NAVARİN FÂCİASI
NAVARİN FÂCİASI
Fransa-İngiltere ve Rusya’nın
müttefik filoları tarafından 20 Ekim 1827’de Navarin’de Osmanlı donanmasına
yaptıkları baskın. Osmanlı kaynaklarında Avarin veya Anavarin olarak geçen
Navarin, Mora’da olup eskiden beri önemli bir şehirdi. Bir kale ile korunan
ticâret merkezlerinden ve üs olarak kullanılan yerlerden idi. Burası 1460
senesinde Fâtih Sultan Mehmed Han zamanında Osmanlı idaresi altına alındı. Sonra
Venediklilere geçti. İki devlet arasında bir kaç defa el değiştiren şehir, sonra
1573’de kesin olarak Osmanlı hâkimiyeti altına geçti. Artık Navarin Osmanlı
donanmasının Akdeniz’de bir üssü oldu. On sekizinci asra kadar Osmanlı
idaresinde kaldı. 1768’de başlayan Osmanlı-Rus savaşı sonunda Navarin, Mora
sahillerine gelen Rus donanması tarafından alındı ise de, Ruslar burada fazla
kalmadan çekildiler. 1821’de çıkan Mora isyânında Rum eşkıyasının hücumuna ilk
uğrayan yerlerden biri Navarin oldu. Navarin kalesi ve ahâlisi dört aydan fazla
mukavemet etti. Yiyecek ve yardım ümidi kalmayınca aman dileyerek âsilere
teslime mecbur oldular. Eşkıya kaleye girdiğinde, mevcut andlaşmaya ve söze
rağmen kalede bulunan müslüman halkın tamâmını şehîd ettiler.
Bu fecî
olay üzerine sultan İkinci Mahmûd Han, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’yı isyânı
bastırmakla görevlendirdi. Bu sırada Hicaz’da vehhâbîler ile uğraşan Mehmed Ali
Paşa, oğlu İbrâhim kumandasında 25 gemi ve 7.000 askerden mürekkep bir filoyu
Mora’ya gönderdi. İbrâhim Paşa ilk iş olarak şiddetli muhârebelerden sonra,
Navarin’i teslim alarak âsilerden temizledi (1825).
Navarin’in
kurtarılması Mora’da duyulur duyulmaz, Rumlar arasında büyük heyecan uyandırdı.
Âsilerden kaptan Tsamados, Navarin’i tekrar ele geçirmek üzere ve bu uğurda
ölmeğe yemin ederek kale önüne geldi. Sphakteria adasını zapt ederek muhasarayı
buradan idare etmek istedi. Ancak kaledeki Osmanlı kumandanlarından
Süleymân Bey,
adanın yakınındaki sahil üzerine toplarını yerleştirerek onları bu adada
barınamıyacak hâle getirdi ve gemileri ile kaçmaya mecbur etti. Kaptan Tsamados
ise ölüler arasındaydı.
Bu durum;
Fransa, İngiltere ile Rusya’nın birlikte Osmanlı Devleti’ne karşı cephe
almalarına sebeb oldu. Mora’dan Osmanlı askerinin çekilmesini isteyen notaya,
sultan Mahmûd Han hükümranlık prensibiyle uyuşmadığı için red cevâbı verdi. Zîrâ
bu durum Osmanlıların iç mes’elesiydi. Baltık denizine açılan Rus donanmasından
bir filo İngilizlerle birleşip, Akdeniz’e girdi. Rus-İngiliz gemilerine Fransa
filosu da katıldı. İngiliz amirali Cangrington kumandasındaki
Fransa-İngiltere-Rusya müttefik donanması, Eylül 1827’de Navarin önüne geldiler.
Bu arada Osmanlı-Mısır donanması Navarin limanında demirli bulunmakta idi.
Fransız ve İngiliz amiralleri İbrâhim Paşa ile görüşerek, 25 Eylül’de bir
mütâreke akdettiler. Buna göre Osmanlı donanması Navarin’i terketmeyecek idi.
Zanto ve Milo adalarına çekilen müttefik
donanması âni olarak 20 Ekim’de dostâne bir havayla Navarin limanına girdiler.
Osmanlı ve Mısır gemileri hilâl şeklinde birbirine rampa etmiş, üç sıra
halindeydiler. Limana giren müttefik gemileri savaş için bahane aramaya
başladılar. Ateş gemisinin başka yere alınmasını istediler. Kabul edilmeyince,
Mısır gemilerinden kendilerine ateş açıldığını ileri sürerek, savaşı
başlattılar. Karşılıklı üç saat süren top ateşi sonunda elli yedi Osmanlı-Mısır
gemisi ile altı bin asker kaybedildi. Müttefiklerin kaybı ise bin askerdi. Daha
önce, donanmada bulunan Çengeloğlu Tâhir Paşa’nın limandan çıkıp denize açılması
teklifini kabul etmeyen İbrâhim Paşa’nın eniştesi Mısır kapudânı Muharrem Bey’in
yanlış plânı hezîmette büyük rol oynadı. Hilâl şeklinde üç sıra hâlinde
demirlenmiş bulunan Osmanlı donanmasının yarısı savaşa dahi giremeden batırıldı.
Navarin deniz muhârebesi, Mora’da Türk kuvvetlerini üstün durumdan yenilmiş
duruma soktu. Avrupa’da halk, Navarin olayını çılgın sevinç gösterileriyle
karşılarken, Osmanlı Devleti’nin İslâm halkı arasında Navarin, bir haçlı savaşı
kabul edildi. Osmanlı hükümeti, ortada harp durumu olmadığı hâlde, donanmasını
batıran üç devletten tazmînât ve taziye (özür dileme) istedi. Üç devletin
İstanbul’daki elçileri Navarin olayının sorumluluğunu Türk kaptanlarına
yükletmek için açıklamalarda bulundular. Ancak açıklamaları reddedilince
İstanbul’u terketmek zorunda kaldılar. Böylece Osmanlı Devleti ile Fransa,
İngiltere ve Rusya arasında siyâsî münâsebetler kesilmiş oldu. Fransa ve
İngiltere Osmanlılarla harbe girmek niyetinde değildi. Bu nedenle iki devlet
Mora isyânının ortadan kaldırılması için anlaştılar. Rusya ise, Nisan 1828’de
Osmanlı Devleti’ne harp îlân etti (Bkz. Osmanlı-Rus Münâsebetleri).
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Îzahlı Osmanlı Târihi Kronolojisi; cild-4,
sh. 112
2) Osmanlı
Deniz Harp Târihi; cild-2, sh. 230
3) Büyük Türkiye Târihi; cild-7, sh.
7
4) Rehber Ansiklopedisi; cild-13, sh.
52
5) Târih-i Cevdet; cild-11, sh.
155
Yorumlar
Yorum Gönder