ve müzakerecilik gibi görevler verilmiş, ayrıca vergi tahsildarlığı yapmıştır.

Hz. Peygamber, 8 yılında (629) Mûte seferine çıkan 3000 kişilik İslam ordusunun başına Zeyd b. Hárise'yi getirmiş, onun şehit olması halinde Ca'fer b. Ebû Tâlib'in, o da şehit düşerse Abdullah b. Revȧha'nın kumandayı ele almasını emrederek kendilerini Medine'nin dışına kadar uğurlamıştı. Ordu, bugün Ürdün sınırları içinde bulunan Mûte adlı bölgeye geldiğinde, sayı ve silah bakımından kendisinden çok üstün olan Doğu Romalılar'la karşılaştı. Bazı askerler geri çekilip takviye kuvveti aldıktan sonra düşmanla çarpışmayı teklif edince, Abdullah b. Reváha "Şehitlik mertebesine erişmek için yola çıktık, savaşma gücümüzü sayımızdan yahut silahlarımızdan değil, Allah tarafından bize lütfedilen din gayretinden almıyor muyuz?" sözleriyle bu teklife karşı çıktı ve diğerlerini de savaşmaya ikna etti. İlk iki kumandan şehit düşünce, Hz. Peygamber'in talimatı uyarınca Abdullah b. Reváha sancağı alıp müslümanların başına geçti. Ordunun kumandanı olmasına rağmen, askerleri teşvik amacıyla ön safta cesurca savaştı ve Doğu Roma askerleri tarafından kuşatılarak şehit edildi. Abdullah b. Reváha dini konularda derin bilgi sahibi olup ashaba öğretmenlik yapanlardandı. Hz. Peygamber'in bulunmadığı bazı ortamlarda onun yerini alır, sahâbîlerle sohbet eder ve onları bilgilendirirdi. Ancak İslam'a hizmet konusunda daha çok şairliği ile tanınır. Kureyş müşriklerinin İslam ve Hz. Peygamber aleyhindeki sözlü saldırılarına şiirleriyle cevap veren Abdullah b. Revâha, Kâ'b b. Mâlik ve Hassân b. Sâbit ile birlikte ilk İslam şairleri olarak tarihe geçmiştir.

"Şairlere yoldan çıkmış azgınlar tâbi olur. Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmez misin?" (eş-Şuarâ 26/224-226) âyetleri vahyedilince Abdullah "Allah benim de şair olduğumu biliyor, demek ki ben de onlardanım" diyerek üzüntüsünü belirtmişti. Bunun üzerine aynı sûrenin "Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesna..." şeklinde başlayan 227. âyeti gönderilmiş; böylece o, hakkında âyet nâzil olan sahâbilerden biri olmuştur. Resûl-i Ekrem de "Abdullah'ın şiirleri müşrikler üzerinde oktan daha etkilidir" (Nesai, "Menâsikü'l-hac", 121) buyurarak onun asılsız ve boş söz söylemediğine işaret etmiştir. Hz. Peygamber ve ashabı, 5 yılında (627) gerçekleşen Hendek Gazvesi'ne hazırlık amacıyla üstleri başları toz toprak olmuş vaziyette Medine çevresine hendek kazarlarken, Abdullah b. Revâha'nın şu şiirini hep birlikte söylemişlerdi:

Vallahi, Allah bize hidayet etmemiş olsaydı hidayete eremezdik/Ne zekât verir, ne namaz kılardık/Kâfirler bize saldırdılar/Onlar fitne çıkarmak istediklerinde biz bundan çekindik/Bizden yardım istendiğinde geldik/Yardıma ihtiyaç duyduğunuzda bize güvenin/ Ya Resûlellah! Sana canımız feda olsun, kusurlarımızı bağışla!/Yâ rabbi! Düşmanla karşılaştığımızda bize dayanma gücü ver/Ve bizlere sabır ve sebat ihsan et/ Biz senin keremine muhtacız.

Abdullah b. Reváha dünya nimetlerine gereğinden fazla değer vermeyen (zâhit) bir kişiydi. Mûte seferine çıkarken ağlamış, sebebi sorulunca şöyle demiştir: "Dünyayı çok sevdiğim ya da sizlerden ayrılacağım için ağladığımı sanmayın. Ancak ben Resûlullah'tan Meryem sûresinin 71. âyetini işittim. Bu âyette Allah şöyle buyuruyordu: 'Sizden cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur.' İşte ben cehenneme uğradığımda halim nice olur diye düşünüp ağlıyorum." Orduyu uğurlayanlardan biri "Allah'a emanet olun. Düşmanın kötülüğüne bulaşmadan sağ salim dönmek nasip olsun" deyince de ağzından şu beyitler dökülmüştür: Günahkarım, fakat af isterim rabbimden/Ya da kanımı dökecek bir vuruş/Kılıç ya da mızrakla deşilip çıksın ciğerim/Tâ ki beni görenler içtenlikle dilesin:/ "Şu savaşçıya Allah rahmet eylesin." Çocuğu olmayan Abdullah b. Revåha'nın Endülüs'e göç eden ve Beni Abdüsselâm adıyla anılan akrabaları arasından meşhur şairler çıkmıştır.

KAYNAKÇA

Cemil Sultan, Abdulloh b. Reváha, Dimaşk 1407/1987; Cumahi, Fuhülü's-suard', 1, 223-226; ibn Hacer, el-isåbe, IV, 72-75; İbn Sa'd, et-Tabakat, III, 481, 565-566; ibnü'l-Esir, Üsdü'l-gäbe, II, 592-595; Mehmet Salih Arı, "Abdullah b. Reváha: Bir Peygamber Şairi ve Bir Komutan", İslâmî Araştırmalar, XIX/2, Ankara 2006, s. 377-389; Muhammed b. Sa'd eş-Şuvay'ır, Abdullah b. Revâha: Hayâtühû ve dirâse fî şi'rih, Riyad 1406/1986; Velid Kassâb, Dîvânü Abdillah b. Revâha ve dirâse fî sîretihî ve şi'rih, Riyad 1402/1982; Zehebî, A'lâmü'n-nübela', 1, 230-240.

DIA: Sargon Erdem - Hulusi Kılıç, "Abdullah b. Revâha", 1, 129-130.

Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 566.

İbn Hişâm, es-Sîre², IV, 15-21, ayrıca bk. İndeks.

İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 92; III, 526-530, 612-613.

Cumahî, Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ, I, 223-226.

Buhârî, “Teheccüd”, 21.

Nesâî, “Menâsikü’l-ḥac”, 121.

Âmidî, el-Müʾtelif, s. 126-127.

Ebû Nuaym, Ḥilye, I, 118-121.

İbn Hazm, Cemhere (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1982, s. 363-365.

İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe (Bennâ), III, 234-238.

a.mlf., el-Kâmil, II, 234-237, ayrıca bk. İndeks.

Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, I, 230-240.

İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), IV, 82-86.

Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, II, 303-305.

F. Wüstenfeld, Genealogische Tabellen der Arabischen Stämme und Familien, Göttingen 1852, s. 22.

Ziriklî, el-Aʿlâm, IV, 217.

Sezgin, GAS, II, 292-293.

Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, I, 263.

Velîd Kassâb, Dîvânü ʿAbdillâh b. Revâḥa ve dirâse fî sîretihî ve şiʿrih, Riyad 1402/1982.

Muhammed b. Sa‘d eş-Şuvay‘ır, ʿAbdullāh b. Revâḥa ḥayâtühû ve dirâse fî şiʿrih, Riyad 1406/1986.

F. Krenkow, “Hazrec”, İA, V/1, s. 415-416.

A. Schaade, “Abdullah”, İA, I, 39-40.

a.mlf., “ʿAbd Allāh b. Rawāḥa”, EI2 (İng.), I, 50-51.

W. Montgomery Watt, “al-K̲h̲azrad̲j̲”, EI2 (İng.), IV, 1187.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ABDULLAH B. MES’ÛD

ABDULLAH B. AMR B. AS

ABDULLAH b. ÖMER b. HATTAB

ABDULLAH b. HÂRİS el-HÂŞİMÎ