GELENBEVÎ İSMÂİL EFENDİ
(ö. 1205/1791)
Daha çok matematik ve mantık alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Osmanlı âlimi.GelenbevîMeşhur Osmanlı matematikçisi, kâdı,
Hanefî mezhebi fıkıh ve kelâm âlimi. İsmi, İsmâil bin Mustafa bin Mahmûd’dur
1730 senesinde Manisa’ya bağlı Kırkağaç kazasının Gelenbe kasabasında
doğduğundan, Gelenbevî nisbetiyle meşhur oldu. Küçük yaşta babasının ölümü ile
yetim kalan İsmâil Efendi, annesinin yanında kaldı. Çocukluğunda ilim tahsîl
edemedi. Hâlbuki babası ve dedeleri, doğduğu kasabada senelerce müftîlik ve
müderrislik yaparak ilme hizmet etmiş, fazilet sâhibi kimselerdi.
On iki-on üç yaşına gelen İsmâil
Efendi hâlâ sokaklarda oyun oynuyor, boşuna vakit geçiriyordu. Yine bir gün
sokakta oynarken baba dostlarından biri onu görüp yanına çağırarak; “Çok yazık,
baban ve dedelerin hep ilimle meşgul oldular. Sen ise bu yaşta başı boş
sokaklarda gezip, duruyorsun” dedi. Ona ilim öğrenmesi hususunda yardımcı
olacağını söyledi. İsmâil Efendi, o günden itibaren oyunu terk etti. İlk
öğrenimine Gelenbe’de başladı. Kısa zamanda başarı gösterip, zekâ ve
çalışkanlığını ortaya koydu. Tahsiline devam edebilmek için İstanbul’a gitti.
Fâtih Külliyesine girdi. Burada zamanın en meşhur âlimlerinden Ayaklı kütüphâne
nâmıyla tanınan Müftîzâde Mehmed Emîn Efendi ve Mestanzâde Osman Efendi gibi
ulemâdan ilim öğrendi. Muhammed Hâdimî hazretlerinin ilminden istifâde etti.
Fıkıh, kelâm, matematik, mantık ve mühendislik ilimlerinde ilerledi.
Tahsilini başarı ile tamamlayan
İsmâil Efendi, 1763 senesinde açılan rüûs imtihanını kazanarak, müderrislik
payesi kazandı. Geçim sıkıntısı çekmesine rağmen vazîfe almayıp, kendisini ilmî
araştırmalara verdi. Çok okuyup, daha çok çalışma yollarını aradı. Araştırma ve
çalışmalarına Mehmed Emîn Efendi’nin evinde aldığı husûsî derslerle devam etti.
Mantıkla ilgili Burhan kitabını bu esnada yazdı. Hocası Mehmed
Emîn Efendi, ilimde olgunlaşmadan kitap yazmasını uygun bulmadı. İsmâil Efendi
bundan sonra vakitlerini daha çok matematik ilmine ayırdı. Zamanla bu ilimde
mütehassıs oldu. Sultan birinci Abdülhamîd Han zamanında, sadrâzam Halîl Paşa
ile kapdân-ı derya Cezâyirli Hasan Paşa’nın gayret ve teşvikleri netîcesinde,
yeni açılan Mühendishâne-i Bahrî-i hümâyûna tâyin edildi. 1791 senesine kadar
vazife yaptığı bu okulda bir çok gencin yetişmesinde hizmetleri oldu.
Sultan birinci Abdülhamîd Han
zamanında İstanbul’a gelen şımarık bir Fransız mühendisi, logaritma cetvelini
İstanbul’da kimsenin bilmediği iddiasında bulundu. Yanındakiler de, ona güzel
bir ders vermesi arzusuyla, Gelenbevî İsmâil Efendi’ye götürdüler. Fransız,
verdiği logaritma cetveliyle ilgili soruya, tâyin edilen zamana kadar cevap
vermesini istedi. İsmâil Efendi, müddet dolunca sorusunun cevâbını almaya gelen
Fransız mühendise, logaritma ile ilgili yazdığı kitabı verdi. Fransız, kısa bir
sürede böyle bir eserin yazılması karşısında dona kaldı. Tercümanı vasıtasıyla
eseri mütâlâa ettikten sonra, reîs-ül-küttâb Râşid Efendi’ye; “Şu adam Avrupa’da
olsaydı, ağırlığınca altın değeri olurdu” diyerek hayret ve takdîrini ifâde
etti.
Üçüncü Selîm Han’ın saltanatının ilk
senelerinde, Kâğıthane’de pâdişâh huzurunda yapılan bir tâlimde, atılan
humbaralardan hiç biri hedefe isabet ettirilememişti. Sultan, devletin emek ve
parasını harcıyarak okuttuğu bu subayların beceriksizliği karşısında üzülerek;
“Bunları tam hesaplayacak biri yok mu?” diye sorunca, Gelenbevî İsmâil Efendi’yi
tavsiye ettiler. Bunun üzerine Zeyrek’te oturan Gelenbevî İsmâil Efendi huzura
çağrıldı. Matematik hesaplarına ve tecrübelerine göre humbarayı düzeltti.
Yapılan üç atışta tam isabet kaydetti. İsmâil Efendi’nin bu bilgisini takdir
eden Pâdişâh, gayet memnun olarak, ona günlük tahsîsat verilmesini emretti. 1790
senesinde büyük kâdılıklardan olan Mora’daki Yenişehir Feneri mevlevîliği ile
taltif edilen İsmâil Efendi, Sultan tarafından oraya tâyin edildi. Mevleviyet bir ünvân olup, bunlar taht
kâdılıkları idi. Bir sene burada görev yaptıktan sonra zamanın şeyhülislâmı
Hâmidizâde Mustafa Efendi’nin bir mes’eleden dolayı yazdığı tekdir dolu bir
yazısı üzerine üzüntüsünden vefât etti.
İlimde, ahlâkta, ibâdette örnek bir
müslüman olan Gelenbevî İsmâil Efendi, zamanında pek tanınmadı. Gelenbevî
yaşadığı müddetçe ihtişama değil, gösterişsiz bir hayâta, insanca yaşamaya, ilme
ve fazilete âşıktı. Bıraktığı eserler onun mantık, matematik ve kelâm ilmindeki
üstünlüğünü açıkça ortaya koymuştur. İsmâil Efendi, medresenin yetiştirdiği ve
ilmî değerini Osmanlı Devleti’nin sınırları dışına taşıran son âlimlerden
biridir. Aklî ve naklî ilimlerde verdiği eserleri ile on sekizinci asır Osmanlı
kültürünü zamanımıza aktarmıştır. O ilk defa eski matematik ile Avrupa
matematiği arasında geçit vazifesi gören eserler yazmıştır. Gelenbevî’nin
yazdığı eserler, matematik ve astronomi; mantık, felsefe ve âdâb; kelâm ve
tasavvuf ile öteki eserleri olmak üzere, dört gruba ayrılır.
a) Matematik ve
astronomi ile ilgili eserleri: 1- Cebir
Kitabı: Kaynaklarda Hesâb-ul-Küsûr veya Küsûrât-i
Hesâb adlarıyla bilinen bu eser, en önemli kitabıdır. Aritmetik ve
cebir işlemlerinden bahseden mufassal, faydalı ve güzel bir eserdir. Türkçe
yazılan eser, beş bölüm olarak tertîb edilmiştir. 2- Risâle-i azla-i
müsellesât: Türkçe yazılan eser; bir üçgenin açıları ve kenarları
arasındaki bağıntıların hesap açısından incelenmesine dâir olup, 79 sahifeyi
bulmaktadır. 1805 senesinde Dâr-üt-tıbâa’da basılmıştır. 3- Şerh-i Cedâvil-i
Ensâb: Logaritma cetvellerinin kuruluş biçimi ve kullanılışına dâir
bir risaledir. Akıcı bir Türkçe ile yazılmıştır. Fransız mühendisinin sorularını
cevaplamak için yazmıştır. 4- Risale alâ rub-il-mukantarât ve risale alâ
rub-il-müceyyeb: Arabça yazılan ve basılmayan eser astronomi ile
ilgilidir. 5- Risâlet-ül-kıble: Dekâik-ül-beyân
fî kıblet-il-büldân: Bu eser de Arabça’dır. Fıkıh, astronomi ve
trigonometriyi ilgilendirmektidir.
b) Mantık, felsefe ve
âdab ilmi ile ilgili eserleri: 1- Gelenbevî alâ
Îsâgûcî şerhi ismiyle de bilinen eser, Esîruddîn Ebherî’nin Îsâgûcî veya Risale-i
Esîriyye adlı eserinin güzel bir şerhidir. Arabça yazılmıştır. 2- El-Burhân
fî-ilm-il-Mîzân: Mantıkla ilgilidir. Mîzân-ı
Gelenbevî veya kısaca Burhân isimleriyle anılan esere İsmâil Efendi, Hâşiyet-ül-Burhân adıyla bir de haşiye yazmıştır.
3- Kıyâs
risalesi: Mantık ilmine dâir on altı sayfalık bir eserdir. 4- Risâlet-ül-imkân; Miftâhu
Bâb-il-müveccehât adıyla bilinen bir eserdir. Arabça olarak
yazılmıştır. 1803 senesinde basılmıştır. 5- Ta’lîkât alâ
mir-ül-âdâb: Münazara ilmi veya münazara san’atı ile ilgili olup,
Arabçadır. 1775 senesinde yazılan eser, 1819’da basılmıştır. 6- Risâletü
ilm-il-âdâb: Âdâb Risalesi veya Gelenbevî alâ âdâb adıyla
bilinen eserde, doğruya ulaşabilmek için gösterilen gayretin, araştırmanın ve
münazara san’atının kuralları işlenmiştir. 1864 senesinde basılmıştır.
c) Kelâm ve tasavvufla
ilgili eserleri: 1-
Haşiye alâ
tehzîb-ül-mantık vel-kelâm: Teftezânî’nin, Tehzîb-ül-mantık
vel-kelâm adlı eserine yazılan haşiyedir. Arabça olan eser 1875
senesinde yazılmıştır. 2- Haşiye alâ Şerh-ül-Celâl el-Adûdiyye: El-Mevâkıf adlı eserin hâşiyesidir. Kısaca Celâl haşiyesi ve
Gelenbevî alâ el-Celâl adlarıyla anılan eser, 1817 senesinde
basılmıştır. Kelâm ilmine dâirdir. 3- Risale fî tahkiki
mezhebi ehl-is-sünne fî usat-ül-mü’minîn: Bozuk mutezile mezhebine
cevap için yazılan bu eser de Arapça’dır. 4- Risâle Teteallahü
bi kavlihi te’âlâ, 5- Vahdet-i vücûd risalesi:
d) Diğer
eserleri; 1- Risale fî beyânı
ism-ül-ma’nâ ve ism-ül-ayn: Nahiv ilmiyle alâkalıdır. 2- Risale fî şerhi
târîfî Sıdk-il-haber ve kizbihî, 3- Risale
fît-tekaddüm, 4- Risâle-ül-fenn-ül-evvel ilm-ül-meânî, 5- Risâle-ül-fenn-üs-sânî ilm-ül-beyân, 6- Risale fî
dühûl-il-ba’alel-mahsûr aleyh vel-maksûr, 7- Risâle-i
tağlîb, 8- Risale fil-Vâsıta.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Gelenbevî İsmâil (Abdülkuddûs Bingöl;
Ankara-1988)
2) Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh.
293
3) Kâmûsu Riyaziyat; cild-1, sh.
318
4) Esmâ-ül-müellifîn; cild-1, sh.
227
5)Târih-i Cevdet; cild-4, sh.
254
6) Âsâr-ı Bakiyye; cild-2, sh. 294
7) İsmâil Gelenbevî ve Sübût-i Hilâl Mes’elesi
(Ankara İlahiyat Fakültesi Dergisi; cild-13, sene-1965)
8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-18, sh.
27
Meşhur Osmanlı matematikçisi, kâdı,
Hanefî mezhebi fıkıh ve kelâm âlimi. İsmi, İsmâil bin Mustafa bin Mahmûd’dur
1730 senesinde Manisa’ya bağlı Kırkağaç kazasının Gelenbe kasabasında
doğduğundan, Gelenbevî nisbetiyle meşhur oldu. Küçük yaşta babasının ölümü ile
yetim kalan İsmâil Efendi, annesinin yanında kaldı. Çocukluğunda ilim tahsîl
edemedi. Hâlbuki babası ve dedeleri, doğduğu kasabada senelerce müftîlik ve
müderrislik yaparak ilme hizmet etmiş, fazilet sâhibi kimselerdi.
On iki-on üç yaşına gelen İsmâil
Efendi hâlâ sokaklarda oyun oynuyor, boşuna vakit geçiriyordu. Yine bir gün
sokakta oynarken baba dostlarından biri onu görüp yanına çağırarak; “Çok yazık,
baban ve dedelerin hep ilimle meşgul oldular. Sen ise bu yaşta başı boş
sokaklarda gezip, duruyorsun” dedi. Ona ilim öğrenmesi hususunda yardımcı
olacağını söyledi. İsmâil Efendi, o günden itibaren oyunu terk etti. İlk
öğrenimine Gelenbe’de başladı. Kısa zamanda başarı gösterip, zekâ ve
çalışkanlığını ortaya koydu. Tahsiline devam edebilmek için İstanbul’a gitti.
Fâtih Külliyesine girdi. Burada zamanın en meşhur âlimlerinden Ayaklı kütüphâne
nâmıyla tanınan Müftîzâde Mehmed Emîn Efendi ve Mestanzâde Osman Efendi gibi
ulemâdan ilim öğrendi. Muhammed Hâdimî hazretlerinin ilminden istifâde etti.
Fıkıh, kelâm, matematik, mantık ve mühendislik ilimlerinde ilerledi.
Tahsilini başarı ile tamamlayan
İsmâil Efendi, 1763 senesinde açılan rüûs imtihanını kazanarak, müderrislik
payesi kazandı. Geçim sıkıntısı çekmesine rağmen vazîfe almayıp, kendisini ilmî
araştırmalara verdi. Çok okuyup, daha çok çalışma yollarını aradı. Araştırma ve
çalışmalarına Mehmed Emîn Efendi’nin evinde aldığı husûsî derslerle devam etti.
Mantıkla ilgili Burhan kitabını bu esnada yazdı. Hocası Mehmed
Emîn Efendi, ilimde olgunlaşmadan kitap yazmasını uygun bulmadı. İsmâil Efendi
bundan sonra vakitlerini daha çok matematik ilmine ayırdı. Zamanla bu ilimde
mütehassıs oldu. Sultan birinci Abdülhamîd Han zamanında, sadrâzam Halîl Paşa
ile kapdân-ı derya Cezâyirli Hasan Paşa’nın gayret ve teşvikleri netîcesinde,
yeni açılan Mühendishâne-i Bahrî-i hümâyûna tâyin edildi. 1791 senesine kadar
vazife yaptığı bu okulda bir çok gencin yetişmesinde hizmetleri oldu.
Sultan birinci Abdülhamîd Han
zamanında İstanbul’a gelen şımarık bir Fransız mühendisi, logaritma cetvelini
İstanbul’da kimsenin bilmediği iddiasında bulundu. Yanındakiler de, ona güzel
bir ders vermesi arzusuyla, Gelenbevî İsmâil Efendi’ye götürdüler. Fransız,
verdiği logaritma cetveliyle ilgili soruya, tâyin edilen zamana kadar cevap
vermesini istedi. İsmâil Efendi, müddet dolunca sorusunun cevâbını almaya gelen
Fransız mühendise, logaritma ile ilgili yazdığı kitabı verdi. Fransız, kısa bir
sürede böyle bir eserin yazılması karşısında dona kaldı. Tercümanı vasıtasıyla
eseri mütâlâa ettikten sonra, reîs-ül-küttâb Râşid Efendi’ye; “Şu adam Avrupa’da
olsaydı, ağırlığınca altın değeri olurdu” diyerek hayret ve takdîrini ifâde
etti.
Üçüncü Selîm Han’ın saltanatının ilk
senelerinde, Kâğıthane’de pâdişâh huzurunda yapılan bir tâlimde, atılan
humbaralardan hiç biri hedefe isabet ettirilememişti. Sultan, devletin emek ve
parasını harcıyarak okuttuğu bu subayların beceriksizliği karşısında üzülerek;
“Bunları tam hesaplayacak biri yok mu?” diye sorunca, Gelenbevî İsmâil Efendi’yi
tavsiye ettiler. Bunun üzerine Zeyrek’te oturan Gelenbevî İsmâil Efendi huzura
çağrıldı. Matematik hesaplarına ve tecrübelerine göre humbarayı düzeltti.
Yapılan üç atışta tam isabet kaydetti. İsmâil Efendi’nin bu bilgisini takdir
eden Pâdişâh, gayet memnun olarak, ona günlük tahsîsat verilmesini emretti. 1790
senesinde büyük kâdılıklardan olan Mora’daki Yenişehir Feneri mevlevîliği ile
taltif edilen İsmâil Efendi, Sultan tarafından oraya tâyin edildi. Mevleviyet bir ünvân olup, bunlar taht
kâdılıkları idi. Bir sene burada görev yaptıktan sonra zamanın şeyhülislâmı
Hâmidizâde Mustafa Efendi’nin bir mes’eleden dolayı yazdığı tekdir dolu bir
yazısı üzerine üzüntüsünden vefât etti.
İlimde, ahlâkta, ibâdette örnek bir
müslüman olan Gelenbevî İsmâil Efendi, zamanında pek tanınmadı. Gelenbevî
yaşadığı müddetçe ihtişama değil, gösterişsiz bir hayâta, insanca yaşamaya, ilme
ve fazilete âşıktı. Bıraktığı eserler onun mantık, matematik ve kelâm ilmindeki
üstünlüğünü açıkça ortaya koymuştur. İsmâil Efendi, medresenin yetiştirdiği ve
ilmî değerini Osmanlı Devleti’nin sınırları dışına taşıran son âlimlerden
biridir. Aklî ve naklî ilimlerde verdiği eserleri ile on sekizinci asır Osmanlı
kültürünü zamanımıza aktarmıştır. O ilk defa eski matematik ile Avrupa
matematiği arasında geçit vazifesi gören eserler yazmıştır. Gelenbevî’nin
yazdığı eserler, matematik ve astronomi; mantık, felsefe ve âdâb; kelâm ve
tasavvuf ile öteki eserleri olmak üzere, dört gruba ayrılır.
a) Matematik ve
astronomi ile ilgili eserleri: 1- Cebir
Kitabı: Kaynaklarda Hesâb-ul-Küsûr veya Küsûrât-i
Hesâb adlarıyla bilinen bu eser, en önemli kitabıdır. Aritmetik ve
cebir işlemlerinden bahseden mufassal, faydalı ve güzel bir eserdir. Türkçe
yazılan eser, beş bölüm olarak tertîb edilmiştir. 2- Risâle-i azla-i
müsellesât: Türkçe yazılan eser; bir üçgenin açıları ve kenarları
arasındaki bağıntıların hesap açısından incelenmesine dâir olup, 79 sahifeyi
bulmaktadır. 1805 senesinde Dâr-üt-tıbâa’da basılmıştır. 3- Şerh-i Cedâvil-i
Ensâb: Logaritma cetvellerinin kuruluş biçimi ve kullanılışına dâir
bir risaledir. Akıcı bir Türkçe ile yazılmıştır. Fransız mühendisinin sorularını
cevaplamak için yazmıştır. 4- Risale alâ rub-il-mukantarât ve risale alâ
rub-il-müceyyeb: Arabça yazılan ve basılmayan eser astronomi ile
ilgilidir. 5- Risâlet-ül-kıble: Dekâik-ül-beyân
fî kıblet-il-büldân: Bu eser de Arabça’dır. Fıkıh, astronomi ve
trigonometriyi ilgilendirmektidir.
b) Mantık, felsefe ve
âdab ilmi ile ilgili eserleri: 1- Gelenbevî alâ
Îsâgûcî şerhi ismiyle de bilinen eser, Esîruddîn Ebherî’nin Îsâgûcî veya Risale-i
Esîriyye adlı eserinin güzel bir şerhidir. Arabça yazılmıştır. 2- El-Burhân
fî-ilm-il-Mîzân: Mantıkla ilgilidir. Mîzân-ı
Gelenbevî veya kısaca Burhân isimleriyle anılan esere İsmâil Efendi, Hâşiyet-ül-Burhân adıyla bir de haşiye yazmıştır.
3- Kıyâs
risalesi: Mantık ilmine dâir on altı sayfalık bir eserdir. 4- Risâlet-ül-imkân; Miftâhu
Bâb-il-müveccehât adıyla bilinen bir eserdir. Arabça olarak
yazılmıştır. 1803 senesinde basılmıştır. 5- Ta’lîkât alâ
mir-ül-âdâb: Münazara ilmi veya münazara san’atı ile ilgili olup,
Arabçadır. 1775 senesinde yazılan eser, 1819’da basılmıştır. 6- Risâletü
ilm-il-âdâb: Âdâb Risalesi veya Gelenbevî alâ âdâb adıyla
bilinen eserde, doğruya ulaşabilmek için gösterilen gayretin, araştırmanın ve
münazara san’atının kuralları işlenmiştir. 1864 senesinde basılmıştır.
c) Kelâm ve tasavvufla
ilgili eserleri: 1-
Haşiye alâ
tehzîb-ül-mantık vel-kelâm: Teftezânî’nin, Tehzîb-ül-mantık
vel-kelâm adlı eserine yazılan haşiyedir. Arabça olan eser 1875
senesinde yazılmıştır. 2- Haşiye alâ Şerh-ül-Celâl el-Adûdiyye: El-Mevâkıf adlı eserin hâşiyesidir. Kısaca Celâl haşiyesi ve
Gelenbevî alâ el-Celâl adlarıyla anılan eser, 1817 senesinde
basılmıştır. Kelâm ilmine dâirdir. 3- Risale fî tahkiki
mezhebi ehl-is-sünne fî usat-ül-mü’minîn: Bozuk mutezile mezhebine
cevap için yazılan bu eser de Arapça’dır. 4- Risâle Teteallahü
bi kavlihi te’âlâ, 5- Vahdet-i vücûd risalesi:
d) Diğer
eserleri; 1- Risale fî beyânı
ism-ül-ma’nâ ve ism-ül-ayn: Nahiv ilmiyle alâkalıdır. 2- Risale fî şerhi
târîfî Sıdk-il-haber ve kizbihî, 3- Risale
fît-tekaddüm, 4- Risâle-ül-fenn-ül-evvel ilm-ül-meânî, 5- Risâle-ül-fenn-üs-sânî ilm-ül-beyân, 6- Risale fî
dühûl-il-ba’alel-mahsûr aleyh vel-maksûr, 7- Risâle-i
tağlîb, 8- Risale fil-Vâsıta.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Gelenbevî İsmâil (Abdülkuddûs Bingöl;
Ankara-1988)
2) Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh.
293
3) Kâmûsu Riyaziyat; cild-1, sh.
318
4) Esmâ-ül-müellifîn; cild-1, sh.
227
5)Târih-i Cevdet; cild-4, sh.
254
6) Âsâr-ı Bakiyye; cild-2, sh. 294
7) İsmâil Gelenbevî ve Sübût-i Hilâl Mes’elesi
(Ankara İlahiyat Fakültesi Dergisi; cild-13, sene-1965)
8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-18, sh.
27

Yorumlar
Yorum Gönder