NEŞRÎ
(ö. 926/1520 [?])Osmanlı tarihçisi.Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ adlı eserinin Menzel nüshasının son sayfaları (Arık, s. 30’dan sonra)
Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ’sının I. cildinin ilk iki sayfası (Ankara 1949)
Osmanlı
tarihçilerinin meşhurlarından. Cihân-nümâ adlı eseriyle tanınan Neşrî’nin hayâtı
hakkında kaynaklarda geniş bilgi yoktur. Doğum târihi bilinmemektedir.
Karaman’da, Germiyan veya Edirne’de doğduğu rivayet edilmektedir. 1512 veya 1519
(H. 918-926)’da vefât etmiştir. Gençliğinde Bursa’da bulunduğu ve orada tahsîl
gördüğü rivayet edilmiştir.
Neşrî,
sultan ikinci Murâd, Fâtih Sultan Mehmed ve ikinci Bâyezîd Han devirlerini
yaşamış ve hâdiselere şâhid olmuştur. Sultan ikinci Bâyezîd Han’ın
pâdişâhlığının son senelerinde Bursa Sultaniye’sinde müderrislik yapmıştır.
Yazdığı Cihân-nümâ adlı târih, sekiz kısımdan meydana
gelen bir dünyâ târihidir. Ancak bu eserinin sâdece Osmanlı hânedânı ile ilgili
olan altıncı kısmı zamanımıza kadar intikâl etmiştir. Bu bölümü de Târih-i Âl-i
Osman adı ile meşhurdur. Bu altıncı kısım üç bölüm hâlinde olup,
Evlâd-ı Oğuz Han, Rum Selçukluları ve Osmanlı Hânedânı şeklindedir. Osmanlı
hânedânı ile ilgili kısım, sultan İkinci Bâyezîd Han devrine kadar vuku bulan
târihî hâdiseleri ihtiva etmektedir. İkinci Bâyezîd Han’ın başardığı büyük
işlerden, inşâ ettirdiği binalardan, uzak diyarlara gönderdiği elçilerden,
vezirlerden, âlimlerden, velîlerden ve dervişlerden bahsetmiştir. Kendinden
sonra gelen tarihçilere büyük ölçüde faydalı ve te’sirli olan Neşrî, bu meşhur
eserini, sultan İkinci Bâyezîd Han’ın saltanatının ortalarına kadar vuku bulan
hâdiseleri anlatarak bitirmiş ve Bâyezîd Han’ı medheden bir kasîde de
eklemiştir.
Umûmî bir Türk târihi olarak yazılan
Cihân-nümâ’nın bulunmayan kısımlarında Oğuz Han
ve çocuklarından, Türk devletlerinden, Büyük Selçuklu ve Anadolu
Selçuklularından bahsedildiği tahmin edilmektedir. Neşrî’nin bu eseri yazıldığı
zamandan îtibâren muteber tutulmuştur. İdrîs-i Bitlîsî, Hoca Sa’deddîn Efendi,
Solakzâde, Rüstem Paşa, Âlî ve Müneccimbaşı gibi meşhur tarihçiler onun
eserinden çok faydalanmışlardır.
Neşrî
eserinin mukaddimesinde, Türkçe bir târih kitabı yazmayı arzu ederek bu işe
başladığını kaydetmiştir. Hâdiseleri anlatırken ihtiyatlı davranmış ve sâde bir
dil kullanmış olup, ifâdeleri sâde Anadolu Türkçesi’dir. Hâdiseleri tarafsız,
ağırbaşlı ve îtimâd edilir bir üslûbla anlatmıştır. Yer yer yazdığı latifelere
rağmen ciddî târih üslûbundan ayrılmamıştır.
Neşrî
eserinde Osmanlı sultanlarını, inanmış mücâhidler olarak, büyük bir gazâ ruhu
ile savaşan, vazifesini yerine getirmiş sultanlar olarak vasfeden nâdir
tarihçilerdendir. Osmanlı sultanlarının, İslâmiyet’i tanımayan ülkeleri bu din
ile şereflendirmek için çalıştıklarını ve bu uğurda gâzi veya şehîd olmayı arzu
eden kıymetli sultanlar olduklarını anlatmıştır. Fethedilen yerleri derhâl îmâra
başladıklarını, ahâlinin refahını te’min için, çalıştıklarını zikretmiştir. Bu
iş için derhâl câmiler, medreseler, imâretler, hanlar, hamamlar ve
kervansaraylar yaptırdıklarını anlatmıştır. İslâm medeniyetinin yayılıp
kökleşmesi için verdikleri hizmetleri dikkatle tâkib edip, yazmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1)
Kâmus-ül-a’lâm; cild-8, sh. 4577
2)
Büyük Türk Klasikleri; cild-2, sh. 325
3)
Kitâb-ı Cihân-nümâ (Neşr: F. R. Unat, M. A. Köymen; Ankara 1987)
4) Neşrî’nin
Hayâtı ve Eserleri (Fahriye Arık, İstanbul 1936)
5) Neşri
Târihi Üzerine Yapılan Çalışmalara Toplu Bir Bakış (Faik Reşit Unat
Ankara-1943)
Osmanlı
tarihçilerinin meşhurlarından. Cihân-nümâ adlı eseriyle tanınan Neşrî’nin hayâtı
hakkında kaynaklarda geniş bilgi yoktur. Doğum târihi bilinmemektedir.
Karaman’da, Germiyan veya Edirne’de doğduğu rivayet edilmektedir. 1512 veya 1519
(H. 918-926)’da vefât etmiştir. Gençliğinde Bursa’da bulunduğu ve orada tahsîl
gördüğü rivayet edilmiştir.
Neşrî,
sultan ikinci Murâd, Fâtih Sultan Mehmed ve ikinci Bâyezîd Han devirlerini
yaşamış ve hâdiselere şâhid olmuştur. Sultan ikinci Bâyezîd Han’ın
pâdişâhlığının son senelerinde Bursa Sultaniye’sinde müderrislik yapmıştır.
Yazdığı Cihân-nümâ adlı târih, sekiz kısımdan meydana
gelen bir dünyâ târihidir. Ancak bu eserinin sâdece Osmanlı hânedânı ile ilgili
olan altıncı kısmı zamanımıza kadar intikâl etmiştir. Bu bölümü de Târih-i Âl-i
Osman adı ile meşhurdur. Bu altıncı kısım üç bölüm hâlinde olup,
Evlâd-ı Oğuz Han, Rum Selçukluları ve Osmanlı Hânedânı şeklindedir. Osmanlı
hânedânı ile ilgili kısım, sultan İkinci Bâyezîd Han devrine kadar vuku bulan
târihî hâdiseleri ihtiva etmektedir. İkinci Bâyezîd Han’ın başardığı büyük
işlerden, inşâ ettirdiği binalardan, uzak diyarlara gönderdiği elçilerden,
vezirlerden, âlimlerden, velîlerden ve dervişlerden bahsetmiştir. Kendinden
sonra gelen tarihçilere büyük ölçüde faydalı ve te’sirli olan Neşrî, bu meşhur
eserini, sultan İkinci Bâyezîd Han’ın saltanatının ortalarına kadar vuku bulan
hâdiseleri anlatarak bitirmiş ve Bâyezîd Han’ı medheden bir kasîde de
eklemiştir.
Umûmî bir Türk târihi olarak yazılan
Cihân-nümâ’nın bulunmayan kısımlarında Oğuz Han
ve çocuklarından, Türk devletlerinden, Büyük Selçuklu ve Anadolu
Selçuklularından bahsedildiği tahmin edilmektedir. Neşrî’nin bu eseri yazıldığı
zamandan îtibâren muteber tutulmuştur. İdrîs-i Bitlîsî, Hoca Sa’deddîn Efendi,
Solakzâde, Rüstem Paşa, Âlî ve Müneccimbaşı gibi meşhur tarihçiler onun
eserinden çok faydalanmışlardır.
Neşrî
eserinin mukaddimesinde, Türkçe bir târih kitabı yazmayı arzu ederek bu işe
başladığını kaydetmiştir. Hâdiseleri anlatırken ihtiyatlı davranmış ve sâde bir
dil kullanmış olup, ifâdeleri sâde Anadolu Türkçesi’dir. Hâdiseleri tarafsız,
ağırbaşlı ve îtimâd edilir bir üslûbla anlatmıştır. Yer yer yazdığı latifelere
rağmen ciddî târih üslûbundan ayrılmamıştır.
Neşrî
eserinde Osmanlı sultanlarını, inanmış mücâhidler olarak, büyük bir gazâ ruhu
ile savaşan, vazifesini yerine getirmiş sultanlar olarak vasfeden nâdir
tarihçilerdendir. Osmanlı sultanlarının, İslâmiyet’i tanımayan ülkeleri bu din
ile şereflendirmek için çalıştıklarını ve bu uğurda gâzi veya şehîd olmayı arzu
eden kıymetli sultanlar olduklarını anlatmıştır. Fethedilen yerleri derhâl îmâra
başladıklarını, ahâlinin refahını te’min için, çalıştıklarını zikretmiştir. Bu
iş için derhâl câmiler, medreseler, imâretler, hanlar, hamamlar ve
kervansaraylar yaptırdıklarını anlatmıştır. İslâm medeniyetinin yayılıp
kökleşmesi için verdikleri hizmetleri dikkatle tâkib edip, yazmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1)
Kâmus-ül-a’lâm; cild-8, sh. 4577
2)
Büyük Türk Klasikleri; cild-2, sh. 325
3)
Kitâb-ı Cihân-nümâ (Neşr: F. R. Unat, M. A. Köymen; Ankara 1987)
4) Neşrî’nin
Hayâtı ve Eserleri (Fahriye Arık, İstanbul 1936)
5) Neşri
Târihi Üzerine Yapılan Çalışmalara Toplu Bir Bakış (Faik Reşit Unat
Ankara-1943)


Yorumlar
Yorum Gönder