MUSTAFA HAN-I
MUSTAFA HAN-I
(ö. 1048/1639)Osmanlı padişahı (1617-1618, 1622-1623).I. Mustafa’yı tasvir eden yağlı boya tablo
(TSM, nr. 17/389)
Babası.................... :
Üçüncü Mehmed
Han
Annesi.................... :
Handan
Sultan
Doğumu.................. : 20 Ocak 1638
Vefâtı...................... :
21 Kasım 1617
(1. defa), 19 Mayıs 1622 (2. defa)
Tahta
Geçişi............ : 22 Kasım 1617
Saltanat
Müddeti..... : 19 ay
Halîfelik
Sırası.......... : 82
Osmanlı sultanlarının on beşincisi
ve İslâm halîfelerinin seksen ikincisi. Sultan üçüncü Mehmed Han’ın oğlu. 1591
senesinde Handan Sultan’dan Manisa’da doğdu. Her şehzâde gibi sarayda iyi bir
eğitim gördü. Ağabeyi birinci Ahmed Han’ın vefâtı üzerine 22 Kasım 1617 günü ilk
defa ekberiyet kaidesine göre, yâni hânedânın en yaşlı mensubu olarak tahta
çıkarıldı.
Sultan Mustafa Han, devlet
mes’eleleri ile meşgul olmağa hazır olmadığını ifâde ederek saltanatı kabul
etmedi ise de, devlet erkânı tarafından dinlenmedi. Bu yüzden kısa bir süre
sonra devlet işleri karıştı. Yeni Sultan’ın acemiliğinden faydalanmak isteyenler
ortaya çıktı. Hâkimiyet yeniçeri ağalarının eline geçti. Devletin geleceğini
düşünen bâzı devlet adamları, durumun böyle devam etmesini istemiyerek, hal’ine
fetva aldılar ve tahta geçtikten doksan altı gün sonra 26 Şubat 1618 günü sultan
Mustafa’yı tahttan indirerek yerine Genç Osman’ı
geçirdiler.
Yenilik taraftarı olmayanların
tahrikleri, neticesinde isyân eden yeniçerilerin 19 Mayıs 1622’de Genç Osman’ı
tahttan indirmeleri üzerine sultan Mustafa ikinci defa tahta geçirildi. Bütün
istekleri yerine getirilen âsiler çok şımardılar. Veziriazam tâyin ettirdikleri
Kara Dâvûd Paşa, Genç Osman’ı Yedikule zindanlarında şehîd ettirdi (Bkz. Genç
Osman). Bunun üzerine sipahiler ayaklandılar. Kara Dâvûd Paşa, sultan Osman’ı
Pâdişâh’ın emriyle öldürttüm demesi üzerine ayaklananlar dağıldılar. Yeniçeri
halkın gözünden iyice düşmüştü. Onları gören halk; “Sultan Osman’ın katilleri”
diye laf atıyordu. Bir süre sonra sarayda bulunan şehzâdelerin öldürüleceği
haberi duyulunca, yeniçeri ve sipâhî ayaklanıp, Kara Dâvûd Paşa’nın konağı
önünde toplanarak; “Sultan Osman’ın acısı yüreğimizde iken, şehzâdeleri öldürmek
reva mıdır?” diye bağırdılar. Karışıklığın daha da ileri gideceğini fark eden
şeyhülislâm Yahyâ Efendi, Sultan’a Kara Dâvûd Paşa’yı azletmenin lüzumunu
anlattı. Sükûneti sağlamak için Kara Dâvûd Paşa 13 Haziran 1622 günü azledildi.
Yerine Mere Hüseyin Paşa getirildi. Fakat sükûnet sağlanacağı yerde, karışıklık
daha da artti. Bunun üzerine yirmi beş gün gibi kısa bir süre sadârette kalan
Mere Hüseyin Paşa azledilerek, yerine Lefkeli Mustafa Paşa getirildi ise de bu
makamda iki buçuk ay kadar kalabildi ve kendi isteği ile ayrılınca yerine Gürcü
Mehmed Paşa tâyin edildi.
I. Mustafa tuğralı ferman (TSM, nr. 5410/5)
Osmanlı Devleti’nin iç
karışıklıklarından istifâde etmek isteyen Lehistan kazakları, daha önce
imzalanan anlaşma şartlarına uymayarak Şayka adı verilen yüz elli civarında
küçük gemi ile Osmanlı kıyılarına saldırdılar. Kazakların üzerine gönderilen
Karadeniz serdârı Dâmâd Recep Paşa, kazakları tâkib ederek Kilgra önünde bir çok
gemilerini batırdı ve 21 gemiyi zabt ettikten sonra beş bin esir ile İstanbul’a
döndü.
Diğer taraftan Anadolu’da Genç
Osman’ın şehîd edilmesi nefretle karşılandı. Önce Trablusşam beylerbeyi Yûsuf
Paşa isyân etti. Eyâletinde bulunan yeniçerileri öldürttü. Ardından Erzurum
beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa başkaldırarak, bölgesinde bulunan yeniçerilerin bir
kısmını öldürttü. Genç Osman’ın intikamını alacağım diye and içen Abaza,
İstanbul’a gelmek için yola çıktı. Bâzı Anadolu vâlileri de kendisine katıldı.
Kırk bin kişilik bir kuvvet ile Ankara’yı muhasara etti. Daha sonra Bursa’yı
kuşatan Abaza, şehrin suyunu kesti. Şehri ele geçirdi ise de, kaleyi alamadı.
Kış geldiği için Niğde’ye çekildi (Bkz. Abaza Mehmed Paşa).
Anadoludaki ayaklanmalar ve Genç
Osman’ın şehîd edilmesi yüzünden halk arasına çıkacak yüzü kalmayan sipâhîler,
17 Kasım 1622 günü dîvânın toplandığı sırada ayaklanarak sultan Osman’ın
katillerinin bulunmasını istediler. Yolda yakalanan cebecibaşı, Genç Osman’ın su
içtiği çeşmenin başında, halkın ağır hakaret ve lanetleri arasında îdâm edildi.
Bir samanlıkta yakalanan Kara Dâvûd Paşa ve Kalenderoğlu denilen kişiler de
yakalanarak îdâm edildi.
I. Mustafa dönemine ait altın sikke
Bu sırada ikinci defa sadrâzam olan
Mere Hüseyin Paşa, çıkan isyânları bastırmak için bir çok âsiyi İstanbul dışına
sürdü ve bir kısmını ortadan kaldırmak istedi. Bunun öğrenen sipâhîler tekrar
ayaklandılar. Bu durum üzerine Mere Hüseyin Paşa, 20 Ağustos 1623 günü
sadâretten çekildi ve Kemankeş Ali Paşa getirildi. Ali Paşa sadârete
gelir-gelmez, Osmanlı Devleti’ni düştüğü durumdan kurtarmak için harekete geçti.
Osmanlı Devleti mutlâkiyetle idare edildiğinden; başta kudretli, azimkar, zekî
bir pâdişâhın bulunması gerekiyordu. Bu yüzden Ali Paşa, şeyhülislâm Yahyâ
Efendi ve diğer devlet erkânını toplayarak, sultan Mustafa’nın artık makâm-ı
saltanatta kalmaması gerektiğini delîlleriyle ortaya koydu. Bütün devlet erkânı,
pâdişâhın hal’i hususunda aynı kararda idi. Fakat yeni cülûsta yeniçeriye bahşiş
verilmesi gerekiyordu. Hâlbuki hazînede para yoktu. Ali Paşa, askerin ileri
gelenleri ile anlaşarak, bu sefere mahsûs olmak üzere bahşişten vazgeçmelerini
te’min etti. Verilen fetva ile 10 Eylül 1623 günü sultan Mustafa ikinci defa
tahttan indirilerek eski dâiresine götürüldü.
I. Mustafa’ya atfedilen hatt-ı hümâyun(TSMA, nr. E 8195/2)
Sultan Mustafa Han, son derece
dindar bir kimse idi. Sık sık türbeleri ziyaret eder ve çokça sadaka dağıtırdı.
Saraydaki hayâtını ibâdet ederek, dînî eserler ve Kur’ân-ı kerîm okuyarak
geçirmişti. İkinci defa tahta geçmesi için davet edildiği zaman odasında
Kur’ân-ı kerim okuduğunu bir çok kaynak yazmaktadır. Hâl sahibi olan sultan
Mustafa Han, saltanatta gözü olmadığı için her iki defâki hal’inde de en küçük
bir memnuniyetsizlik göstermemiş ve tahttan sevinçle feragat etmiştir.
20 Ocak 1630 günü Topkapı Sarayı’nda
vefât eden Sultan Mustafa Han, Ayasofya Câmii karşısındaki türbesine defnedildi.
(TSM, nr. 17/389)
Babası.................... :
Üçüncü Mehmed
Han
Annesi.................... :
Handan
Sultan
Doğumu.................. : 20 Ocak 1638
Vefâtı...................... :
21 Kasım 1617
(1. defa), 19 Mayıs 1622 (2. defa)
Tahta
Geçişi............ : 22 Kasım 1617
Saltanat
Müddeti..... : 19 ay
Halîfelik
Sırası.......... : 82
Osmanlı sultanlarının on beşincisi
ve İslâm halîfelerinin seksen ikincisi. Sultan üçüncü Mehmed Han’ın oğlu. 1591
senesinde Handan Sultan’dan Manisa’da doğdu. Her şehzâde gibi sarayda iyi bir
eğitim gördü. Ağabeyi birinci Ahmed Han’ın vefâtı üzerine 22 Kasım 1617 günü ilk
defa ekberiyet kaidesine göre, yâni hânedânın en yaşlı mensubu olarak tahta
çıkarıldı.
Sultan Mustafa Han, devlet
mes’eleleri ile meşgul olmağa hazır olmadığını ifâde ederek saltanatı kabul
etmedi ise de, devlet erkânı tarafından dinlenmedi. Bu yüzden kısa bir süre
sonra devlet işleri karıştı. Yeni Sultan’ın acemiliğinden faydalanmak isteyenler
ortaya çıktı. Hâkimiyet yeniçeri ağalarının eline geçti. Devletin geleceğini
düşünen bâzı devlet adamları, durumun böyle devam etmesini istemiyerek, hal’ine
fetva aldılar ve tahta geçtikten doksan altı gün sonra 26 Şubat 1618 günü sultan
Mustafa’yı tahttan indirerek yerine Genç Osman’ı
geçirdiler.
Yenilik taraftarı olmayanların
tahrikleri, neticesinde isyân eden yeniçerilerin 19 Mayıs 1622’de Genç Osman’ı
tahttan indirmeleri üzerine sultan Mustafa ikinci defa tahta geçirildi. Bütün
istekleri yerine getirilen âsiler çok şımardılar. Veziriazam tâyin ettirdikleri
Kara Dâvûd Paşa, Genç Osman’ı Yedikule zindanlarında şehîd ettirdi (Bkz. Genç
Osman). Bunun üzerine sipahiler ayaklandılar. Kara Dâvûd Paşa, sultan Osman’ı
Pâdişâh’ın emriyle öldürttüm demesi üzerine ayaklananlar dağıldılar. Yeniçeri
halkın gözünden iyice düşmüştü. Onları gören halk; “Sultan Osman’ın katilleri”
diye laf atıyordu. Bir süre sonra sarayda bulunan şehzâdelerin öldürüleceği
haberi duyulunca, yeniçeri ve sipâhî ayaklanıp, Kara Dâvûd Paşa’nın konağı
önünde toplanarak; “Sultan Osman’ın acısı yüreğimizde iken, şehzâdeleri öldürmek
reva mıdır?” diye bağırdılar. Karışıklığın daha da ileri gideceğini fark eden
şeyhülislâm Yahyâ Efendi, Sultan’a Kara Dâvûd Paşa’yı azletmenin lüzumunu
anlattı. Sükûneti sağlamak için Kara Dâvûd Paşa 13 Haziran 1622 günü azledildi.
Yerine Mere Hüseyin Paşa getirildi. Fakat sükûnet sağlanacağı yerde, karışıklık
daha da artti. Bunun üzerine yirmi beş gün gibi kısa bir süre sadârette kalan
Mere Hüseyin Paşa azledilerek, yerine Lefkeli Mustafa Paşa getirildi ise de bu
makamda iki buçuk ay kadar kalabildi ve kendi isteği ile ayrılınca yerine Gürcü
Mehmed Paşa tâyin edildi.
Osmanlı Devleti’nin iç
karışıklıklarından istifâde etmek isteyen Lehistan kazakları, daha önce
imzalanan anlaşma şartlarına uymayarak Şayka adı verilen yüz elli civarında
küçük gemi ile Osmanlı kıyılarına saldırdılar. Kazakların üzerine gönderilen
Karadeniz serdârı Dâmâd Recep Paşa, kazakları tâkib ederek Kilgra önünde bir çok
gemilerini batırdı ve 21 gemiyi zabt ettikten sonra beş bin esir ile İstanbul’a
döndü.
Diğer taraftan Anadolu’da Genç
Osman’ın şehîd edilmesi nefretle karşılandı. Önce Trablusşam beylerbeyi Yûsuf
Paşa isyân etti. Eyâletinde bulunan yeniçerileri öldürttü. Ardından Erzurum
beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa başkaldırarak, bölgesinde bulunan yeniçerilerin bir
kısmını öldürttü. Genç Osman’ın intikamını alacağım diye and içen Abaza,
İstanbul’a gelmek için yola çıktı. Bâzı Anadolu vâlileri de kendisine katıldı.
Kırk bin kişilik bir kuvvet ile Ankara’yı muhasara etti. Daha sonra Bursa’yı
kuşatan Abaza, şehrin suyunu kesti. Şehri ele geçirdi ise de, kaleyi alamadı.
Kış geldiği için Niğde’ye çekildi (Bkz. Abaza Mehmed Paşa).
Anadoludaki ayaklanmalar ve Genç
Osman’ın şehîd edilmesi yüzünden halk arasına çıkacak yüzü kalmayan sipâhîler,
17 Kasım 1622 günü dîvânın toplandığı sırada ayaklanarak sultan Osman’ın
katillerinin bulunmasını istediler. Yolda yakalanan cebecibaşı, Genç Osman’ın su
içtiği çeşmenin başında, halkın ağır hakaret ve lanetleri arasında îdâm edildi.
Bir samanlıkta yakalanan Kara Dâvûd Paşa ve Kalenderoğlu denilen kişiler de
yakalanarak îdâm edildi.
Bu sırada ikinci defa sadrâzam olan
Mere Hüseyin Paşa, çıkan isyânları bastırmak için bir çok âsiyi İstanbul dışına
sürdü ve bir kısmını ortadan kaldırmak istedi. Bunun öğrenen sipâhîler tekrar
ayaklandılar. Bu durum üzerine Mere Hüseyin Paşa, 20 Ağustos 1623 günü
sadâretten çekildi ve Kemankeş Ali Paşa getirildi. Ali Paşa sadârete
gelir-gelmez, Osmanlı Devleti’ni düştüğü durumdan kurtarmak için harekete geçti.
Osmanlı Devleti mutlâkiyetle idare edildiğinden; başta kudretli, azimkar, zekî
bir pâdişâhın bulunması gerekiyordu. Bu yüzden Ali Paşa, şeyhülislâm Yahyâ
Efendi ve diğer devlet erkânını toplayarak, sultan Mustafa’nın artık makâm-ı
saltanatta kalmaması gerektiğini delîlleriyle ortaya koydu. Bütün devlet erkânı,
pâdişâhın hal’i hususunda aynı kararda idi. Fakat yeni cülûsta yeniçeriye bahşiş
verilmesi gerekiyordu. Hâlbuki hazînede para yoktu. Ali Paşa, askerin ileri
gelenleri ile anlaşarak, bu sefere mahsûs olmak üzere bahşişten vazgeçmelerini
te’min etti. Verilen fetva ile 10 Eylül 1623 günü sultan Mustafa ikinci defa
tahttan indirilerek eski dâiresine götürüldü.
Sultan Mustafa Han, son derece
dindar bir kimse idi. Sık sık türbeleri ziyaret eder ve çokça sadaka dağıtırdı.
Saraydaki hayâtını ibâdet ederek, dînî eserler ve Kur’ân-ı kerîm okuyarak
geçirmişti. İkinci defa tahta geçmesi için davet edildiği zaman odasında
Kur’ân-ı kerim okuduğunu bir çok kaynak yazmaktadır. Hâl sahibi olan sultan
Mustafa Han, saltanatta gözü olmadığı için her iki defâki hal’inde de en küçük
bir memnuniyetsizlik göstermemiş ve tahttan sevinçle feragat etmiştir.
20 Ocak 1630 günü Topkapı Sarayı’nda
vefât eden Sultan Mustafa Han, Ayasofya Câmii karşısındaki türbesine defnedildi.
CANLI KUZU
Bâzı tarihçilerin kerâmet
gösterdiğini yazdıkları Sultan Mustafa Han çok dindar bir pâdişâhtı. Bir gün
sultan Mustafa, saray bahçesinde gezerken, bostancıbaşıyı yanına çağırttı.
İlerde bir tümseği göstererek; “Şu tümseği kaz, altında canlı bir kuzu
bulacaksın, kuzuyu al, bana getir” dedi. Buna şaşıran bostancıbaşı çekingen
davrandı. Fakat pâdişâh emrinde ısrar etti ve; “Bre, tümseği kaz dedik, emrimiz
niçin dinlenmez?” deyince; bostancıbaşı, hemen kazma kürek bulup, istemeye
istemeye orayı kazdı. Gördüğü şey karşısında şaşırıp kaldı. Toprağın altından
gerçekten de nazlı nazlı bakan canlı bir kuzu çıktı. Şaşkınlıktan kurtulmaya
çalışarak kuzuyu kucağına aldı ve Pâdişâh’a getirdi. Sultan kuzuyu bir müddet
okşadıktan sonra, bostancıbaşıya vererek; “Al bunu besle!” dedi.
Bâzı tarihçilerin kerâmet
gösterdiğini yazdıkları Sultan Mustafa Han çok dindar bir pâdişâhtı. Bir gün
sultan Mustafa, saray bahçesinde gezerken, bostancıbaşıyı yanına çağırttı.
İlerde bir tümseği göstererek; “Şu tümseği kaz, altında canlı bir kuzu
bulacaksın, kuzuyu al, bana getir” dedi. Buna şaşıran bostancıbaşı çekingen
davrandı. Fakat pâdişâh emrinde ısrar etti ve; “Bre, tümseği kaz dedik, emrimiz
niçin dinlenmez?” deyince; bostancıbaşı, hemen kazma kürek bulup, istemeye
istemeye orayı kazdı. Gördüğü şey karşısında şaşırıp kaldı. Toprağın altından
gerçekten de nazlı nazlı bakan canlı bir kuzu çıktı. Şaşkınlıktan kurtulmaya
çalışarak kuzuyu kucağına aldı ve Pâdişâh’a getirdi. Sultan kuzuyu bir müddet
okşadıktan sonra, bostancıbaşıya vererek; “Al bunu besle!” dedi.
Sultan Mustafa Han Devri Kronolojisi
22 Kasım 1617 : Mustafa Han’ın ilk saltanatı.
26 Şubat 1618 : Mustafa Han’ın hal’i ve Geriç Osman’ın
pâdişâh olması.
19 Şubat 1622 : Mustafa Han’ın ikinci defa pâdişâh
olması.
19 Mayıs 1622 : Kara Mustafa Paşa’nın sadrâzam olması.
20 Mayıs 1622 : Genç Osman’ın şehîd edilmesi.
22 Mayıs 1622 : Sipahilerin ayaklanması.
13 Haziran 1622 : Kara Dâvûd Paşa’nın azli ve Mere Hüseyin
Paşa’nın sadârete getirilmesi.
8 Temmuz 1622 : Hüseyin Paşa’nın azli ve Lefkeli Mustafa
Paşa’nın sadrâzamlığı.
21 Eylül 1622 : Gürcü Mehmed Paşa’nın sadârete
getirilmesi.
17 Kasım 1622 : Abaza Mehmed Paşa isyânı.
31 Aralık 1622 : Sipahilerin ikinci defa ayaklanması.
3 Ocak 1623 : Genç Osman’ın katillerinden
Cebecibaşının îdâmı.
8 Ocak 1623 : Kara Dâvûd Paşa ve Kalenderoğlu’nun
îdâmı.
30 Ağustos 1623 : Kemankeş Ali Paşa’nın sadrâzamlığı.
10 Eylül 1623 : Sultan Mustafa’nın ikinci defa
tahttan indirilmesi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Kâmûs-ül-a’lâm;
cild-6, sh. 4309
2) Îzâhlı Osmanlı
Kronolojisi (İ. H. Danişmend); cild-3, sh. 268
3) Türkiye Târihi
(Y. Öztuna); cild-5, sh. 149
4) Osmanlı
İmparatorluğu Târihi (Z. Danışman); cild-9, sh. 5
5) Osmanlı Târihi
(Uzunçarşılı); cild-3, bölüm-1, sh. 127
6) Rehber
Ansiklopedisi; cild-12, sh. 330
7) Nâimâ Târihi;
cild-2, sh. 708, 817
8) Hülâsat-ül-Eser;
cild-4, sh. 363
9) Tûgi Târihi;
(Belleten); sayı-43, sh. 50
22 Kasım 1617 : Mustafa Han’ın ilk saltanatı.
26 Şubat 1618 : Mustafa Han’ın hal’i ve Geriç Osman’ın
pâdişâh olması.
19 Şubat 1622 : Mustafa Han’ın ikinci defa pâdişâh
olması.
19 Mayıs 1622 : Kara Mustafa Paşa’nın sadrâzam olması.
20 Mayıs 1622 : Genç Osman’ın şehîd edilmesi.
22 Mayıs 1622 : Sipahilerin ayaklanması.
13 Haziran 1622 : Kara Dâvûd Paşa’nın azli ve Mere Hüseyin
Paşa’nın sadârete getirilmesi.
8 Temmuz 1622 : Hüseyin Paşa’nın azli ve Lefkeli Mustafa
Paşa’nın sadrâzamlığı.
21 Eylül 1622 : Gürcü Mehmed Paşa’nın sadârete
getirilmesi.
17 Kasım 1622 : Abaza Mehmed Paşa isyânı.
31 Aralık 1622 : Sipahilerin ikinci defa ayaklanması.
3 Ocak 1623 : Genç Osman’ın katillerinden
Cebecibaşının îdâmı.
8 Ocak 1623 : Kara Dâvûd Paşa ve Kalenderoğlu’nun
îdâmı.
30 Ağustos 1623 : Kemankeş Ali Paşa’nın sadrâzamlığı.
10 Eylül 1623 : Sultan Mustafa’nın ikinci defa
tahttan indirilmesi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Kâmûs-ül-a’lâm;
cild-6, sh. 4309
2) Îzâhlı Osmanlı
Kronolojisi (İ. H. Danişmend); cild-3, sh. 268
3) Türkiye Târihi
(Y. Öztuna); cild-5, sh. 149
4) Osmanlı
İmparatorluğu Târihi (Z. Danışman); cild-9, sh. 5
5) Osmanlı Târihi
(Uzunçarşılı); cild-3, bölüm-1, sh. 127
6) Rehber
Ansiklopedisi; cild-12, sh. 330
7) Nâimâ Târihi;
cild-2, sh. 708, 817
8) Hülâsat-ül-Eser;
cild-4, sh. 363
9) Tûgi Târihi;
(Belleten); sayı-43, sh. 50




Yorumlar
Yorum Gönder