KORSANLIK
Osmanlı deniz akıncılarının ismi.
Karadaki akıncının denizdeki karşılığıdır. On dokuzuncu asırda bu kelime deniz
haydudu mânâsında kullanılmışsa da, daha önceki devirlerde bu mânâ yoktur.
Osmanlı metinlerinde, en büyük amiraller, faydalı mahir ve büyük korsandır gibi
tâbirlerle öğülür. Korsanlıktan yetişmemiş bir denizci gerçek denizci sayılmaz.
Korsan levendler tam denizcidirler.
Osmanlı deniz korsanları bahriyenin
en imtiyazlı fedaî sınıfı idi. Bugünkü deniz komandosu olup, en tehlikeli
vazifeleri yüklenir ve bunu hayâtı bahasına başarırdı. Devletin sulh hâlinde
bulunmadığı devletlerin gemilerini açık denize bırakmaz, zapteder veya
korkuturdu. Osmanlı Devleti’nin devamlı muhârebe hâlinde bulunduğu İspanya’ya ve
İtalya sahillerine kadar gidip, düşmanın maneviyâtını alt üst eder, ekonomik
gücünü kırar, limanlar arasındaki irtibâtı keser ve ticâret yapmalarına izin
vermezlerdi.
Osmanlı Devleti on dördüncü yüzyıl
sonlarından başlayarak Akdeniz’deki dağınık hâlde bulunan Türk deniz
korsanlarını düzenledi ve gelişmesine yardımcı oldu. Türk korsan sınıfının
kurucusu sultan İkinci Bâyezîd Han’ın üçüncü oğlu Yavuz Sultan Selîm Han’ın
ağabeyi, şehzâde Korkut’tur. Bu iş için çok çalışmış ve Oruç Reis’i korsanlığa
sevk etmiştir. Bu korsanlardan ilk olarak devlet hizmetine giren Kemâl Reis
olmuştur. Ondan sonra Türk korsanlarının pîrî Oruç Reis, sonra kardeşi Hızır
Reis (Barbaros Hayreddîn Paşa), onun İstanbul’a çağırılması üzerine de Turgut
Reis korsan ocağının başına geçmiştir. Turgut Reis Tunus’ta Mehdiyye, Cerbe,
sonra Trablusgarb ve Cezâyir beylerbeyliğinin bir çok limanını belli başlı
korsan üsleri hâline getirmiştir.
1513 yılı yazında Oruç Reis’in kuzey
Afrika’ya Mağrib’e ayak basması, Türk denizcilik târihinin dönüm noktasıdır.
Oruç Reis bu kıyıları İspanyollardan temizleyip, yerli halkın sevgi ve îtimâdmı
kazandı. Batı Akdeniz’de, hâkimiyet Oruç Reis’in eline geçti. Bu suları çok iyi
bilen Kemâl Reis’in yeğeni Pîrî Reis, Oruç Reis’in maiyyetinde idi.
Cezâyir-Türk korsanları, on altıncı
asırda zamanının en iyi denizcileri idi. İstisnasız Akdeniz’in her yerinde
faaliyet gösterdiler. Bu asırda Türk deniz akıncılarının olmadığı hiç bir
Akdeniz limanı gösterilemezdi. Sardunya, Sicilya, Korsika, Malta, Türklerin her
yıl çıkartma yaptıkları adalardı. Hattâ Korsika’yı tamamen Turgut Reis
fethetmişti.
Tunus beylerbeyliğine âid korsan
filoları da Malta şövalyelerine rağmen İtalya ve Sicilyaya korku verdiler.
On yedinci asrın başlarında Büyük
(Koca) Murâd Reis’in Batı Akdeniz ve Atlantik seferleri çok meşhurdur. Murâd
Reis’i daha hayâtında İngiliz tarihçisi Knolles; “Akdeniz’in batı kesimi için
Türklerin amirali Murâd Reis” şekliyle tavsif etmektedir. Murâd Reis o derece
meşhur olmuştu ki, İngiltere kralı birinci James’le mektuplaşmış, krala
gönderdiği 2 Şubat 1607 tarihli mektubunda; “Derya beyi Murâd” şekliyle yazarak,
mütevazı hâlini ortaya koymuştur. Murâd Reis, Âli Biçin Reis’in dâmâdı Kılıç Ali
Paşa’nın talebesidir. Onların himayesinde yetişmiş, Cezâyir eyâletinin korsan
filosunun reisi olmuştur. Derya sancak beyi rütbesi verilen Murâd Reis’in
kahramanlık ve gazâlarını dinleyerek hayran olan sultan birinci Ahmed Han,
kendisini bizzat görmek istemiş, huzûr-ı hümâyûnda hiç bir vezirin nâil olmadığı
iltifatlar göstererek onu Mora sancakbeyi yapmıştır.
Bu kahraman Türk deniz akıncı beyi,
bir deniz muhârebesinde şehîd oldu. 1609’da Rodos’ta yaptırdığı câminin
yanındaki türbesine defnedildi. 1609 yılından sonra türbesinin önünden geçen her
Türk harb gemisinin Murâd Reis’i selâmlaması kânundu.
Murâd Reis’in on bir ay kara yüzü
görmeden seferini anlatan şu koşma (şiir) meşhurdur.
Yine Rodos’ta medfûn bulunan Memiş
Paşaoğulları, on altı ve on yedinci asrın büyük amiral ve korsanlar yetiştirmiş
bir denizci ailesi idi. Denizciliğe Oruç Reisle başlayan Kurdoğulları çok
meşhurdur. Endenozya’ya giden Hızır Reis, Kurdoğullarından idi.
Türk korsanları, İrlanda gibi Büyük
Britanya adasına da pek çok seferler yaptılar. Devamlı şekilde 30 gemilik bir
Türk filosu bu sularda geziniyordu: 1625 yılında Türkler Bristol Kanalı’nın
açığında Lundy adasını aldılar, Bristol liman ağzına hâkim oldular. İngiltere
yıllarca Türkleri bu Lund ve Scilly adalarından atamadı. 1631’de Türkler İngiliz
limanını yıllık vergiye bağladılar.
Murâd Reis’in 20 Haziran 1627’deki
İzlanda seferi meşhurdur. Adada 26 gün kalmış, İkinci İzlanda seferine de Ali
Reis kumanda etmiştir.
Korsanlık, akıncılık gibi bir
teşkîlât olup, Cezâyir beylerbeyinin Rotterdam, Amsterdam, Ceneviz, Livorno ve
emsali büyük Avrupa limanlarında gizli ajanları vardı. Bunlar o limanlara bağlı
gemilerin giriş-çıkış ve rotalarını Cezâyir’e bildirirlerdi.
On sekizinci asırda da Türk deniz
akıncıları eski hüviyetlerini korumakla birlikte, İngiltere ve Fransa da büyük
denizci devletler arasına girdiler.
1783 yılında Amerika Birleşik
Devletleri denizlerde bayrak gezdirmeye başladı. 25 Temmuz 1785’de Atlantik’te
Cadiz açıklarında bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemi, Cezâyir Korsanları
tarafından zaptedildi. Bu gemi Boston limanına bağlı, kaptan İsaak Stevens’in
idaresindeki Mora gemisi idi. Az sonra Philadelphia limanına bağlı, kaptan D.
Brienin’in Dauphin’i aynı akıbete uğradı ve Cezâyir’e getirildi. 1793 Ekim ve
Kasım aylarında 11 Birleşik Amerika gemisi daha Türk filosu tarafından
zaptedildi. Kongre 27 Mart 1794 celsesinde, Türk korsanlarına karşı koyacak
güçte harp gemileri îmâl edilmesi veya satın alınması için başkan George
Washington’a 688.000 dolar harcama salâhiyeti verdi. Böylece Birleşik Amerika
donanmasının temeli atıldı. Az zaman sonra Birleşik Amerika, Cezâyir donanması
ile başa çıkamayacağını anladı ve Cezâyir’le anlaşma yoluna gitti. 5 Eylül 1795
(21 Safer 1210) tarihindeki muahede ile Birleşik Amerika, Cezâyir’deki
esirlerinin iadesi ve gerek Atlantik’te ve gerek Akdeniz’de Birleşik
Devletler’in sancağını taşıyan hiç bir tekneye dokunulmaması karşılığında
642.000 altın dolar ve yılda 12.000 Osmanlı altını ödeyecekti.
Türkçe ve 22 madde olan muahedeye,
George Washington ve beylerbeyi Hasan Dayı imza koydular. Böylece Birleşik
Amerika da yıllık vergiye bağlanmış oldu.
Derya ve akıncı beylerinin çok mühim
bir vasıfları da ellerinin son derece açık olması ve ünlü zenginlerin
yapamadıkları cömertliği yapabilmeleri, fukara babası olmalarıydı. Bütün bir
bölgenin fakirleri bir tek derya ve akıncı beyinin sayesinde geçinip giderlerdi.
Beylerin konakları misafirhâne olup, herkese açıktı. Misafir, derecesine göre
ikrâm görürdü. Misafiri çevirmek gibi birşey olmazdı. Geri çevirmek, düşmana
silâh teslim etmek derecesinde şerefsizliklerin en büyüğü sayılırdı.
DİN İÇİN KILIÇ SALDILAR!..
Türk korsanlarının büyük merkezi
Cezâyir idi. Fransız Jean Deny Cezâyir’de yetişen korsan levend şâirlerinin
şiirlerini toplamış, 1925 yılında Pariste neşretmiştir. Bir korsan şiirinde
şöyle denilmektedir:
ASLANLAR YATAĞI CEZÂYİR
Benli Ali 1664 yılında Fransız
donanmasının büyük bir hezimete uğratılması münâsebetiyle söylediği şiirde
sultan dördüncü Mehmed Han’a şöyle hitâb etmektedir:
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Büyük Türkiye Târihi; cild-10, sh.
88
2) Rehber Ansiklopedisi; cild-10, sh.
251
3) Osmanlı Devleti Târihi; cild-2, sh.
132
4) Osmanlı Târihi (Uzunçarşılı) cild-2, sh.
575
5) Osmanlı Târih Deyimleri; cild-2, sh. 296
Yorumlar
Yorum Gönder