KARAHİSARÎ ABDÜRRAHİM
(ö. 888/1483’ten sonra)
Türk mutasavvıf ve şairi.
Fâtih devri âlim ve şâirlerinden.
İsmi, Abdürrahîm’dir. Afyonkarahisar’da doğdu. Doğum ve vefât târihleri
bilinmemektedir. Karahisar’da vefât etti. Kasımpaşa Câmii bitişiğindeki türbede
medfûn olup, dâmâdı Sûfî Çelebi ile yanyanadır.
Abdurrahîm Efendi aslen Mısırlı
olup, Afyon’a yerleşmiş zengin bir ailedendir. O devirde ilim ve irfan merkezi
olan Karahisar’da tahsîl gördü. Kendisinden önce vefât eden fazilet sahibi
kardeşi Muslihiddîn Efendi de âlim ve sâlih bir zât idi. 1436 (H. 840) târihinde
Beypazarı’na gidip, Akşemseddîn hazretlerine talebe oldu. 1453 (H. 857)
târihinde hocasıyla birlikte İstanbul’un fethine katıldı. Daha sonra Afyon’a
döndü. Kendi adıyla kurduğu vakıfla, câmi ve hayrat eserleri yaptırdı. İlâhî bir
aşk ile tasavvufî mâhiyette şiirler söyledi. Eserler yazdı. Eserlerinden
bâzıları şunlardır:
1-
Münyet-ül-Ebrâr ve Gunyet-ül-Ahyâr: İstanbul’un fethi esnasında yazdı.
İki kısımdır. Birinci kısımda hak yoluna girenler; ikinci kısımda Halveti yolu
âdabı anlatılmaktadır.
2-
Tercüme-i Kasîde-i Bürde: Meşhur İslâm şâirlerinden İmâm-ı
Busayrî’nin (r. aleyh) Bânet Süâd diye başlayıp Peygamber efendimizi
medh ü sena eden kasîdesinin tercümesidir. 57-59 beyttir.
3-
Vahdetnâme:
4.250 beyt olup, Mesnevî tarzındadır. Âşıkpaşa’nın Garibnâmesine benzemektedir.
4-
Risale fî eşrât-is-sâat: Arabî olarak yazılan eser, kıyamet
alâmetlerinden bahseder.
5-
Işknâme:
Nûruosmaniye Kütüphânesi’nde bulunan bu eser, Vahdetnâme’sinden seçilmiş şiirlere yer verir.
Vahdetnâme’sindeki beytlerden bâzıları şöyledir:
(Bu risalemin hepsi, hak âşığına, sâlihe ve zahide hayırlı olsun.)
(Onun aslı
birlikten alındığı için, adını Vahdetnâme
koydum.)
(Her zaman
birlikten söylesem acâib değildir, bir din büyüğü bunu yazmama sebeb
oldu.)
(Bir çok kişi
hizmetinde kemâle erip olgunlaştı. Bir çok kişi onun önünde koldan kanattan
oldu.)
(Onun kapısına
gelen ihtiyaç sâhibleri, şahlar gibi başlarına taç
giyerler.)
(Sâdece Rum,
Anadolu değil; Arab ve Acem’in hepsi, O hizmet edilene hizmet
ederler.)
(O kapıdan kimse
nasîbsiz kalmaz; ancak inkâr eden ve şüphe edenler nasîb
alamaz.)
(Nûr gibi vasfını
ve zâtını tamamlayınca, insanlar adını Akşemseddîn koydu.)
(Ben onun yüksek
makamını bilmekten âcizim, lâyıkı ile medhini yapamam.)
(O nûr beni
yetiştirdi. Bana yepyeni bir hayât verdi.)
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Türk Klasikleri;
cild-2, sh. 172
2) II. Murâd Devri
Mevlevî Şâirlerinden Muînüddin Mustafâ ve Mesnevî Şerhi (K.
Yavuz)
3) Osmanlı
Müellifleri; cild-1, sh. 114
4) Türk Şâirleri;
cild-1, sh. 241
5) Abdürrahim
Karahisârî-Vahdetnâme (İ. Erünsal Basılmamış Mezuniyet tezi; 1969-Türkiyât
Kütüphânesi No: 877

Yorumlar
Yorum Gönder