İSMAİL HAKKI BURSEVÎ
(ö. 1137/1725)
Celvetî şeyhi, müfessir, şair.Anadolu’da yetişen büyük velîlerden,
müfessir ve metinler şerhi üstadı. İsmi, İsmâil Hakkı olup 1650 (H. 1062)
târihinde Aydos kasabasında doğdu. Babası, sâlih bir zât olan Mustafa Efendidir.
1725 (H. 1137) târihinde Bursa’da vefât etti. Kabri, İsmâil Hakkı Tekkesi diye
anılan, yaptırdığı Câmi-i Muhammedi’nin mihrâbı arkasındadır, Sultan İkinci
Abdülhamîd Hân’ın yakınlarından Hacı Ali Paşa hem kabrini hem de câmi-i şerifini
tamir ettirmiştir. Kabrin üstü açık olup, etrafında ve üstünde demir şebeke
vardır.
İsmâil Hakkı Bursevî’nin Tuhfe-i Recebiyye adlı eserinin kendi hattıyla ilk sayfası (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1374)
İsmâil Hakkı Efendi, küçük yaşta,
babası tarafından Celvetiyye yolu büyüklerinden Seyyid Osman Fadlî Efendi’ye
götürüldü. Onun; “Sen doğumundan itibaren bizim hâlis talebemizsin” duâ ve
iltifatına kavuştu. On yaşında Osman Fadlî Efendi’nin Edirne’de bulunan yetişmiş
talebesi Abdülbâki Efendi’nin terbiyesi altına girip, yedi sene kendisinden din
ve fen bilgilerini okudu. Okuduğu eserleri kendi yazısı ile yazardı. Abdülbâki
Efendi’nin emri ile İstanbul’a geldi ve Osman Fadlî Efendi’nin mânevi
terbiyesine girdi. Kısa zamanda manevî kemâle (olgunluğa) yükseldi, insanları
irşâd (doğru yolu göstermek) için Bursa’ya gönderildi. İsmâil Hakkı Efendi bu
hususta; “Hocamın duâsından sonra ilâhî feyz ve marifetlere kavuştum” demiştir.
Bir müddet Bursa’da kaldıktan sonra Üsküp’e gönderildi. Hocasının kendisine
gönderdiği mektubtaki nasihatlerle amel edip, büyük hizmetlerde bulundu.
On sene Üsküp’de kalan İsmâil
Efendi, hocasının manevî işaretiyle 1685 târihinde Bursa’ya gitti. Hocasının
Magosa’ya gittiğini duyunca, o da gitti. Osman Efendi ona; “Seni buraya getiren
bana olan bağlılığın, sana olan sevgimdir. Çünkü senden başka kalbimde uygun bir
kimseyi görmedim” diyerek, İsmâil Hakkı Efendi’ye bir tefsîr kitabı uzatıp;
“Bunu al! Otuz altı yıllık mahsûlümdür. Allahü teâlâ sana daha güzelini nasîb
etsin” buyurmuştur.
İsmâil Hakkı Bursevî divanının ilk iki sayfası (Süleymaniye Ktp., Hâşim Paşa, nr. 77)
İsmâil Hakkı Efendi hocasının
vefâtından sonra, Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul güzergâhı ile
Bursa’ya geldi. Bu yolculuk sırasında Mevlânâ, Sadreddîn-i Konevî ve Eşrefzâde
Abdullah Rûmi (r. aleyhim) gibi büyüklerin kabirlerini ziyaret etti.
İsmâil Hakkı Efendi, sultan İkinci
Mustafa Hân’ın daveti üzerine 1695 târihinde Edirne’ye gitti. Nemçe seferinde
cihâdın sevabını ve büyüklüğünü anlatarak askeri coşturdu. Ertesi sene yine
Edirne’den ayrılarak Belgrad’a gitti. İsmâil Hakkı Efendi, sadrâzam Elmas Mehmed
Paşa’nın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve bir kaç yerinden yara
aldı. Ordunun zaferle geri dönüşünden sonra yaralı haliyle Bursa’ya geldi,
talebe yetiştirmeye ve eser yazmaya devam etti. Bir ara Şam’a gitti ise de
tekrar döndü.
İsmâil Hakkı Efendi, Bursa’da
dergâh, mescid, semâhâne, çilehâne ve misafir odalarından meydana gelen bir
dergâh yaptırarak ismini Câmi-i Muhammedî koydu. Câminin kitabesini bizzat
kendisi yazdı.
İsmâil Hakkı Bursevî’nin 106 eseri
vardır. Bunlardan bâzıları şunlardır: 1-
Tefsîr-i Rûh-ul-Beyân; İstanbul ve Mısır’da basılmıştır.
2-
Şerh-i Muhammediyye (iki cild), 3-
Şerh-i Mesnevî, 4- Şerh-i Pend-i Attâr, 5- Şerh-i Bostan, 6- Şerh-i Hadîsi
Erbain, 7- Dîvân ve başkaları.
İsmâil Hakkı Bursevî (r. aleyh)
buyurdu ki:
“İnsana gelen belâ ve sıkıntılar
kalbi aydınlatır. Belâ ve musibet zamanında ilâhî tecellî meydana geldiği için
kalb genişler.”
“Evliyayı inkâr etmeyip, muhabbet
beslemek lâzımdır. Çünkü hadîs-i şerîfde; “Kişi
sevdiği ile beraberdir” buyruldu. Kıyamet günü bu büyükler
şefaat edeceklerinden, onları sevmemek uygun değildir. Onlara düşman olmak
insanın helakine sebeb olur.”
“Kelime-i tevhîd; söyleyenin
korkusunu ve hayalindeki düşünceleri giderir.”
“Muhammed aleyhisselâmın yoluna
girene farz olan; Allahü teâlâdan başka şeyleri kalbinden
çıkarmaktır.”
“Salih arkadaşlarından ayrılma,
yoksa yolda kalırsın veya dalâlete saparsın. Topluluktan ayrılan helak
olur.”
Bursalı Hakkı hazretlerinin yazmış
olduğu ilâhilerden biri şudur:
Anadolu’da yetişen büyük velîlerden,
müfessir ve metinler şerhi üstadı. İsmi, İsmâil Hakkı olup 1650 (H. 1062)
târihinde Aydos kasabasında doğdu. Babası, sâlih bir zât olan Mustafa Efendidir.
1725 (H. 1137) târihinde Bursa’da vefât etti. Kabri, İsmâil Hakkı Tekkesi diye
anılan, yaptırdığı Câmi-i Muhammedi’nin mihrâbı arkasındadır, Sultan İkinci
Abdülhamîd Hân’ın yakınlarından Hacı Ali Paşa hem kabrini hem de câmi-i şerifini
tamir ettirmiştir. Kabrin üstü açık olup, etrafında ve üstünde demir şebeke
vardır.
İsmâil Hakkı Efendi, küçük yaşta,
babası tarafından Celvetiyye yolu büyüklerinden Seyyid Osman Fadlî Efendi’ye
götürüldü. Onun; “Sen doğumundan itibaren bizim hâlis talebemizsin” duâ ve
iltifatına kavuştu. On yaşında Osman Fadlî Efendi’nin Edirne’de bulunan yetişmiş
talebesi Abdülbâki Efendi’nin terbiyesi altına girip, yedi sene kendisinden din
ve fen bilgilerini okudu. Okuduğu eserleri kendi yazısı ile yazardı. Abdülbâki
Efendi’nin emri ile İstanbul’a geldi ve Osman Fadlî Efendi’nin mânevi
terbiyesine girdi. Kısa zamanda manevî kemâle (olgunluğa) yükseldi, insanları
irşâd (doğru yolu göstermek) için Bursa’ya gönderildi. İsmâil Hakkı Efendi bu
hususta; “Hocamın duâsından sonra ilâhî feyz ve marifetlere kavuştum” demiştir.
Bir müddet Bursa’da kaldıktan sonra Üsküp’e gönderildi. Hocasının kendisine
gönderdiği mektubtaki nasihatlerle amel edip, büyük hizmetlerde bulundu.
On sene Üsküp’de kalan İsmâil
Efendi, hocasının manevî işaretiyle 1685 târihinde Bursa’ya gitti. Hocasının
Magosa’ya gittiğini duyunca, o da gitti. Osman Efendi ona; “Seni buraya getiren
bana olan bağlılığın, sana olan sevgimdir. Çünkü senden başka kalbimde uygun bir
kimseyi görmedim” diyerek, İsmâil Hakkı Efendi’ye bir tefsîr kitabı uzatıp;
“Bunu al! Otuz altı yıllık mahsûlümdür. Allahü teâlâ sana daha güzelini nasîb
etsin” buyurmuştur.
İsmâil Hakkı Efendi hocasının
vefâtından sonra, Konya, Seydişehir, Söğüt, İznik ve İstanbul güzergâhı ile
Bursa’ya geldi. Bu yolculuk sırasında Mevlânâ, Sadreddîn-i Konevî ve Eşrefzâde
Abdullah Rûmi (r. aleyhim) gibi büyüklerin kabirlerini ziyaret etti.
İsmâil Hakkı Efendi, sultan İkinci
Mustafa Hân’ın daveti üzerine 1695 târihinde Edirne’ye gitti. Nemçe seferinde
cihâdın sevabını ve büyüklüğünü anlatarak askeri coşturdu. Ertesi sene yine
Edirne’den ayrılarak Belgrad’a gitti. İsmâil Hakkı Efendi, sadrâzam Elmas Mehmed
Paşa’nın hazır bulunduğu gazâların hepsine katıldı ve bir kaç yerinden yara
aldı. Ordunun zaferle geri dönüşünden sonra yaralı haliyle Bursa’ya geldi,
talebe yetiştirmeye ve eser yazmaya devam etti. Bir ara Şam’a gitti ise de
tekrar döndü.
İsmâil Hakkı Efendi, Bursa’da
dergâh, mescid, semâhâne, çilehâne ve misafir odalarından meydana gelen bir
dergâh yaptırarak ismini Câmi-i Muhammedî koydu. Câminin kitabesini bizzat
kendisi yazdı.
İsmâil Hakkı Bursevî’nin 106 eseri
vardır. Bunlardan bâzıları şunlardır: 1-
Tefsîr-i Rûh-ul-Beyân; İstanbul ve Mısır’da basılmıştır.
2-
Şerh-i Muhammediyye (iki cild), 3-
Şerh-i Mesnevî, 4- Şerh-i Pend-i Attâr, 5- Şerh-i Bostan, 6- Şerh-i Hadîsi
Erbain, 7- Dîvân ve başkaları.
İsmâil Hakkı Bursevî (r. aleyh)
buyurdu ki:
“İnsana gelen belâ ve sıkıntılar
kalbi aydınlatır. Belâ ve musibet zamanında ilâhî tecellî meydana geldiği için
kalb genişler.”
“Evliyayı inkâr etmeyip, muhabbet
beslemek lâzımdır. Çünkü hadîs-i şerîfde; “Kişi
sevdiği ile beraberdir” buyruldu. Kıyamet günü bu büyükler
şefaat edeceklerinden, onları sevmemek uygun değildir. Onlara düşman olmak
insanın helakine sebeb olur.”
“Kelime-i tevhîd; söyleyenin
korkusunu ve hayalindeki düşünceleri giderir.”
“Muhammed aleyhisselâmın yoluna
girene farz olan; Allahü teâlâdan başka şeyleri kalbinden
çıkarmaktır.”
“Salih arkadaşlarından ayrılma,
yoksa yolda kalırsın veya dalâlete saparsın. Topluluktan ayrılan helak
olur.”
Bursalı Hakkı hazretlerinin yazmış
olduğu ilâhilerden biri şudur:
SEHERDE
Seherlerde eser
bâdı tecellî,Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.Açılır gonce-i ihsânı
küllî,Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
Tecellî bağına
girmek dilersen,Hakikat güllerin dermek dilersen,Cemâl-i Hazreti
görmek dilersen,Uyan ey gözlerim vakt-i seherde,
Hicâb-ı gafleti
kaldır aradan,Görürsün vech-i bâki her yanadan,Uyursun sen, uyumaz ol
yaradan,Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
Yuyanlar çeşm-i
nerkisten bu hâbı,Seher vakti görürler mâhitâbı,Gözün aç hakkından işit
hitabı,Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
GÜZEL AHLÂK
Osman Fadlî Efendi, İsmâil Hakkı
Bursevî’ye yazdığı mektubda şöyle buyurdu: “Oğlum İsmâil Efendi! Aklen ve dînen
güzel ve beğenilmiş olan şeyleri halka söyle. Kötü ve beğenilmeyen şeyleri
yapmaktan onları men et. Kalem sûresinin kırk sekizinci âyet-i kerîmesindeki
hitaba hâzır ol. Sabırlı ol. Şükr edici ol. Geceleri ibâdet et. Gündüzleri oruç
tut. Muttakî ol (Allahü teâlâdan kork). Kötü zanna sebeb olacak, töhmet altında
bırakacak yerlerden sakın. Böyle yerlere gitme. Herkesi ilme çağır. Onları
itikadı ve amelî yönden terbiye et. Herkes hakkında iyi konuş. Ne şekilde olursa
olsun, kendi varlığını ortaya koyma.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-2, sh. 266
2) Esmâ-ül-müellifîn; cild-1, sh.
219
3) Kitâb-ı Silsile-i İsmâil Hakkı; sh.
105
4) Sefinet’ül-evliyâ; cild-3, sh.
37
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-2, sh.
250
6) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
28
7) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh.
1026
8) Rehber Ansiklopedisi; cild-8. sh.
226
9) İslâm Alimleri Ansiklopedisi; cild-17, sh.
13
10) Büyük Türk
Klasikleri; cild-7; sh. 306
Osman Fadlî Efendi, İsmâil Hakkı
Bursevî’ye yazdığı mektubda şöyle buyurdu: “Oğlum İsmâil Efendi! Aklen ve dînen
güzel ve beğenilmiş olan şeyleri halka söyle. Kötü ve beğenilmeyen şeyleri
yapmaktan onları men et. Kalem sûresinin kırk sekizinci âyet-i kerîmesindeki
hitaba hâzır ol. Sabırlı ol. Şükr edici ol. Geceleri ibâdet et. Gündüzleri oruç
tut. Muttakî ol (Allahü teâlâdan kork). Kötü zanna sebeb olacak, töhmet altında
bırakacak yerlerden sakın. Böyle yerlere gitme. Herkesi ilme çağır. Onları
itikadı ve amelî yönden terbiye et. Herkes hakkında iyi konuş. Ne şekilde olursa
olsun, kendi varlığını ortaya koyma.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-2, sh. 266
2) Esmâ-ül-müellifîn; cild-1, sh.
219
3) Kitâb-ı Silsile-i İsmâil Hakkı; sh.
105
4) Sefinet’ül-evliyâ; cild-3, sh.
37
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-2, sh.
250
6) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
28
7) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh.
1026
8) Rehber Ansiklopedisi; cild-8. sh.
226
9) İslâm Alimleri Ansiklopedisi; cild-17, sh.
13
10) Büyük Türk
Klasikleri; cild-7; sh. 306


Yorumlar
Yorum Gönder