MONDROS MÜTÂREKESİ
Birinci Dünyâ harbinden sonra
Osmanlı Devleti’yle İtilâf devletleri arasında 30 Ekim 1918’de Limni adasındaki
Mondros limanında demirli bulunan Agememnon İngiliz zırhlısında imzalanan
ateşkes andlaşması.
Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın
tahttan indirilmesinden sonra, İttihâd ve Terakkî iktidara geldi. İttihâd ve
Terakkî ileri gelenleri, maceracı isteklerini tatmin etmek ve Rusya, İngiltere
ve Fransa’dan meydana gelen İtilâf devletleri karşısında Almanya’nın yükünü
hafifletmek için Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünyâ harbine soktular. Osmanlı
Devleti Almanya, Avusturya ve Macaristan üçlüsü ile ittifak kurmak suretiyle,
İtilâf devletlerinin karşısında harbe girdi. Kafkasya, Irak, Sûriye-Mısır ile
Çanakkale cephelerinde harbe giren Osmanlı Devleti yüz binlerce müslüman-Türk
evlâdını şehîd verdi. Rusya 1917’de Bolşevik ihtilâlinin zuhur etmesiyle
savaştan çekildi. Bu durum İtilâf devletlerinin aleyhine oldu. Bu dönemde bütün
devletlerde bir yorgunluk ve bıkkınlık başgösterdi. Rusya ile Brestlitovsk
andlaşmasını imzalayan Osmanlı Devleti, doğudaki topraklarını istilâdan
kurtardı. 1917 Hazîran’ında Yunanistan, îtilâf devletleri safında savaşa girdi.
Ayrıca 1918 yazı sonlarına doğru îtilâf devletleri bütün cephelerde umûmî bir
taarruza geçtiler. İttifak devletleri yanında savaşa giren Bulgaristan, Fransız
taarruzları karşısında yenilince, mütâreke isteyerek savaştan çekildi. Böylece
Almanya’nın doğuya açılan yolu kesildi. İstanbul ise, Trakya yönünden
gelebilecek bir saldırıya açık duruma geldi. Sayısı dokuza çıkan ve uzaklarda
çarpışan Osmanlı orduları da cephane ve gıda sıkıntısı yüzünden yorgun ve bitkin
bir hâle geldi. Gerek bu durum, gerekse Suriye cephesindeki mağlûbiyet,
yıllardır zafer vadiyle aldatılan millete İttihâd ve Terakkî siyâsetinin
başarısızlığını gösterdi. Savaşa devam etmekte hiç bir fayda yoktu. Mart 1918’de
sadrâzam olan İttihâd ve Terakkî’nin ileri gelenlerinden Talat Paşa, mütârekeyi
imzalayacak bir hükümetin kurulmasına imkân vermek için, 7 Ekim 1918’de
sadrâzamlıktan istifa etti. Sadrâzam olan Ahmed İzzet Paşa, Bağdâd-Kerkük
arasındaki Küt-ül-Amare’de Osmanlılarca esir alınan ve Büyükada’daki kampta
bulundurulan İngiliz generali Towshend aracılığıyla Londra’ya baş vurarak
mütâreke istedi. İngiltere mütâreke teklifini kabul etti. Bunun üzerine Limni
adasının Mondros limanında demirli bulunan Agememnon ismindeki İngiliz
zırhlısında mütâreke (ateşkes) görüşmelerine başlandı. Görüşmelerde
İngiltere’yi, Akdeniz donanması başkumandanı visamiral Calthorpe, Osmanlı
Devleti’ni ise, bahriye nâzırı Rauf Bey (Orbay), Hâriciye nâzırı müsteşarı Reşat
Hikmet Bey ile erkân-ı harb kaymakamı Sâdullah beyler temsil ettiler. Pâdişâh
sultan altıncı Mehmed Vahîdeddîn Han, Dâmâd Ferîd Paşa’yı bu hey’etin başında
göndermek istediyse de, sadrâzam ve vekillerin karşı çıkmaları üzerine vazgeçti.
Pâdişâh, gidecek murahhaslara (delegelere); “Hilâfet, saltanat ve hânedân
hukukunun korunmasını, bâzı eyâletlere verilecek muhtariyetin sâdece idarî olup,
siyâsî olmamasını; siyâsî muhtariyetin, âlem-i İslâm’a ihanet sayılacağını
tenbîh ediniz” diye söylemesini sadrâzamdan istedi. Pâdişâh’ın bu arzusu üzerine
sadrâzam; “Biz şimdi mütâreke akdediyoruz, muahede değil. Bunları muahede
müzâkerelerinde düşünürüz” diye cevap verdi.
24 Ekim 1918’de gece yarısından
sonra bir vapurla Mondros’a hareket eden hey’etin mütâreke görüşmeleri dört gün
sürdü. İmzalanan bu andlaşmayla, dört seneden beri büyük bir mahrumiyetle devam
eden ve milyonlarca müslüman-Türk evlâdının şehid olmasına sebeb olan harbe son
verildi.
İngiltere hükümeti, müttefiki
Fransa’ya bile haber vermeden Akdeniz başkumandanı visamiral Arthur Calthorpe
(Kaltrop)’a Londra’dan telsizle bildirdiği yirmi beş maddelik Mondros
mütârekesini Osmanlı temsilcilerine dikte ettirerek hiç bir îtirâza yer
vermiyecek şekilde imzalattı. Osmanlı târihinde görülmemiş bir esaret ve teslim
oluş vesikası olan bu mütârekenin imzalanmasını tâkib eden günlerde keyfî
idareleri, ikbâl ve makam hırsları sebebiyle, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına
sebeb olan İttihâd ve Terakkî’nin, üç paşası Talât, Enver ve Cemâl paşalar ile
diğer ileri gelenleri yurt dışına kaçtılar.
Sâdece Birinci Dünyâ harbine değil,
batılı devletlerin tabiriyle 618 senelik Büyük Türk Devleti’ne de son veren
yirmi beş maddelik Mondros mütârekesinin maddeleri özetle şunlardır:
1- Karadeniz’e geçişi sağlamak üzere
boğazlar açılacak ve geçiş güvenliği için Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki
istihkâmlar îtilâf devletleri tarafından işgal edilecek. 2-3- Osmanlı
sularındaki bütün mayın tarlaları ve öteki engeller gösterilecek; bunların
taranmasına ve kaldırılmasına yardım edilecek. 4- İtilâf devletleri tebeasından
olan esirlerle, Ermeni esirleri İstanbul’da toplanacak ve kayıtsız şartsız
îtilâf devletlerine teslim edilecek. 5- Sınırların korunması ve içgüvenliğin
sağlanması için taraflarca kararlaştırılacak gerekli sayıda askerî kuvvetten
fazlası, hemen terhis olunacak ve bunların silâh, cephane ve teçhizatı îtilâf
kuvvetlerine teslim edilecek. 6- Emniyeti sağlamakla vazifeli tekneler dışındaki
bütün Osmanlı savaş gemileri belirlenerek îtilâf kuvvetlerine teslim edilecek ve
Osmanlı limanlarından dışarı çıkmayacak. 7- îtilâf devletleri güvenliklerini
tehlikede gördükleri herhangi bir stratejik bölgeyi asker çıkarmak suretiyle
işgal edebilecek. 8-9- Osmanlı Devleti’nin bütün liman ve tersaneleri îtilâf
devletleri gemilerinin faydalanmasına açık bulundurulacak. 10- Toros tünelleri
îtilâf devletlerince işgal edilecek; (böylece güneydeki Türk kuvvetlerinin geri
çekilmesini önlemek ve Güney Anadolu’yu işgal öngörülüyordu). 11- Kafkasya ve
İran’ın kuzeybatısında Türk kuvvetleri savaştan önceki yerlerine çekilecek, (Bu
bölgede bir Ermenistan devleti kurulmasını öngören madde). 12- Hükûmet
haberleşmeleri dışındaki her türlü haberleşme, îtilâf devletlerince
denetlenecek, 13- Askerî ve ticarî kara ve deniz vâsıtaları ve malzemesi tahrip
edilmeyecek. 14- Ülkenin ihtiyâcından fazla olan kömür, akaryakıt ve deniz
levâzımâtı, îtilâf devletleri tarafından satın alınacak, 15- Bütün demiryolları
îtilâf devletleri me’murlarınca denetlenecek; Kafkas demiryollarını ise,
doğrudan doğruya îtilâf devletlerinin me’murları idare edecek ve Batum’un
işgaline karşı durulmayacak. 16- Sûriye, Irak, Hicaz, Yemen, Trablus ve
Bingâzi’deki Türk kuvvetleri en yakın îtilâf kumandanına teslim olacak. 17-
Trablus’da ve Bingâzi’de bulunan Osmanlı zabitleri en yakın İtalyan muhafaza
kıt’asına teslim olacak. Osmanlı hükümeti teslim emrine itaat etmedikleri
takdirde muhâberât ve yardımlaşma kesilecek. 18- Mısır da dâhil olmak üzere
Trablus ve Bingâzi’de işgal edilmiş bütün limanlar, îtilâf kuvvetlerine teslim
edilecek. 19- Almanya ve Avusturya uyruklu sivil ve asker bütün vazifeliler bir
ay içinde Osmanlı ülkesinden ayrılacak. 20- Ordunun terhis edilmesi üzerine elde
kalacak silâh ve cephane, îtilâf devletlerinin talimatına göre muhafaza
edilecek. 21- Îtilâf devletleri vazifelilerin çıkarlarını kollamak üzere, iaşe
nezâretinde kontrol memurları bulunacak. 22- Îtilâf devletlerince esir alınmış
Türkler hemen iade edilmeyerek şimdilik bulundukları yerlerde muhafaza edilecek.
23- Osmanlı Devleti merkezî hükümetlerle bütün münâsebetlerini kesecek. 24-
Vilâyât-ı Sitte’de (Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Elazığ, Van, Bitlis) herhangi
bir karışıklık çıkacak olursa, Îtilâf devletleri bu bölgede önemli gördükleri
yerleri işgal edebilecek. 25- Taraflar arasında ateşkes durumu 31 Ekim 1918 günü
öğle vakti başlayacaktır.
Mütâreke (ateşkes andlaşması)
olmaktan ziyâde muahede (barış andlaşması) hüviyetinde olan ve Osmanlı
Devleti’ni îdâm sehpâsına çıkaran Mondros mütârekesinden sonra, kendi
menfaatlerini düşünen, harbin sonunda aslan payını ele geçirerek dünyâ
siyâsetinde ön plânda rol oynamak isteyen İngiltere’nin tâkib ettiği siyâset,
diğer îtilâf devletleri tarafından hoş karşılanmadı. Osmanlı Devleti’ni
paylaşmak hususunda çıkar çatışmasına düşen müttefik devletlerin arası açıldı.
Fransa, Almanya’nın parçalanmasını ve Alsas Loren’in kendisine verilmesini
istedi, İngiltere ise, harb gücü ve donanmasını kaybeden Almanya’nın
parçalanmasını istemiyordu. Çünkü, Avrupa’nın dengesi Fransa lehine bozulmuş
olacaktı. Böylece İngiltere’ye Avrupa’dan gelebilecek en büyük tehlike
Fransa’dan gelebilirdi. Bu sebeble İngiltere, parçalanmış bir Almanya değil,
birleşik bir Almanya olmasını müdâfaa etmeye başladı. Almanya’nın parçalanmasını
istemeyen Amerika ile de karşılaşan Fransa, İngiltere’ye karşı çıkmaya başladı.
İngiltere’nin yakın şarkta tâkib ettiği İslâm âlemini parçalayarak himayesine
almak isteğini de kendi menfaati açısından hoş görmeyen Fransa, kendi hissesine
Suriye ve Kilikya’nın ayrılmasına rızâ göstermedi. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin
parçalanması veya yıkılması durumunda, kapitülasyonlar sebebiyle en çok zarar
görecek olan Fransa, İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni yıkma siyâsetine de karşı
çıktı. İtalya’nın ise, gerek sömürgeler gerekse yakın şarkın taksimi hususunda
İngiltere’yle arası açıldı.
Harbden sonra İngiltere’de iktisâdi
bir buhran ve işsizlik baş gösterdi. Gizli emellerine Yunanistan’ı âlet etmek
isteyen İngiltere, Yunan gelişmesini te’min ederek menfaat mikdârını arttırmak
ve kendi menfaatlerini tehlikeye sokan belki de mâni olacak olan Türk
mukavemetini kırmak, Türkleri de isteğine boyun eğdirmek için, İzmir’i
Yunanistan’a bırakarak onu Anadolu’ya saldırtmak istedi.
Harbden çekilmiş olan Rusya’nın,
Doğu Anadolu’da terk ettiği arazî hususunda da görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
İngiltere burada bir Ermenistan ve Kürdistan devletinin kurulmasını
menfaatlerine uygun buluyordu. Fransa ve İtalya ise, aynı düşüncede değillerdi.
Fransa kendisine mâl ettiği Kilikya’yı ermenilere terketmek istemediği gibi,
ermeniler de İngiltere’nin kendilerine bahşetmek istediği yerleri kâfî
görmüyorlardı.
Menfaat için çarpışan, harbi
kazandıktan sonra en büyük menfaatleri ele geçirmek isteyen emperyalist İtilâf
devletlerinin vaktiyle kendilerinden istifâde etmek için istiklâl ve hürriyet
vâd ettikleri milletler de haklarını istediler.
Mondros mütârekesinin
imzalanmasından sonra 8 Kasım 1918 günü Ahmed İzzet Paşa sadrâzamlıktan istifa
etti. Yerine Tevfik Paşa sadrâzam tayin edildi. Hiç bir sebeb yok iken
mütârekenin yedinci maddesini tatbike koyup 13 Kasım 1918’de İngiliz, Fransız,
İtalyan ve Yunan gemilerinden meydana gelen İtilâf donanması karaya asker
çıkararak İstanbul’un muhtelif yerlerini işgal ettiler. Şehirdeki
rumların-çılgın gösterileri ve Yunan bayrakları arasında “Zito=Yaşa” sesleriyle
Îtilâf askerleri şehre girip yerleştiler. İtilâf kuvvetleri İstanbul’a girdikten
sonra mütâreke muahedesi artık bir hiç oldu. Haydarpaşa’dan Ankara’ya kadar olan
tren yolu güzergâhındaki istasyonlar; Karadeniz boğazından Batum’a kadar olan
limanlarımız îtilâf devletleri tarafından işgal edildi; Zonguldak ve Ereğli’yi
Fransızlar; Samsun, Merzifon, Batum ve Bakü’yü İngilizler işgal ettiler.
İngilizler 19 Nisan 1919’da Kars’ı
işgal ederek, ermenilere verdiler. 20 Nisan’da Gürcüler Ardahan’ı, 29 Nisan’da
İtalyanlar Antalya’yı, Yunanlılar 11 Mayıs’da Fethiye’yi, 15 Mayıs’da da İzmir’i
işgal ettiler. Yunan barbarları karaya çıkar-çıkmaz fes giyen yahut “Zito
Venizelos” demiyen masum ve silâhsız insanların hepsini hunharca katletmeye
başladılar. O sırada otuz Türk zabiti şehîd edildikten sonra halktan bâzı
kimseler denize atıldı ve dükkanlar yağma edildi. Bütün gün katliâm ve yağma ile
geçti. Irzlara tecâvüz edildi. Kendilerini medenî sayan Avrupa ve Amerika ise,
bu müdhiş sahneyi zevkle seyrettiler. İzmir’i işgal etmekle iktifa etmeyen
Yunanlılar; Manisa, Salihli, Denizli ve çevresini de işgâl ettiler. İtalyanlar
ise, Kuşadası’ndan başlayarak Muğla, Antalya ve Konya civarını işgale
başladılar. İngiltere ve Fransa da taksim sonunda kendi hisselerine düşen
yerleri işgal ettiler. Bu işgallerle beraber Millî Kurtuluş hareketi başladı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Mondros’tan Mudanya’ya (S. Tansel); cild-1,
sh. 25 v.d.
2) Îzâhlı Osmanlı Târihi Kronolojisi; cild-4,
sh. 450
3) Rehber Ansiklopedisi; cild-8, sh.
357
4) Türk Siyâsi Târihi (T. Ünal); sh.
473
5) Osmanlı İmparatorluğu Târihi; cild-14, sh.
153
6) Görüp İşittiklerim; sh.
153
7) İki Devrin Perde Arkası; sh.
170
Yorumlar
Yorum Gönder