KUYUCU MURÂD PAŞA
(ö. 1020/1611)Osmanlı vezîriâzamı.
Meşhur Osmanlı devlet adamlarından.
Rumeli’den devşirme olarak alınıp, sarayda (Enderûn’da) İslâm terbiyesi ile
yetiştirildi. Doğum târihi bilinmemektedir, ömrünü devlet ve milletine hizmetle
geçirdi. İran üzerine yeni bir sefer hazırlıkları içindeyken, doksan yaşlarında
1611 (H. 1020) yılında Diyarbekir’de vefât etti. İstanbul’da yaptırdığı
medresenin bahçesindeki türbesine defnedildi. Vezneciler’de bulunan bu
medresinin yerine, İstanbul Üniversitesine âid ek üniteler yapıldığından, bugün
eski şeklinde değildir.
Enderûn’da yetişen Murâd Paşa, saray
ve hükümet işlerinde vazife aldı. Kethüdâlık, vâlilik, beylerbeyilik, ordu
kumandanlığı, diplomatik vezirlik ve sadrâzamlık yaptı. İlk olarak 1554’de Mısır
vâlisi Mahmûd Paşa’ya kethüda oldu. Mısır’da başarılı hizmetler yapıp,
kabiliyeti dikkat çektiğinden; sancakbeylik ve emir-i haclık vazifesi verildi.
1569’da Mısır beylerbeyi Koca Sinân Paşa ile Yemen’in fethine katıldı. Yemen’e
önce vâli, 1576’da beylerbeyi tâyin edildi. Yemen beylerbeyi iken imâr
faaliyetlerinde bulunup San’a Kasrı’nda, bir câmi ve Nakîm dağından su getirmek
maksadıyla çeşitli te’sisler kurdu. Bu vazifedeyken İstanbul’a çağrıldı. Şarkî
Karahisar sancakbeyi oldu. Şarkî Karahisar’dan sonra çeşitli vilâyetlerde vazife
aldı. Diyarbekir beylerbeyi iken Karaman’a tâyin edildi. Buradan 1585’de,
Özdemiroğlu Osman Paşa’nın komutasında Tebriz seferine katıldı. Tebriz
civarındaki savaşın en kritik ânında atı ile beraber savaş meydanındaki kuyuya
düştü. Hamza Mirza kumandasındaki Safevî kuvvetlerince esir alınıp, hapsedildi.
1590 Osmanlı-Safevî andlaşmasına kadar, İran’da kalan ve atıyla kuyuya
düşmesinden dolayı Kuyucu lakabı verilen Murâd Paşa, İstanbul’a gelince, Kıbrıs
beylerbeyiliğine tâyin edildi.
Diyarbekir beylerbeyi uhdesinde
olmak üzere, Avusturya seferine katıldı. 1596 Haçova meydan muhârebesinde büyük
yararlıklar gösterdi. Uzun seneler, Macaristan cephesinde lâyıkiyle hizmet etti.
Cephedeyken bâzı sulh müzâkerelerinde bulundu. Birinci Ahmed Han (1603-1617)
Osmanlı sultânı olunca, Kuyucu Murâd Paşa, Şubat 1603’de Rumeli eyâletiyle
beraber Budin muhafazasına me’mûr edildi. 1605’de Dîvân-ı hümâyûnda dördüncü
vezir oldu. İran’daki Safevî Devleti, (1501-1732)’nin teşvik ve kışkırtmaları
neticesinde Anadolu ve Kuzey Suriye’deki isyânlar tehlikeli bir hâl aldığından;
Anadolu isyânları ve İran mes’elesi için Ferhat Paşa serdâr tâyin edildi. Kuyucu
Murâd Paşa, Avusturya cephesindeki faaliyetlerinden ve Macaristan-Avusturya
mes’elesindeki teşebbüslerinden dolayı 13 Mayıs 1606’da Engürüs serdârı oldu.
Kuyucu Murâd Paşa Rumeli’deyken,
Osmanlı Devleti için en büyük tehlike; İran mes’elesi ile Anadolu ve Suriye
taraflarındaki isyânlar idi. Celâlîleri (Bkz. Celâlîler) cezalandırmak için
şeyhülislâm Sun’ullah Efendi’nin tavsiyesi ile Murâd Paşa sadrâzam tâyin edildi
(Aralık 1606). Sadâretmührünü Belgrâd’da alan Murâd Paşa, serhâd işlerini yoluna
koyarak İstanbul’a geldi.
Osmanlı Devleti’nin 1593 yılından
beri, Avrupa cephesinde savaşlarla meşgul olmasını fırsat bilen, İran-Safevî
Devleti’nin Anadolu ve Kuzey Suriye’deki kışkırtmaları sonucu, Celali isyânları
çok tehlikeli bir hâl almıştı. Murâd Paşa, Kuzey Suriye’de bir dürzî hükümeti
kurmuş olan Canbolad oğlu Ali Paşa üzerine 1607 Temmuz’unda İstanbul’dan hareket
etti. Yol boyunca âsilere karşı uslandırma hareketlerinde bulunan Murâd Paşa,
âsi Canboladoğlu’na karşı Maraş beylerbeyi Zülfikâr Paşa’dan yardımcı kuvvetler
aldı. Osmanlı ordusu, Boğros boğazı âsîlerinden ve dürzîlerden meydana gelen
kırk bin yaya ve atlıyı İskenderun yakınlarındaki Belen boğazı yanında Oruç
ovasında mağlûb etti. Canboladoğlu ve Lübnan dürzî lideri Maanoğlu Fahreddîn ile
bütün dürzî kabîle reislerinden canlarını kuratarabilenler kaçtı. Murâd Paşa,
Haleb’i ele geçirip, isyâncıları ve bölücüleri bölgeden temizleyerek, kışı orada
geçirdi. Bağdâd’daki Taviloğlu Mustafa’nın üzerine Cağalazâde Mahmûd Paşa
kumandasında bir kuvvet göndererek kaçırttı. Murâd Paşa Halep’deyken, celâli
elebaşısı Kalenderzâde, otuz bin celâli kuvvetiyle İstanbul’u tehdîd etti. Murâd
Paşa, İçel’deki Muslî Çavuş’un Kalenderzâde ile birleşmesini önlemek için ona
İçel sancakbeyligini verip, Maraş ve Göksun’dan yeni kuvvetler aldı.
Kalenderzâde, İstanbul’dan gönderilen bir mikdâr Osmanlı hazîne ve kuvvetlerini
almak için Göksün boğazını kapamak istedi. Murâd Paşa daha önce hareket ederek
boğazı tuttu. Göksün Maçayır ovasında Kalenderzâde’yi büyük bir bozguna uğrattı:
Kalenderzâde ve tarafdârları İran’a sığınmak için doğuya kaçtı. Âsîler tâkib
edilerek Eylül 1608’de Şarkî Karahisar’da toplanan binlerce celâlî imha edildi.
Anadolu âsîlerden temizlenince Murâd Paşa, 1608 sonunda İstanbul’a döndü.
Murâd Paşa, dâhiyane bir siyâsetle
Osmanlı Devleti’nin içinde huzuru bozan âsîleri ortadan kaldırdı. Üsküdar seferi
denilen 15 Haziran 1609 yazındaki harekâtla; Musli Çavuş ve Yûsuf Paşa gibi
âsîleri ve bunlarla işbirliği yapan kimseleri îdâm ederek, bunların fesat
tohumlarını ve köklerini kuruttu. 1610 baharında, Osmanlı Devleti içindeki
karışıklıkların planlayıcısı ve destekçisi, İran-Safevî Devleti’ne karşı sefere
çıktı. Tebriz’de bulunan Safevî Şâh Abbâs’ın (1587-1628), celâlî isyânları ve
Avusturya seferi (1593-1606) esnasında işgal ettiği toprakları ve Kafkasya’yı
kurtararak, Osmanlı lehine bir andlaşma sağlamak niyetiyle İran seferine çıktı.
Murâd Paşa Tebriz önlerine geldiğinde sefer mevsimi geçtiğinden, kışı geçirmek
için Diyarbekir’e çekildi. Fakat ömrü vefâ etmeyip burada vefât etti.
Murâd Paşa; gayretli, dindar, üstün
komutanlık, idarecilik ve devletin çıkarlarını her şeyden üstün tutan bir
şahsiyete sahipti. Osmanlı ülkesine ve milletine çok hizmeti oldu. Osmanlı
sultânına sadâkati (bağlılığı) çoktu. Sultan Ahmed kendisine; “Babam” diye hitâb
ederdi. Tecrübeli, samîmi ve ileri görüşlü olduğundan, icrâatlarında tavizsiz
hareket ederdi. Nakşibendî yoluna bağlı olup, her hafta Kur’ân-ı kerîmi
hatmeder, insanlara zulüm etmeyi hiç sevmezdi. Devletine çok bağlı olduğundan,
sabırla hareket etmesini gayet iyi bilirdi. İran-Safevî Devleti’ne ve
Anadolu’daki Celâlîlere karşı çok şiddetli mücâdele ederek, İranlı şiîlerin
Osmanlı Devleti’ni Avrupa hıristiyanları karşısında acze düşürme hayallerini yok
etti. Onun bâzı sertlikleri tenkîde uğramışsa da, idâri kabiliyeti ve otoritesi
yerli ve yabancılar tarafından kabul edilmiştir. Bunlardan zamanının İngiliz
elçisi Bello; Murâd Paşa’nın devletine iyiliği dokunduğunu, basiret sahibi
olduğunu, memleketin iç işlerini düzeltip, hâkimiyet sağladığını, iyi bir asker
ve devlet adamı olduğunu itiraf etmektedir. On üç yıl süren Avusturya seferi ve
yıllarca devam eden celâlî isyânları neticesinde, mâliyenin durumunu öğrenmek
için Ayn-i Ali Efendi’ye, Kavânîn-i âl-i Osman der mezâmîn-i Defter-i dîvân
isimli eserini yazdırmış olan Murâd Paşa’nın, Budin vâlisî Kâdızâde Ali Paşa ile
evli bir kızı vardı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Hadîkat-ül-vüzerâ; sh.
55
2) Hülasat-ül-esar fî a’yân-ül-karn-il-hâdî
aşer (Muhibbî, Kahire-1284); cild-3, sh. 355
3) Şakayık Zeyli (Atâî Efendi); sh. 377
4) Târih (Selânikî Mustafa Efendi,
İstanbul-1281); sh. 12, 199
5) Târih (Peçevî İbrâhim Efendi,
İstanbul-1283); cild-2, sh. 101
6) Ravzat-ül-Ebrâr (Karaçelebizâde Abdülazîz
Efendi, Kahire 1248); sh. 466, 507
7) Fezleke (Kâtib Çelebi); cild-1, sh.
281
8) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh.
1110
9) Rehber Ansiklopedisi; cild-10, sh.
366
Yorumlar
Yorum Gönder