PATRONA İSYÂNI
PATRONA İSYÂNI
1730 yılında İstanbul’da meydana gelen ve III. Ahmed’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan ayaklanma.Patrona Halil’in kalyonlarda çalıştığına dair iki belge (BA, Cevdet-Dahiliye, nr. 5071)
Târihte
Lâle devri olarak bilinen döneme son veren isyân hareketi. Patrona ihtilâlini
hazırlayan çeşitli; siyâsî, ekonomik, sosyal ve idâri sebepler vardır. Merkezde
sadrâzam Nevşehirli Dâmâd İbrâhim Paşa’ya karşı olan devlet adamları, bilhassa
devlet içerisinde yapılan idarî ve sosyal ıslâhatların askerî teşkîlât
içerisinde de yapılacağını öne sürerek, yeniçeri ocağını isyâna teşvik
ediyorlardı. Bu arada uzun süren ve Lâle devri denilen sulh devresinde
İstanbul’u güzelleştirmek amacı ile girişilen saray, konak, yalı ve bahçe gibi
inşâatları da, lüks ve israftan sayarak halkı kışkırtmaktan geri durmuyorlardı.
Son
olarak 1723 İran seferinin başlangıçta muvaffakiyetli netîceler alınmasına
rağmen, sonradan Osmanlı Devleti aleyhine dönmesi ve bozgun haberlerinin
İstanbul’a gelmesi üzerine, yeniçeriler ile birlikte İstanbul halkı ve esnafının
da İbrâhim Paşa idaresine karşı hoşnutsuzluk belirtmeleri, isyân için fırsat
kollayanları harekete geçirdi. Bunların başında, Patrona lakabıyla tanınan ve o
târihe kadar ufak tefek disiplinsizlikleri yanında. Niş ve Vidin’de meydana
gelen yeniçeri ayaklanmalarına katılarak dâima menfî davranışlarda bulunan ve
kapdân-ı derya Abdi Paşa’nın tavassutuyla idamdan kurtulan, Halil adında bir
serseri gelmekteydi. Patrona Halîl, etrafında topladığı İstanbul’daki gayr-i
Türk serseri takımından meydana gelen avânesi ile isyân hazırlıklarına başladı.
Bu arada sultan üçüncü Ahmed Han, bizzat İran seferine çıkmak üzere Üsküdar’a
geçmiş bulunuyordu.
Nitekim
Pâdişâh’ın İstanbul’dan ayrılmasını fırsat bilen Patrona Halîl; Muslu Paşa, Ali
Usta, Kara Yılan, Emir Ali, Çınar Ahmed, Oduncu Mehmed, Laz Mustafa, Turşucu
İsmail, Gavur Ali, Ciğerci Ramazan gibi âsîlerle 28 Eylül 1730 Perşembe günü
isyân etti. İsyanı Bâyezîd’de başlatan âsîler, esnafdan, dükkânlarını kapayıp
kendilerine katılmalarını istediler. Patrona Halîl, daha sonra bir mikdâr âsiyle
Ağa kapısına gitti. Yeniçeri ağası Hasan Ağa, üç yüz kişi ile karşı koydu ise de
tutunamayıp geri çekildi. Yeniçeri ağasının geri çekilmesi, âsîleri
cesaretlendirdi ve Ağa kapısındaki ve başka hapishanelerdeki mahkûmları serbest
bırakıp, kendilerine kattılar. Sipâhî çarşısı ve Bit pazarında buldukları
silâhları yağma ederek, Saraçhane’yi kapattılar.
Patrona Halil ve Muslu Beşe’nin Jean Baptiste van Mour tarafından yapılan tasvirleri
İstanbul
kaymakamı Mustafa Paşa, isyânı haber alır almaz, hâdiselerden Pâdişâh’ı haberdâr
etti. Sultan Ahmed Han ve devlet adamları İstanbul’a geldiler ise de, Lâle
devrinin sulh, sükûn ve huzuruna alışan devlet adamlarının isyânı bastırmak için
uzun müzâkereler ile vakit geçirmeleri, âsîlerin iyice kuvvetlenmesine sebeb
oldu. Asîler ikinci gün bir liste yapıp kırk bir kişinin kendilerine teslim
edilmesini istediler. Listede; sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa, kapdân-ı derya ve
İstanbul kaymakamı Mustafa Paşa, sadâret kethüdası Mehmed Paşa, şeyhülislâm
Abdullah Efendi ile otuz yedi kişinin isimleri vardır. Sultan Ahmed Han,
âsîlerin istediği şahısları vazifeden alıp, İstanbul’dan uzaklaştırarak,
hâdiselerin önüne geçmek istedi. Vezirliğe silâhdâr Mehmed Paşa tâyin edildi.
Şeyhülislâmın öldürülmesi dînen caiz olmadığına dâir ulemânın fetva vermesi
üzerine, âsîter şeyhülislâmın öldürülmesinden vazgeçtiler. Ancak diğer üç
vezirin başını istemede ayak direttiler. Pâdişâh, âsîlerin isteğine baş eğmek
mecburiyetinde kaldı. Dâmâd İbrâhim Paşa, âsîlerin eline geçince, Kaymakam
Mustafa ve Mehmed paşalarla beraber hunharca öldürüldü. Pek çok hayır ve
hasenat, şaheser mîmârî ve ilmî eserlerin bânîsi Nevşehirli Dâmâd İbrâhim
Paşa’nın öldürülmesiyle, âsîler daha da şımararak kendilerince tâyinler yaptırıp
gittikçe cesaretlendiler. İlk önce sadâkatle bağlılıklarını ve Pâdişâh’dan
hoşnûd olduklarını bildiren âsîler, asıl niyetlerini ortaya koyarak sultan
üçüncü Ahmed Han’ın hal’ini istemeye başladılar. Sultan üçüncü Ahmed Han,
tahttan çekilmedikçe âsilerin isteklerinin tükenmeyeceğini anlayınca, isyânın
önüne geçmek ümidiyle, kardeşinin oğlu şehzâde Mahmûd adına saltanattan feragat
etti. 1/2 Ekim 1730 gecesi velîahd-şehzâde Mahmûd, Osmanlı sultânı oldu.
Birinci
Mahmûd Han, üçüncü Ahmed Han’ın feragati ve âsîlerin arzularıyla Osmanlı sultânı
olduğu zaman, hâkimiyet tamamen âsilerin elinde idi. Âsilerin reisi Patrona
Halîl ve avânesi devletin önemli mevkilerine kendi tarafdarlarını getirtmişti.
Asîler, istediklerini yapıyorlardı. Sultan Mahmûd, buna mâni olmak için Patrona
Halîl ve adamlarını ortadan kaldırmaya karar verdi. Asilerin devlet kadrosuna
tâyin ettiklerini vazifeden alıp, onları İstanbul’dan uzaklaştırma çârelerini
araştırdı. Birinci Mahmûd Han, âsileri ortadan kaldırabilecek devlet adamlarını
dikkat çekmeden önemli yerlere getirdi. Sonra Patrona Halil’e Rumeli
beylerbeyliği rütbesini verdi ve hil’at giymek için geldiği Revân köşkünde, on
yedinci bölük ağası Halîl Ağa’ya boğdurttu. Dışarıda bekleyen âsî elebaşları da;
“Hil’at giydirilecektir” denilerek birer birer içeri alındı ve hepsi öldürüldü
(15 Kasım 1730). Böylece İstanbul’da asayişi yeniden te’min eden sultan birinci
Mahmûd, devlet otoritesini kuvvetlendirdi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Târihi (Prof. İ.H. Uzunçarşılı);
cild-4, bölüm-1, sh. 204
2) Rehber Ansiklopedisi; cild-14, sh.
107
3) Büyük Türkiye Târihi (Y. Öztuna); sh.
294
4) Îzâhlı Osmanlı Kronolojisi (İ. H.
Danişmend); cild-4, sh. 18
5) Osmanlı İmparatorluğu Târihi (Z. Danışman);
cild-10, sh. 239
6) Patrona İsyânı (M. Münir Aktepe); sh.
1
7) Destari Salih Târihi; sh.
1
8) Mir-üt-tevârih; cild-1, sh. 1,
19
Târihte
Lâle devri olarak bilinen döneme son veren isyân hareketi. Patrona ihtilâlini
hazırlayan çeşitli; siyâsî, ekonomik, sosyal ve idâri sebepler vardır. Merkezde
sadrâzam Nevşehirli Dâmâd İbrâhim Paşa’ya karşı olan devlet adamları, bilhassa
devlet içerisinde yapılan idarî ve sosyal ıslâhatların askerî teşkîlât
içerisinde de yapılacağını öne sürerek, yeniçeri ocağını isyâna teşvik
ediyorlardı. Bu arada uzun süren ve Lâle devri denilen sulh devresinde
İstanbul’u güzelleştirmek amacı ile girişilen saray, konak, yalı ve bahçe gibi
inşâatları da, lüks ve israftan sayarak halkı kışkırtmaktan geri durmuyorlardı.
Son
olarak 1723 İran seferinin başlangıçta muvaffakiyetli netîceler alınmasına
rağmen, sonradan Osmanlı Devleti aleyhine dönmesi ve bozgun haberlerinin
İstanbul’a gelmesi üzerine, yeniçeriler ile birlikte İstanbul halkı ve esnafının
da İbrâhim Paşa idaresine karşı hoşnutsuzluk belirtmeleri, isyân için fırsat
kollayanları harekete geçirdi. Bunların başında, Patrona lakabıyla tanınan ve o
târihe kadar ufak tefek disiplinsizlikleri yanında. Niş ve Vidin’de meydana
gelen yeniçeri ayaklanmalarına katılarak dâima menfî davranışlarda bulunan ve
kapdân-ı derya Abdi Paşa’nın tavassutuyla idamdan kurtulan, Halil adında bir
serseri gelmekteydi. Patrona Halîl, etrafında topladığı İstanbul’daki gayr-i
Türk serseri takımından meydana gelen avânesi ile isyân hazırlıklarına başladı.
Bu arada sultan üçüncü Ahmed Han, bizzat İran seferine çıkmak üzere Üsküdar’a
geçmiş bulunuyordu.
Nitekim
Pâdişâh’ın İstanbul’dan ayrılmasını fırsat bilen Patrona Halîl; Muslu Paşa, Ali
Usta, Kara Yılan, Emir Ali, Çınar Ahmed, Oduncu Mehmed, Laz Mustafa, Turşucu
İsmail, Gavur Ali, Ciğerci Ramazan gibi âsîlerle 28 Eylül 1730 Perşembe günü
isyân etti. İsyanı Bâyezîd’de başlatan âsîler, esnafdan, dükkânlarını kapayıp
kendilerine katılmalarını istediler. Patrona Halîl, daha sonra bir mikdâr âsiyle
Ağa kapısına gitti. Yeniçeri ağası Hasan Ağa, üç yüz kişi ile karşı koydu ise de
tutunamayıp geri çekildi. Yeniçeri ağasının geri çekilmesi, âsîleri
cesaretlendirdi ve Ağa kapısındaki ve başka hapishanelerdeki mahkûmları serbest
bırakıp, kendilerine kattılar. Sipâhî çarşısı ve Bit pazarında buldukları
silâhları yağma ederek, Saraçhane’yi kapattılar.
İstanbul
kaymakamı Mustafa Paşa, isyânı haber alır almaz, hâdiselerden Pâdişâh’ı haberdâr
etti. Sultan Ahmed Han ve devlet adamları İstanbul’a geldiler ise de, Lâle
devrinin sulh, sükûn ve huzuruna alışan devlet adamlarının isyânı bastırmak için
uzun müzâkereler ile vakit geçirmeleri, âsîlerin iyice kuvvetlenmesine sebeb
oldu. Asîler ikinci gün bir liste yapıp kırk bir kişinin kendilerine teslim
edilmesini istediler. Listede; sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa, kapdân-ı derya ve
İstanbul kaymakamı Mustafa Paşa, sadâret kethüdası Mehmed Paşa, şeyhülislâm
Abdullah Efendi ile otuz yedi kişinin isimleri vardır. Sultan Ahmed Han,
âsîlerin istediği şahısları vazifeden alıp, İstanbul’dan uzaklaştırarak,
hâdiselerin önüne geçmek istedi. Vezirliğe silâhdâr Mehmed Paşa tâyin edildi.
Şeyhülislâmın öldürülmesi dînen caiz olmadığına dâir ulemânın fetva vermesi
üzerine, âsîter şeyhülislâmın öldürülmesinden vazgeçtiler. Ancak diğer üç
vezirin başını istemede ayak direttiler. Pâdişâh, âsîlerin isteğine baş eğmek
mecburiyetinde kaldı. Dâmâd İbrâhim Paşa, âsîlerin eline geçince, Kaymakam
Mustafa ve Mehmed paşalarla beraber hunharca öldürüldü. Pek çok hayır ve
hasenat, şaheser mîmârî ve ilmî eserlerin bânîsi Nevşehirli Dâmâd İbrâhim
Paşa’nın öldürülmesiyle, âsîler daha da şımararak kendilerince tâyinler yaptırıp
gittikçe cesaretlendiler. İlk önce sadâkatle bağlılıklarını ve Pâdişâh’dan
hoşnûd olduklarını bildiren âsîler, asıl niyetlerini ortaya koyarak sultan
üçüncü Ahmed Han’ın hal’ini istemeye başladılar. Sultan üçüncü Ahmed Han,
tahttan çekilmedikçe âsilerin isteklerinin tükenmeyeceğini anlayınca, isyânın
önüne geçmek ümidiyle, kardeşinin oğlu şehzâde Mahmûd adına saltanattan feragat
etti. 1/2 Ekim 1730 gecesi velîahd-şehzâde Mahmûd, Osmanlı sultânı oldu.
Birinci
Mahmûd Han, üçüncü Ahmed Han’ın feragati ve âsîlerin arzularıyla Osmanlı sultânı
olduğu zaman, hâkimiyet tamamen âsilerin elinde idi. Âsilerin reisi Patrona
Halîl ve avânesi devletin önemli mevkilerine kendi tarafdarlarını getirtmişti.
Asîler, istediklerini yapıyorlardı. Sultan Mahmûd, buna mâni olmak için Patrona
Halîl ve adamlarını ortadan kaldırmaya karar verdi. Asilerin devlet kadrosuna
tâyin ettiklerini vazifeden alıp, onları İstanbul’dan uzaklaştırma çârelerini
araştırdı. Birinci Mahmûd Han, âsileri ortadan kaldırabilecek devlet adamlarını
dikkat çekmeden önemli yerlere getirdi. Sonra Patrona Halil’e Rumeli
beylerbeyliği rütbesini verdi ve hil’at giymek için geldiği Revân köşkünde, on
yedinci bölük ağası Halîl Ağa’ya boğdurttu. Dışarıda bekleyen âsî elebaşları da;
“Hil’at giydirilecektir” denilerek birer birer içeri alındı ve hepsi öldürüldü
(15 Kasım 1730). Böylece İstanbul’da asayişi yeniden te’min eden sultan birinci
Mahmûd, devlet otoritesini kuvvetlendirdi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Târihi (Prof. İ.H. Uzunçarşılı);
cild-4, bölüm-1, sh. 204
2) Rehber Ansiklopedisi; cild-14, sh.
107
3) Büyük Türkiye Târihi (Y. Öztuna); sh.
294
4) Îzâhlı Osmanlı Kronolojisi (İ. H.
Danişmend); cild-4, sh. 18
5) Osmanlı İmparatorluğu Târihi (Z. Danışman);
cild-10, sh. 239
6) Patrona İsyânı (M. Münir Aktepe); sh.
1
7) Destari Salih Târihi; sh.
1
8) Mir-üt-tevârih; cild-1, sh. 1,
19

.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder