KEÇECİZÂDE İZZET MOLLA
(1786-1829)
Divan şiirinin XIX. yüzyıldaki son temsilcilerinden.
On dokuzuncu asır dîvân
şâirlerinden. İsmi, Mehmed İzzet’tir. Aslen Konyalı bir aileye mensub olup,
babasının dedesi Konya’da keçecilikle uğraştığından Keçecizâde lakabı ile
anılır. Babası kâdıasker Salih Efendi’dir. 1785 senesinde İstanbul’da doğdu.
Küçük yaşta babasını kaybettiğinden, eniştelerinin himayesinde büyüdü. Sıkıntı
içinde tahsil gördükten sonra müderris oldu. Bir ara ilmiye mesleğinden
uzaklaştırıldı. Bu yüzden yoksulluğa düşen İzzet Molla, saray kethüdası Hâlet
Efendi ile tanıştı. Hâlet Efendi, vasıtasıyla sultan İkinci Mahmûd’la görüşmeye
başladı. Şeyhülislâm Sâlihzâde Es’ad Efendi aracılığı ile 1809 senesinde
müfettiş olarak Bursa’ya, 1820’de Galata kâdılığına tâyin edildi.
Hâlet Efendi’nin 1822 senesinde
görevinden alınıp, öldürülmesi İzzet Molla’yı zor durumda bıraktı. Hâlet
Efendi’ye karşı olanları hicvetmesi yüzünden, aynı sene Keşan’da mecburi ikâmete
tâbi tutuldu. Keşan’da iken Mihnet-i Keşan adlı meşhur eserini yazdı. Bir
sene sonra tekrar İstanbul’a dönen İzzet Molla, 1825’de Mekke kâdısı payesini
alıp, 1826 senesinde İstanbul kâdısı pâyesiyle Haremeyn müfettişliğine tâyin
edildi. Bir sene sonra eyâlet tevzi defterlerinin teftişine me’mur edildi. Bu
sırada Mora ihtilâlinden sonra zuhur eden Rus saldırısı üzerine başlayan harbe
tarafdâr olmayan İzzet Molla, bu konunun görüşüldüğü mecliste bulundu ve
meclisin çoğunlukla aldığı savaş karârına katılmış görünmekle beraber, daha
sonra sultâna, savaşa karşı olduğunu bildiren bir lâyiha sundu. Bu lâyiha ve
bâzı devlet ileri gelenlerinin oyunlarıyla Sivas’ta mecburî ikâmete tâbi
tutuldu. Osmanlı-Rus savaşının yenilgiyle sonuçlanması üzerine, İzzet Molla’nın
haklı olduğu anlaşıldı ve İstanbul’a geri çağrıldı. Fakat İzzet Molla bu haberin
gelişinden bir iki saat önce vefât etmişti. 1829’da vefât eden İzzet Molla,
Sivas’da defnedildi. 1916 senesinde torunu tarafından İstanbul’a getirilen
kemikleri; Avratpazan’nda Mustafa Bey Mescidi’nin avlusundaki âile mezarlığına,
babasının yanına gömüldü. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın torunlarından bir
hanımla evlenen İzzet Molla’nın; Fuâd, Reşâd, Murâd ve Sedâd adlı dört oğlu
oldu. Bunlardan Fuâd, Tanzîmât Türkiyesinde büyük rol oynayarak sadrâzamlığa
yükselmiştir.
Mevlevi tarîkatına mensub olan İzzet
Molla, temiz kalpli, şen ve nüktedân bir şâirdi. Kendi ifâdesine göre uzun boylu
ve iri cüsselidir. Dîvân edebiyatının Tanzîmât’tan önceki son şairlerindendir.
Şiirlerinde duygu ile nükteyi birleştirmiş ve kuvvetli mısralar söylemiştir. Bu
yüzden o da mahallileşme cereyanı içinde görülmektedir. Gerek şiirlerinde, gerek
mesnevîlerinde yerli unsurlar, tasvirler ve karakterler dikkati çekmektedir.
Şiirlerinde Nef’î, Nâbi, Seyyid Vehbî, Nedîm ve Şeyh Gâlib’in te’sirleri vardır.
Lisânı düzgün ve nükteli, hayalleri çekici ve kuvvetlidir. Nazım tekniği ve
kültürü, çağdaşı Vâsıf’dan üstündür. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye ve Şeyh
Gâlib’e husûsî bağlılığı vardır. Genç yaşta ölmesine rağmen bir çok eser
yazmıştır. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1-
Gülşen-i Aşk:
Sembolik isimlerle ilâhî aşkın dile getirildiği yaklaşık 300 beytlik kısa bir
mesnevîdir. Şeyh Gâlib’in Hüsn-ü Aşk’ına benzeyen bu eserin kahramanları
arasında kendisi de yer almıştır. Bu eserini 1812 senesinde tamamlamıştır.
Eserin sonunda ayrıca bir tardiyye ve bir târih kıt’ası vardır. 1848’de
basılmıştır.
2-
Mihnet-i Keşan:
Keşan’a gidişinin ve çektiği sıkıntılarının bir nükte lisâniyle birleştirilmiş,
güzel hikâyesidir. Şehname vezniyle hikâye edilen hâtıraların arasına, yeri
geldikçe rubâî, gazel, murabba, kıt’a vb. şekilleriyle yazılmış manzumeler
ilâvesiyle, okuyuşu renklendiren bir çeşitlilik sağlanmıştır. Eser 1852
senesinde Cerîde-i Havadis Matbaası’nda basılmıştır.
3-
Bahâr-ı Efkâr:
Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey’in teşviki ile 1825 senesinde tertib ettiği bu
dîvân, İzzet Molla’nın gençlik şiirlerini ihtiva eder. 1839’de Bulak’da
basılmıştır.
4-
Hazân-ı Âsâr:
İzzet Molla’nın ikinci dîvânıdır. Muhammed Behâeddîn Nakşibendî’yi öven bir
kıt’a ile başlar. Bu dîvân 2 kasîde, 2 mesnevî, 35 târih, 42 gazel, 1 muhammes,
1 tahmis, 1 şarkı, 3 kıt’a, 2 müfrediden meydana gelmiştir. 1841 senesinde
basılmıştır.
5-
Devhat-ül-mehâmid fî Tercemet-il-vâlid: Bu eserinde babasının hayât
hikâyesini anlatmıştır.
6-
Lâyihalar: İzzet
Molla’nın devlet yönetimiyle ilgili düşüncelerinin yer aldığı iki önemli
lâyihası vardır. Birincisi sultan İkinci Mahmûd Hân’ın emriyle kaleme
alınmıştır. Osmanlı eyâletlerinin gelir-gider işleriyle ilgili tesbit ve
görüşlerini içine almaktadır. Ukinci lâyiha ise, Rusya’ya harp îlânının aleyhine
hazırlanmıştır.
7-
Şerh-i Elgâz-ı Râgıp Paşa: Râgıp Paşa’nın lügazlarını
açıklayan bir eserdir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Esâmi; sh.
311
2) Büyük Türk
Klasikleri; cild-8, sh. 116
3) Osmanlı
Müellifleri
4) XIX. Asır Türk
Edebiyatı Târihi;
5) Son Asır Türk
Şâirleri; cild-4, sh. 723
6)
Hâtimet-ül-eş’âr; sh. 288
7) Kâmûs-ül-a’lâm;
cild-4, sh. 3419
8) A History of
Ottoman Poetry; cild-4, sh. 304

Yorumlar
Yorum Gönder