İDRÎS-İ BİTLİSÎ
İDRÎS-İ BİTLİSÎ
(ö. 926/1520)Heşt Bihişt adlı eseriyle tanınan müellif, münşî, şair, hattat ve siyaset adamı.İdrîs-i Bitlisî’nin Yavuz Sultan Selim’e yazdığı mektup (TSMA, nr. E. 5675)Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı.
Bitlis’de doğdu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Hüsâmeddîn
Ali Bitlisî, Ahmed-i Yesevî yoluna mensûb veya Dede Ömer Rûşenî’nin
talebelerinden olup, uzun zaman Akkoyunlu sultânı Uzun Hasan’ın dîvânında
nişancılık yapmıştır. İdrîs-i Bitlisî, Kânûni Sultan Süleymân Hân’ın tahta
çıktığı 1520 (H. 926) târihinde İstanbul’da vefât etti. Eyyûb Sultan’da İdrîs
köşkü civarında Bülbül deresi tarafında bir set üzerine defnedildi.
İdrîs-i Bitlisî’nin Ḫavâṣṣü’l-ḥayevân adlı eserinin müellif hattı nüshasının ilk iki sayfası (TSMK, Revan Köşkü, nr. 1665)
İdrîs-i Bitlisî tahsilini
tamamladıktan sonra 1490 (H. 896) târihine kadar Akkoyunlu hükümdarı Uzun
Hasan’ın oğlu Yâkub Bey’in dîvân hizmetinde bulundu. Osmanlı sultânı ikinci
Bâyezîd Han’ın bir zaferi münâsebetiyle gönderdiği fetihnameye verdiği cevap,
sultan’ın onu, İstanbul’a dâvetine sebeb oldu. Bu arada Şâh İsmail’in ehl-i
sünnet ve Eshâb-ı kiram düşmanlığı fitnesini ortaya çıkarmasını târih düşürdü ve
bu yol için Mezheb-i nâhak (bâtıl yol) deyimini kullandı. Şâh
İsmâil bunu duyunca çok kızdı. İdrîs-i Bitlisî’yi elde etme yollarını aradı ise
de o bu teklifleri reddederek İstanbul’a geldi ve Osmanlı ülkesine gidip sultan
Bâyezîd Han’ın hizmetine girdi.
İdrîs-i Bitlisî’nin mezarı – Eyüp/İstanbul
Sultan İkinci Bâyezîd Han İdris-i
Bitlisî’ye iltifat edip, yüksek maaş tahsis etti ve kendisinden bir Târih-i Âl-i
Osman yazmasını istedi. O da bu emre uyarak ilk sekiz Osmanlı sultânı hakkında
Farsça ve manzum olarak 80.000 beytlik Heşt-behişt adında manzum bir târih yazdı.
Yavuz Sultan Selîm Han’ın hizmetinde
de bulunan İdrîs-i Bitlisî, Çaldıran seferine katıldı ve bütün doğu Anadolu
bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine girmesini sağladı. Doğu vilâyetlerinden
topladığı kuvvetlerin başına geçerek, İran ordusunu hezimete uğratıp Mardin’i
fethetti. Urfa ve Musul vilâyetlerinin Osmanlılara katılmasında mühim rol oynadı
ve bölgenin dahilî işlerini (içişlerini) kuvvetli esaslara dayandırarak tanzim
etti. Sultan adına Hısn-ı keyfâ’yı (Hasan keyf), Eyyûbîlerden sultan Halil’e
ihsân etti.
İdrîs-i Bitlisî’nin Heşt Bihişt adlı eserinin Abdülbâki Sâdî Efendi tarafından yapılan Türkçe tercümesinin ilk sayfası (TSMK, Bağdat Köşkü, nr. 196)
İdrîs-i Bitlisî Mısır’ın fethine de
iştirak edip, Yavuz Sultan Selîm Han’ı tebrik ve tebcil eden bir kasîde ile
Mısır idaresi hakkında Sultân’a güzel nasihatlerde bulundu. Sultan Selîm Han’a
müsâbih (sohbet arkadaşı) oldu.
İdrîs-i Bitlisî, Arapça ve Farsça
bir çok eser kaleme almıştır. Kasideleri sayılamıyacak kadar çoktur. Tasavvuf
ilmine dâir eserlerin metinlerine yaptığı şerhleri, açıklamaları çok güzeldir.
Münâzara-i
savm-ü îyd adındaki eserini sultan İkinci Bâyezîd Han’a takdîm
etmiştir. Çeşitli yazı şekillerini yazmakta usta olduğu gibi, sülüs ve ta’lik
yazıda üstâd bir hattat idi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Doğu Anadolu Gerçeği; sh.
70
2) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-14, sh.
142
3) Tâc-üt-tevârih; cild-2, sh.
566
4) Sicilli Osmânî; cild-1, sh.
309
5) Mu’cem-ül-müellîfîn; cild-2, sh.
217
6) Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh.
7
7) Şakâyık-ı nu’mâniyye tercümesi; sh.
327
8) Osmanlı Târih ve Müverrihleri; sh.
24
9) Tuhfe-i hattatîn; sh.
110
Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı.
Bitlis’de doğdu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Hüsâmeddîn
Ali Bitlisî, Ahmed-i Yesevî yoluna mensûb veya Dede Ömer Rûşenî’nin
talebelerinden olup, uzun zaman Akkoyunlu sultânı Uzun Hasan’ın dîvânında
nişancılık yapmıştır. İdrîs-i Bitlisî, Kânûni Sultan Süleymân Hân’ın tahta
çıktığı 1520 (H. 926) târihinde İstanbul’da vefât etti. Eyyûb Sultan’da İdrîs
köşkü civarında Bülbül deresi tarafında bir set üzerine defnedildi.
İdrîs-i Bitlisî tahsilini
tamamladıktan sonra 1490 (H. 896) târihine kadar Akkoyunlu hükümdarı Uzun
Hasan’ın oğlu Yâkub Bey’in dîvân hizmetinde bulundu. Osmanlı sultânı ikinci
Bâyezîd Han’ın bir zaferi münâsebetiyle gönderdiği fetihnameye verdiği cevap,
sultan’ın onu, İstanbul’a dâvetine sebeb oldu. Bu arada Şâh İsmail’in ehl-i
sünnet ve Eshâb-ı kiram düşmanlığı fitnesini ortaya çıkarmasını târih düşürdü ve
bu yol için Mezheb-i nâhak (bâtıl yol) deyimini kullandı. Şâh
İsmâil bunu duyunca çok kızdı. İdrîs-i Bitlisî’yi elde etme yollarını aradı ise
de o bu teklifleri reddederek İstanbul’a geldi ve Osmanlı ülkesine gidip sultan
Bâyezîd Han’ın hizmetine girdi.
Sultan İkinci Bâyezîd Han İdris-i
Bitlisî’ye iltifat edip, yüksek maaş tahsis etti ve kendisinden bir Târih-i Âl-i
Osman yazmasını istedi. O da bu emre uyarak ilk sekiz Osmanlı sultânı hakkında
Farsça ve manzum olarak 80.000 beytlik Heşt-behişt adında manzum bir târih yazdı.
Yavuz Sultan Selîm Han’ın hizmetinde de bulunan İdrîs-i Bitlisî, Çaldıran seferine katıldı ve bütün doğu Anadolu bölgesinin Osmanlı hâkimiyetine girmesini sağladı. Doğu vilâyetlerinden topladığı kuvvetlerin başına geçerek, İran ordusunu hezimete uğratıp Mardin’i fethetti. Urfa ve Musul vilâyetlerinin Osmanlılara katılmasında mühim rol oynadı ve bölgenin dahilî işlerini (içişlerini) kuvvetli esaslara dayandırarak tanzim etti. Sultan adına Hısn-ı keyfâ’yı (Hasan keyf), Eyyûbîlerden sultan Halil’e ihsân etti.
İdrîs-i Bitlisî Mısır’ın fethine de
iştirak edip, Yavuz Sultan Selîm Han’ı tebrik ve tebcil eden bir kasîde ile
Mısır idaresi hakkında Sultân’a güzel nasihatlerde bulundu. Sultan Selîm Han’a
müsâbih (sohbet arkadaşı) oldu.
İdrîs-i Bitlisî, Arapça ve Farsça
bir çok eser kaleme almıştır. Kasideleri sayılamıyacak kadar çoktur. Tasavvuf
ilmine dâir eserlerin metinlerine yaptığı şerhleri, açıklamaları çok güzeldir.
Münâzara-i
savm-ü îyd adındaki eserini sultan İkinci Bâyezîd Han’a takdîm
etmiştir. Çeşitli yazı şekillerini yazmakta usta olduğu gibi, sülüs ve ta’lik
yazıda üstâd bir hattat idi.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Doğu Anadolu Gerçeği; sh.
70
2) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-14, sh.
142
3) Tâc-üt-tevârih; cild-2, sh.
566
4) Sicilli Osmânî; cild-1, sh.
309
5) Mu’cem-ül-müellîfîn; cild-2, sh.
217
6) Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh.
7
7) Şakâyık-ı nu’mâniyye tercümesi; sh.
327
8) Osmanlı Târih ve Müverrihleri; sh.
24
9) Tuhfe-i hattatîn; sh.
110




Yorumlar
Yorum Gönder