KÂMİL PAŞA (Mehmed)
KÂMİL PAŞA (Mehmed)
Son devir Osmanlı sadrâzamlarından.
Topçu yüzbaşılarından Sâlih Ağa’nın oğludur. 1832’de Kıbrıs’ın Lefkoşe şehrinde
doğdu. 1845 yılına kadar Arabça, Farsça, Rumca ve Fransızca’yı öğrendi. 1845’de
Mısır’a giderek Elsine Medresesi’ne girdi. Daha sonra bu medresenin harbiye
mektebine çevrilmesi üzerine askerî tahsîle geçti ve mektebi başarıyla bitirdi.
Mısır prenslerinden İlhâmî Paşa ile Avrupa başkentlerini gezdi. Hidiv Abbâs
Paşa’nın genç yaşında kendisine verdiği Avrupa siyâsetini tedkîk vazifesini
yürüttü. Hidiv Abbâs Paşa’nın vefâtı üzerine İlhâmî Paşa ile birlikte Mısır’a
döndü. Daha sonra sadrâzam Kıbrıslı Mehmed Emîn Paşa’nın daveti üzerine İlhâmi
Pâşa’yla birlikte İstanbul’a geldi. İlhâmi Paşa’nın vefâtı üzerine Mısır’a
dönmeyerek İstanbul’da kaldı. Kıbrıslı Mehmed Emîn Paşa tarafından 1860
senesinde karışık vaziyette olan Kıbrıs evkafını düzeltmek üzere adaya vakıflar
müdürü olarak gönderildi. 1863’de Kıbrıs muhasebeciliğine tâyin edildi. Aynı yıl
içinde Sayda eyâleti muhasebeciliğine, Suriye vilâyetinin teşkilinde ise merkez
mutasarrıflığına nakledildi ve mîr-i mîrânlık rütbesi verildi. Yedi ay sonra
Beyrut mutasarrıflığına tâyin edildi ve Rumeli beylerbeyliği payesi verildi.
1869’da Trablusşam mutasarrıflığına nakl edildi. Aynı yıl içinde Haleb vilâyeti
merkez mutasarrıflığına, müteakiben vilâyet muavinliği ve Umûr-ı ecnebiye
müdürlüğüne tâyin edildi. Filibe ve Kudüs mutasarrıflıklarında da bulunduktan
sonra 1872’de Hersek, daha sonra da tekrar Beyrut mutasarrıflığına getirildi.
1873’de tekrar Kudüs mutasarrıflığına tâyin edildi. 1875’de Sakız, 1876’da
üçüncü defa Beyrut mutasarrıflığına getirildi. 1877’de vezirlik rütbesi
verilerek Kosova, daha sonra da Haleb vâliliğine tâyin olundu. 1879’da dâhiliye
nezâreti müsteşarlığına, 1880’de evkaf nâzırlığına getirildi ve ikinci rütbe
mecîdi nişanı verildi. Aynı yıl içinde maârif nezâretine getirildi ve on gün
sonra da birinci rütbe mecîdi nişanı verildi. Şûrâ-yı devlet âzasından Ali Fuâd
Bey’in yerine tâyin edilmesinden sonra Umûr-ı nâfia komisyonu âzâlığına
getirildi. Ahmed Vefik Paşa’nın ikinci sadâretinde 1882’de tekrar evkaf
nezâretine getirildi. Nezâret uhdesinde kalmak suretiyle Manisa civarında zuhûr
eden eşkıya hareketlerini bastırmak için, 1883’de Aydın vilâyetine gönderildi.
Adliye nâzırı Hasan Fehmi Paşa’nın Londra’ya gönderilmesi üzerine evkaf
nezâretine ilâveten, adliye nezâreti vekâleti de verildi. 1885 yılında karışık
bir durum alan Şarkî Rumeli ve Bulgar ayaklanmasını hâlletmek ümit ve gayesiyle
sadrâzamlığa getirildi. Altı sene bu makamda kaldıktan sonra 1891’de vazîfeden
alındı. Sadrâzamlıktan ayrıldıktan sonra ortaya çıkan ermeni mes’elesi ve bu
konudaki siyâseti sebebiyle 1895’de ikinci defa sadrâzamlığa getirildi. Kâmil
Paşa, İngiliz ve Fransız elçilerinin telkinleri üzerine durumun ıslâhı için
düşüncelerini bir lâyiha ile pâdişâha bildirdi. Lâyihada görülen aksaklıklara
sebeb olarak, sarayın her işe müdâhale etmesiyle ortada mes’ûl bir makam
kalmadığını, mes’ûl bir vükelâ hey’etinin teşkîli lüzumundan bahsetmişti.
İngiliz ve Fransız elçilerinin te’sirinde kalan Kâmil Paşa, hazırladığı bu
lâyihada yapılması gerekli ıslâhatın başında nâzırların sadrâzam tarafından
seçilmesini tavsiye etti. Te’sir altında kalarak verdiği bu lâyiha sebebiyle
vazifeden alınan Kâmil Paşa’ya, ertesi gün Haleb, Konya ve Aydın vilâyetlerinden
hangisini tercih ederse oraya tâyin olunacağı tebliğ olundu. Tercih ettiği Aydın
vâliliğine gönderildi.
Vilâyette zuhur eden eşkıyanın tâkib
ve tenkili ile huzur ve rahatın sağlanmasında fazla başarılı olamayan Kâmil
Paşa, bu vazifeden de azledilerek Rodos’a gönderilmesine karar verildi. İngiliz
sempatizanı olan Kâmil Paşa durumu haber alınca, Rodos’a gitmemek için İngiliz
konsolosluğuna iltica etti. Pâdişâh’ın kendi şahsı ve İngiltere adına resmen
te’mînat vermesi üzerine İstanbul’a döndü. Bundan sonra İngiltere hükümetinin
himayesinde bir Osmanlı vatandaşı olarak İstanbul’da yaşadı. Sultan İkinci
Abdülhamîd Han’ın İttihâd ve Terakkî’nin baskıları ve Rumeli’de başgösteren
ayaklanmalar üzerine İkinci Meşrutiyet’i ilânından sonra Kâmil Paşa üçüncü defa
sadârete getirildi. Onun sadrâzamlığının bu buhranlı günlerinde Bulgaristan
istiklâlini îlân etti. Bosna-Hersek, Avusturya tarafından resmen ilhak edildi.
İttihâd ve Terakkî’nin hâkim duruma geçmesi ve idarede kendi görüşlerini hâkim
kılmak istemesi Kâmil Paşa’yı güç durumda bıraktı. İdarî ve siyâsî mes’ûliyetten
uzak olan İttihâd ve Terakkî’nin, Kâmil Paşa hükümeti üzerinde şiddetli baskı
kurmak istemesi, İttihâdçılarla Kâmil Paşa’nın arasının açılmasına sebeb oldu.
Hükümette bâzı değişiklikler yapması ve İttihâd ve Terakkî’ye karşı sert tepki
göstermesi üzerine, 14 Şubat 1909’da Meclis-i meb’ûsanda yapılan güven
oylamasıyla Kâmil Paşa hükümeti düşürüldü.
1911 senesi Ekim ayında tebdîl-i
hava için Mısır’a giden Kâmil Paşa, o sırada Hindistan’a seyahat etmekte olan
İngiltere kralı beşinci George ve kraliçe Mary’nin Mısır’a gelişinde kral
tarafından Portsaid’e İmparatorluk yatına davet edildi. Davete icabet eden
Kâmil, Paşa, kral ve kraliçeden büyük iltifat gördü. Bu davet dolayısıyle
çektirilmiş olan fotoğraf bütün gazetelerde yayınlandı. Gâzi Ahmed Muhtar
Paşanın istifa etmesinden sonra 22 Ekim 1912’de dördüncü defa sadârete getirilen
Kâmil Paşa, İttihâd ve Terakkî’nin düzenlediği Bâb-ı âlî baskını diye bilinen
kanlı baskın üzerine 23 Ocak 1913 târihinde sadrâzamlıktan zorla istifa
ettirildi. Yerine Mahmûd Şevket Paşa sadârete getirildi. Kâmil Paşa bir müddet
sonra hükümetçe gösterilen lüzum üzerine Kıbrıs’a gitti. Orada meşrûtiyet dönemi
ile ilgili hatıratını yazmaya başladığı sırada 14 Kasım 1913’de 81 yaşındayken
öldü. Lefkoşe’de Arab Ahmed Paşa Câmii bahçesine defnedildi.
Üç cildden meydana gelen Târih-i Siyâsî-i
Devlet-i Âliyye-i Osmâniyye, Kâmil Paşa’nın Âyân reisi Saîd Paşa’ya
cevapları ve bir cildlik Hâtırât’ı bulunan Kâmil Paşa, fırtınalı bir
dönemin siyâsî cereyanları arasında yetişmiş, bir kaç lisan bilen, zekî bir
devlet adamı idi. Avrupa siyâset âleminde tanınmış bir şahsiyet olup, İngiltere
dış siyâsetinin etkisi altındaydı. Târihler onun büyük işler adamı olmadığını ve
vazîfe başındayken sâdece günlük işleri pürüzsüz yürütmeye çalıştığını yazarlar.
İngiliz dostu ve taraflısı olduğu meşhurdur.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Son Sadrâzamlar; cild-2, sh.
1347-1472
2) Osmanlı Târihi Kronolojisi; cild-5, sh. 95,
96, 97, 101
3) Hâtırât-ı Kâmil Paşa
4) Hürriyet ve istiklâl Mücâdeleleri Târihi;
cild-16, sh. 8934
5) Osmanlı İmparatorluğu Târihi (Zuhuri
Danışman); cild-13, sh. 352


Yorumlar
Yorum Gönder