MÂLİYE TEŞKİLÂTI
MÂLİYE TEŞKİLÂTI
Osmanlı Devleti’nin gelir ve
giderlerini idare eden ve devlet işletmelerinin faaliyetleri ile ilgili
çalışmaları yürüten teşkilât. Osmanlı Devleti’nde ilk mâliye teşkilâtı, Murâd-ı
Hüdâvendigâr’ın emriyle Çandarlı Kara Halîl ve Kara Rüstem tarafından kuruldu.
Sonraki yıllarda hududun genişlemesi, ihtiyâcın fazlalığı, muhtelif hizmetlere
lüzum hâsıl olması üzerine, gelir ve giderlerin mikdâr ve çeşitleri de arttı.
Osmanlı Devleti’nde şer’î ve örfî
olarak başlıca iki çeşit vergi vardı. Şer’î vergi olan zekât, öşür, harac, cizye
ve bunların teferruatı olarak seksen çeşit vergi toplanırdı. Şer’î vergiler
arasında ganîmetten alınan pay olan pençik (beşte bir) resmi, ilk zamanlarda
devletin gelirleri içinde mühim bir yekûn tutardı. Bir müddet sonra devlet, örfî
vergiler koyma ihtiyâcını da duydu. Zirâ harpler, kesilmeksizin devam ediyor,
yeterli ganimet elde edilemediği için savaşların yüklediği masraflar
karşılanamıyordu. Çok mikdârda askerin beslenmesi, donanmanın hazırlanması gibi
zaruretler, devleti buna zorluyordu. Harpler sıkıntılı günler yaşayan hazîneyi
daha da zor durumlarda bırakıyordu. İşte bunun için avârız ve tekâlif denilen
örfî vergiler konuldu.
Resmî adı avârız-ı dîvâniye olan
avârız vergisi, aslında olağanüstü hâllerde halka yüklenen mâlî, aynî ve bedenî
bir vergi olup, zamanla sürekli hâle geldi. Bunlar donanma için kürek yapmak,
kürekçi vermek başta gelmek üzere, ot, saman, zahire vermek, kale, köprü, yol
tamirlerinde bedenen çalışmak gibi şeylerdi. On altıncı yüzyıldan başlamak üzere
bu cins mükellefiyetler yavaş yavaş belli bir mikdâr para vermeye döndü ve buna
avârız akçesi denildi.
Yine rüsûm-ı örfiyeden olup, tekâlif
adı altında toplanan vergileri ise şunlar teşkil ediyordu: Mücerred, çift,
bennak, ispençe, bâdıhava, arusiyye, cürüm ve cinayet, ihtisah, çift bozan,
tapu, bağ, bahçe ve bostan, kovan, çift ve ağıl, yaylak ve kışlak, kaçkun,
gümrük vs. Bu vergilerin mikdârı her eyâlete göre o eyâletin kânunnâmesiyle
tespit ve tâyin edilirdi.
Nisbeten mâlî ve idâri muhtar
(otonom) olan eyâletler de, gelir ve gider hesap özetleri çıkarıyorlardı. Eyâlet
denilen idâri taksimatın başında bir beylerbeyi ve onun emrinde de merkezdeki
defterdârlık teşkilâtı tarafından tâyin edilen hazîne defterdârı bulunurdu.
Bunun idaresi altında çalışan eyâlet mâliye dâirelerinde tezkireci, muhasebeci,
veznedar, mukabeleci, rûznâmeci vb. müdürler ve bunların me’murları, toplanan
şer’î ve örfî vergileri, bu vergilerin harcanabileceği yerlere göre kısım kısım
ayırırlardı. Daha sonra eyâletin giderleri hesaplanır ve gelir fazlası, bir
liste hâlinde ortaya çıkardı. Beylerbeyiler, her yıl sonunda bu mahallî gelir
fazlalarını merkeze göndermek zorundaydılar.
Eyâletlerin gelir fazlalığı,
İstanbul’da gerek hazîneye bakan, gerekse devletin arazî kayıtlarının bulunduğu
defterdârlık teşkilâtına gelirdi. Burada hazînenin giriş ve çıkış kayıtlarını
tutan rûznâmçe-i evvel ve sânî kalemleri tarafından eyâlet me’murlarına
makbuzlar verilerek teslim alınan gelirler deftere kaydedilir ve gelen meblağ
hazîneye aktarılırdı.
Osmanlılarda hazîne, iç (enderûn) ve
dış olmak üzere iki türlüydü. Sarayın enderûn kısmında muhafaza edilen ve
kıymetli eşya, mücevherat, sikke çubukları ve sikkeleri ihtiva eden bir kaç alt
hazîneden meydana gelen iç hazîne pâdişâhın malıydı. Pâdişâhın ve sarayın bütün
giderlerinin karşılandığı bu hazîneden, devletin sıkışık zamanlarında dış
hazîneye aktarma yapılırdı. Başlıca kaynakları bâzı has, mukâtaa ve vakıf
gelirleri, Mısır irsaliyesi, darphâne gelirleri ile çeşitli hediye ve caizeler
teşkil ederdi. Rûznâmçe kalemi tarafından kayıtları tutulan ve sorumluluğu
sadrâzam ile defterdârın üzerinde olan dış hazîne ise devlet hazînesiydi.
Devletin bütün harcamaları, kapıkulu ocaklarının maaşları, me’mur maaşları,
savaş giderleri vs. buradan karşılanırdı (Bkz. Hazîne).
Mâliyenin Gelir ve Gider Kalemleri
Muhâsebe-i
evvel (Baş muhasebe): Osmanlı mâliye teşkîlâtının en
mühim kalemi olan muhâsebe-i evvel diğer kalemlerin de bağlı bulunduğu yer idi.
Dâire başkanına muhâsebe-i evvel veya baş muhasebeci denirdi. Devletin bütün
cizye, mukâtaa ve bâzı eyâlet gelirleri, darphâne, matbah, tersane, arpa
eminlikleri, baruthâne ve bunların emsali ve nüzul emânetleri, kasabbaşılık ve
bina emini hesapları, hep bu dâirede tedkîk edilir, denetlenirdi. Yânı Osmanlı
Devleti’nin bütün gelir ve giderleri baş muhasebede kayıtlı idi.
Cizye
muhasebesi: Esas
olarak hıristiyan ve yahûdîlerden alınan cizyenin her türlü idarî ve mâlî işine,
cizye kâğıtlarının hazırlanıp dağıtımına ve özellikle cizye vergisinin tahsîline
bakardı. Toplanan cizyelerin makbuz ve senetleri bu kalemde hazırlanır, zamanı
gelince mühürlenerek torbalar içinde mühürlü olarak cizye me’murlarına verilir
ve bu torbalar Muharrem ayı başlarında şer’î mahkemelerde kâdıların huzurunda
açılırdı.
Harameyn
muhasebesi: Bu
kalem, selâtin câmilerle mukaddes beldelerin (Mekke-Medîne, Kudüs) evkafı
gelirlerinin tahsîl ve sarfı ile uğraşırdı. Güneydoğu Anadolu’da Mardin,
Nusaybin, Kilis, Birecik, İskenderun; Batı Anadolu’da, Aydın, Menemen, Suğla ve
Güney Anadolu’da Antalya gümrüğü gelir kaynakları bu kalemce denetlenirdi.
Harameyn
mukâtaası:
Harameyn muhasebesi kaleminin konusuyla ilgili bâzı gelir kaynakları bunun
denetimindeydi. Bâzı mütekâid ve duâcı vazîfeleriyle has tevcihleri bu kalemde
yapılırdı.
Mevkûfât: Bu kalem, özellikle bedel-i nüzül
ve bedel-i sürsat denilen ordunun zahîre ihtiyâcını karşılamaya yönelik, alınan
avârız türü vergilerin idaresi ile görevliydi. Bu bakımdan rüsum kalemi de
denilmektedir. Ayrıca bütün hudut boylarındaki debboylar, harp zamanında
vilâyetlerin askerlere verdikleri tahsîsât, sefer hâlindeki askere verilecek
iaşe vesâiti ve devletin iaşe için verdiği ot, saman, yem ile paşalara ve
ordunun arkasından giden sivillere verilen para işlerine bu büro bakardı.
Mukâtaa-i
evvel (Baş mukâtaa): Özellikle Rumeli’de; Rusçuk,
Silistre, Yergöğü vs. gibi yerlerdeki nezâret ismi verilen çiftlikler ile,
Filibe, Tosya, Tatarpazarı ve diğer yerlerden alınan pirinç resmi; Enez, Ahyolu,
Selânik ve diğer memleketlerden alınan tuz resimleri, Karadeniz ve Akdeniz’deki
balık avı ve resimleri, baltalık ve ormanların iltizâma verilmesi gibi
vazifelerinin yanında bu bölgelerdeki bâzı vazîfe, has ve sâlyâne tahsislerini
denetlerdi.
Mâden
mukâtaası: Mâden
iltizâmı kalemi de denilen bu büro, Eflak ve Boğdan’ın, Bohemyalı göçebelerin
vergilerini, altın ve gümüş mâdenleri iltizâm gelirlerini, tütün zirâatı üzerine
konan vergileri ve yine aynı eşya üzerine konan transit rüsumunu, İstanbul dâhil
Rumeli eyâletlerinden alınan gümrük resmini, Rumeli kıptîlerinin cizye ve
ispençe vergilerini denetlerdi.
Bursa
mukâtaası:
Bursa, Biga, Bolu, Adapazarı, Kastamonu, Çankırı’daki bâzı mukâtaalarla mîzân-ı
harîr (ipek kapanı) mukâtaasının ve Akdeniz adalarındaki çeşitli mukâtaaların
gelirlerini denetler, Rumeli’deki bâzı kale muhafızlarının mevâcib hesaplarını
tutardı.
İstanbul
mukâtaası:
Payitaht ile Edirne’nin iaşe işleri ve ihtisâbı, Selanik, Yenişehir, Tırhala
mukâtaaları işlemlerine bakardı. Memleketin ipeklerinden alınan mîzân rüsumu ve
altın ve gümüş mamulleri üzerine konan resimlerle de bu kalem ilgilenirdi.
Avlonya
ve Ağriboz mukâtaası: Bu kalem, Arnavutluk, Tesalya
bölgelerindeki bâzı mukâtaa gelirlerini denetlemekteydi. 1748’de Bursa mukâtaası
ile birleştirildi.
Kefe
mukâtaası: Kırım
ile Ege sahil ve adalarındaki bâzı mukâtaaların gelirleri ile bâzı kale
mevâcibleri (kapıkulu askerlerine üç ayda bir verilen ücret), vazifeler ve
sâlyâne harcamalarını denetler, İzmir, Aydın ve Kırım’daki bâzı önemli
mukâtaaların hesabını tutardı. 1733’de İstanbul mukâtaası ile birleştirildi.
Haslar
mukâtaası: Vezir
vs. gibi devlet adamlarına has olarak verilen mukâtaa gelirlerini denetler,
âdet-i ağnam gibi gelir kaynaklarının hesabını tutar, özellikle Rumeli ve
Güneydoğu Anadolu’daki bâzı mukâtaaları, mahallî kalemleri ve bunların
gelirlerinden, vezir vs. haslarına karşılık ayrılan tahsisatı yönetirdi.
Anadolu
muhâsebat kalemi (Anadolu muhâsebesi): Bu büro 100-200 bin akçelik küçük
bir gelir kalemine karşılık ülkenin Anadolu ve Suriye taraflarında kalan
kalelerindeki neferlerle, mütekâid ve duâcıların maaş ve hesaplarına bakardı.
Ağnam
mukâtaası:
özellikle Rumeli’ndeki koyun vergileri (âdet-i ağnam ve ağnâm-ı celebkeşân)
hesaplarına bakardı.
Piskopos
halîfesi kalemi:
Osmanlı Devleti sınırları içindeki Hıristiyanların manastır ve kiliselerine âid
işlere bakardı.
Yeniçeri
kalemi: Merkez
ve taşra kalelerinde muhafız olarak görev yapan yeniçerilerle, acemi oğlanlara,
saray bahçeleri görevlilerine, baltacılara yapılan ödemeler bu kalemin
sorumluluğu altındaydı.
Piyade
mukabelesi:
Merkez ve kalelerdeki cebeci, topçu, top arabacılarla, alemdar, hassa terzileri,
çamaşırcılar, matbah, kiler hizmetçileri, çadır mehterleri, ehl-i hiref
(san’atkâr) gibi görevlilere verilen mevâcib yâni aylıklara bakmak bu kalemin
vazîfesi idi.
Süvari
mukabelesi:
Kapıkulu ocaklarının; sipâhî, silahdâr, sağ ve sol ulûfeciler, sağ ve sol
garîblerden meydana gelen süvari bölüklerinin mevâciblerine bakardı.
Büyük
ve Küçük kale (Tezkire-i kal’a-i evvel, tezkire-i kal’a-i
küçük): Bu
kalemler, hemen hepsi Rumeli’deki bâzı kalelerin vilâyet (yerli kulu)
askerlerinin defterlerini tutar, mevâcibleriyle ilgilenirdi.
Küçük
rûznamçe: Rikâb
ağaları, emekliye ayrılmış enderûn ağaları, müteferrikalar, hazîne me’murları,
bâzı defterhâne kâtipleri, dîvân kâtipleri, hassa tabibleri gibi aylık alan bâzı
görevlilerin maaş hesaplarını tutardı.
Teşrifat
kalemi: Protokol
ile ilgili olup, elçi tahsisatları, giydirilen hil’atlara yapılan harcamalar ile
bütçelerin ihracât bölümünde yer alan bâzı harcamalar gibi gider hesaplarını
tutardı.
Sâlyâne
mukâtaası: Bu
büro, ümerâ-i deryânın (deniz beyleri), Akdeniz ve Tuna donanmaları
kaptanlarının, Tatar sultanlarının sâlyânelerinin (yıllık tahsîsâtının)
hesaplarını tutar ve onlara gerekli ödemeleri yapardı. Bâzı sâlyâne giderlerinin
mukâtaa şeklindeki gelir kaynaklarını denetlemek de bu büronun görevleri
arasındaydı.
Bunların yanında; diyanet
me’murlarının, vakıfları idare edenlerin, vakıflardan para alanların
beratlarının tertip ve tanzîm olunduğu mâliye kalemi, hayrat müesseselerine
bağlı olanların tahsîsâtlarıyla uğraşan küçük evkaf muhasebesi, mâliye
kalemlerinden çıkan resmî evraka târihleri atan tarihçi kalemi, arâzî-i
emîriyyeden kayd-ı hayât şartı ile iltizâma verilen malikânelerin kontroluyla
görevli baş muhasebe kalemine bağlı mâlikhâne halîfesi kalemi, devletin
alacaklarını tahsil ile mükellef olan baş muhasebe kalemine bağlı zimmet
halîfesi kalemi, kayd-ı hayât şartıyla iltizâma verilen çiftliklerden alınan
yüzde on kalemiye resmini tahsîl eden mevkûfât kalemine bağlı kalemiye dâiresi,
müsadere olunan mallar ile hükümdara âid veraset işlerine bakan baş muhasebe
kalemine bağlı muhâlefât halîfesi kalemi, hayvanlarla yapılan posta ve menzil
işlemlerine bakan mevkûfât kalemine bağlı menzil halîfesi kalemi gibi bürolar da
bulunuyordu. Ayrıca defterdârlıkla halk arasındaki ihtilâfları halletmekle
görevli, mâliyeye bağlı fakat dâvaları Rumeli kazaskeri tarafından tedkîk edilen
mâliye mahkemesi de faâliyet gösteriyordu.
Eyâletler Mâliyesi
Osmanlı Devleti idarî yapısı içinde
kırkdan fazla eyâlet, muhtar yönetim ve yan bağımsız hürriyete sâhib tâbi
devletler vardı. Eyâletler ise, mâlî açıdan has ve sâlyâne ile idare edilenler
olarak ikiye ayrılırlardı.
Has ile idare edilen
eyâletler: Bu
eyâletlerin toprakları, hazîne tarafından mültezim ve voyvodalara verilerek
işletilen havâss-ı hümâyûn (pâdişâh hasları), vezir, beylerbeyi ve kumandan
hasları ile daha alt rütbelerde olanlara verilen zeamet ve tımar olarak üç
bölümdü. Kendilerine has, zeamet veya tımar verilen askerî personelin temel
görevi seferlere katılmaktı. Herhangi bir sebeple bu görevi yerine
getirmedikleri takdirde kendilerinden bedel alınırdı (Bkz. Tımar).
Bu eyâletler merkez mâliye
teşkilâtına düzenli olarak avârız haneleri yoluyla bağlıydılar. Bu hânelere göre
toplanan avârız ve bedel-i nüzül gelirleri merkeze gönderilirdi. Her eyâlette,
merkezî hazîneye gönderilecek gelirlerle ilgili bir defterdâr ile tımar
gelirlerini denetleyen bir tımar defterdârı bulunurdu. Pâdişâh hasları ile
sahipsiz kalan zeamet ve tımarların gelirleri defterdârlar tarafından toplanıp
hazîneye gönderilirdi.
Has ile idare edilen yirmi dört
eyâlet vardı. Bunlar: Rumeli, Anadolu, Karaman, Diyarbakır, Şam, Sivas, Erzurum,
Van, Budin, Cezâyîr-i bahr-i sefîd, Halep, Maraş, Kıbrıs, Girid, Bosna,
Tameşvar, Trablus-ı Şam, Trabzon, Kefe, Rakka, Şehrizûr, Çıldır, Kars ve Musul
idi.
Sâlyâne ile idare
edilen eyâletler: Bu eyâletlerin beylerbeyilerine
dirlik tahsîs edilmediğinden, bu beylerbeyiler başında bulundukları eyâletin
hazînesinden, umumiyetle mikdârı kanunnâmelerle tesbit edilmiş nakit sâlyâne
(yıllık) alırlardı. Bu statüdeki bölgeler tımar sisteminin dışında olduklarından
bütün vergi gelirleri doğrudan devlete âiddi. Bu eyâletlerin gelirleri,
defterdârlar tarafından toplanıp, beylerbeyine, sancak beylerine bu meblağdan
sâlyâne ve kul taifesi için ulufe ayrılır, fazlalık olması hâlinde, bu; irsaliye
adı altında merkeze gönderilirdi. Sâlyâne ile idare edilen eyâletlerden sâdece;
Mısır, Bağdâd ve Basra eyâletleri her yıl düzenli olarak İstanbul’a irsaliye
gönderirlerdi.
Sâlyâne ile idare edilen yerler;
merkezî hazîneyi besleyen en önemli eyâlet olan Mısır beylerbeyi ile
sancakbeylerinin çoğu sâlyâneli olmakla beraber, bâzı sancakbeyleri haslı olan
Bağdâd, Bağdâd’ın fethiyle Osmanlı ülkesine katılan ve iltizâm suretiyle
beylerbeyilerine tevcih edilen Basra, devlete üç yılda bir hediye gönderen Garb
ocakları, gelirleri sâlyâneyi dahi karşılamadığı için Mısır hazînesinden
desteklenen Habeş, Bağdâd’ın fethiyle Osmanlı idaresine geçen Lahsa, nazarî
olarak sâlyâneli eyâletler arasında olan fakat on yedinci yüzyıldan îtibâren
mahallî imâmlar tarafından yönetilen ve gelirleri beylere ve Mekke muhafız
kuvvetlerine tahsis edilmiş olan Yemen, Girid, Kaptanpaşa eyâleti de denen
Cezâyir-i bahr-i sefîd’in sancaklarından üçü (Sakız, Nakşa, Mehdiye), Kıbrıs
eyâletinin üç sancağı (Girne, Baf, Magosa), Haleb’in iki, Şam’ın üç sancağından
ibaretti.
Tâbi
devletler: Bunlar
her yıl Osmanlı Devleti’ne belli bir mikdâr vergi veren ve ihtiyâç ânında
askeriyle birlikte orduya katılmak zorunda olan Kırım hanlığı, Osmanlı Devleti
sınırları içinde olan ve her sene cizye ödeyen Eflak ve Boğdan voyvodalıklarıyla
Erdel krallığı, iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı
olan ve her sene cizye ödeyen Dobrovnik Cumhuriyeti (Adriyatik kıyılarında),
Kafkasya’da bulunan ve devlete her yıl vergi veren yarı müstakil, Gürcü, Dadyan,
Açıkbaş krallık ve melikliklerinden ibaretti.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye
Teşkilâtı; sh. 319 v.d.
2) Osmanlı Mâliyesi (A. Tabakoğlu)
3) Mufassal Osmanlı Târihi; cild-1, sh.
1455
Yorumlar
Yorum Gönder