GÂZİ EVRENOS BEY
GÂZİ EVRENOS BEY
(ö. 820/1417)
Rumeli’nin fethinde önemli rol oynayan akıncı beyi ve Evrenosoğulları ailesinin kurucusu.Osmanlı Devleti’nin kuruluş
devirlerinde ve Rumeli fütûhatında büyük hizmetleri geçen meşhur akıncı
beylerinden. İsmi, Evranuz veya Evrenos olup, doğum yeri ve târihi
bilinmemektedir. Babasının adı Îsâ’dır. Orhan Gâzi, Karesi beyliğinin
topraklarını ilhak ettiği zaman bu beyliğin değerli ve tecrübeli kumandanları da
Osmanlı Devleti’nin hizmetine girmişlerdi. Îsâ Bey ve oğlu Evrenos Bey de bu
değerli kumandanlar içinde idi. Evrenos Bey Osmanlı Devleti hizmetine giren
diğer arkadaşları Hacı İl Bey ve Gâzi Fâzıl ile birlikte bu mıntıkaya (Karesi
vâliliğine) tâyin edilen Orhan Gâzi’nin oğlu Süleymân Paşa’nın maiyyetinde
Rumeli fütûhatında (fethedilmesinde) büyük hizmetlerde bulundular.
Orhan Gâzi 1354 yılında Rumeli
fütûhatına büyük oğlu Süleymân Paşayı me’mur edince, şehzâde derhâl
maiyyetindeki mücâhid kumandanlarıyla birlikte sallarla Çanakkale boğazını
geçti. Gelibolu şehir ve limanını alarak, Rumeli’ye yerleşmek için bir köprübaşı
kurdu. Bu yerleşme daha sonraki yıllarda Bizans’ın deniz cihetinden Avrupa ile
irtibatını kesmeye ve Rumeli’yi fethe doğru atılan bir adımdı. Gelibolu karargâh
kabul edildi. Rumeli fethi en küçük teferruatına kadar tesbit edilip, fütûhat;
bir plân dâhilinde yapılmaya başlandı. Bolayır’dan Tekirdağı’na kadar bütün
Marmara sahillerini Türkleştirmek için Anadolu’dan ve bilhassa Balıkesir
taraflarından gelen pek çok göçmen yerleştirildi. Böylece Bizans ve diğer
hıristiyan devletler tarafından yapılacak taarruzlara, yalnız ordu değil, bir
millet olarak karşı koymak gayesi güdüldü ve muvaffak olundu.
Süleymân Paşa, emrindeki
kumandanlardan Evrenos Gâzi, Hacı İl Bey ve başkalarının üstün gayretleriyle
fetih sahasını daha kuzeye götürerek Doğu Trakya’ya kadar ilerledi. Malkara ve
Keşan’dan sonra Çorlu’yu da fethederek, İstanbul ile Edirne’nin yolunu kesti.
Süleymân Paşa bu zaferleri pederi sultan Orhan Gâzi’ye arz ederken, arîzasında
(mektubunda); Evrenos Bey; “Kıdvet-ül-Ümerâ-il-Kirâm (Kumandanların serdârı)”
ünvânıyla medh ü sena edip memnuniyetini bildirdi. Sultan Orhan Gâzi de cevaben
gönderdiği mektûbda, şehzâdeye ve emirlere iltifatlar gösterip, Evrenos Bey’in
muvaffakiyetlerini takdir ederek: “Evrenos Bey’e dahi kılıç kaftan gönderip vakf
için istediği yerleri temlik eyledim” diye ferman eyledi. Rumeli serdârı mücâhid
şehzâde Süleymân Paşa, 1358’de bir av takibinde attan düşerek şehîd olunca,
Rumeli’de fethedilen yerlerin muhafazası Evrenos Bey ile Hacı İl Bey’e
bırakıldı. Bunu fırsat bilen rumlar, bulgarlar, eflaklar, sırplar cesaretlenerek
müslümanları Rumeli’den atmak için ittifak kurdular. Alelacele 30.000 kişilik
bir ordu hazırlandı. Düşmanın 15.000 kişilik ordusu altmış parça gemi ile
denizden Seydikavağı’na çıktı. Diğer 15.000 kişi de Gelibolu’ya hareket etti.
Bunu haber alan Evrenos Gâzi ve diğer Osmanlı mücâhid kumandanları derhâl
Bolayır’a hareket ederek düşmanı bozup kimisini karada, kimisini denizde helak
ettiler.
Bu sırada sultan Orhan Gâzi vefât
etti (1362). Oğlu birinci Murâd Han tahta geçerek devlet idaresini eline aldı.
Osmanlı Devleti’nin bu yeni hükümdarı Rumeli’ye geçmek arzusunda iken,
Anadolu’da çıkan kargaşalıklar sebebiyle durumun düzeltilmesi ile meşgul oldu.
Evrenos ve Hacı İl Bey gibi kahramanlar varken Rumeli’den endişe etmeye lüzum
yoktu. Anadolu’yu ıslâh eden sultan Murâd Han daha sonra Rumeli’ye geçti. Bu
esnada Evrenos Bey Keşan’ı fethetmişti. Fetih haberleri Murâd Han’ı ziyadesiyle
memnun edip her iki kumandanına da memnuniyet ve iltifatlarını bildirdi. Sultan
Murâd Han Edirne’nin fethine girişince, Evrenos Bey de maiyyetindeki akıncı
kuvvetleriyle Batı Trakya tarafından Sırpların hücumu ihtimâline karşı gerekli
müdâfaa tetbirlerini aldı. Aynı zamanda Dimetoka ve Gümülcine’yi fethetti.
Sırpların Edirne’ye yardıma gelmelerine mâni oldu. Bu muvaffakiyetler üzerine
Murâd Han, Evrenos Bey’i akıncı kuvvetleri kumandanlığına; Lala Şahin Paşa’yı da
beylerbeyliğine tâyin etti.
Uç merkezini Gümülcine’ye nakleden
Evrenos Bey, 1371 yılında Çirmen veya Meriç muhârebesinde Güney Sırbistan kralı
Vukaşin ile kardeşlerinin maktul düşmeleri (öldürülmeleri) üzerine, uç kumandanı
olarak Makedonya’nın fethine me’mur edildi. Firecik, İskeçe, Kavala, Drama,
Karaferya ile Zihne ve 1385’de ikinci defa Serez fethedildi. Daha ileriye
yapılacak hücumlar için burası merkez yapıldı. Buralara Anadolu’dan göçmenler
naklolundu. 1385’de Evrenos Bey, vezir Çandarlı Halîl Hayreddîn Paşa’nın yanında
büyük Makedonya harekâtına iştirak etti.
Daha sonra hac farizasını edâ edip
dönen Evrenos Bey, Kosova muhârebesine katıldı. 14 Haziran 1389 târihinde Kosova
sahrasında Osmanlı ordusu ile haçlılar (hıristiyan kuvvetler) karşı karşıya
geldikleri zaman, sultan Murâd Han harb meclisinde kendisine iltifat ederek;
“Yaşımız kadar tecrüben var. Kılıcına ülkeler râm ettin, cenk meydanlarında
kocadın. Bak Lasoğlu üzerimize geldi. Tedbir nedir?” diye sordu.
Pâdişâh’ın Lasoğlu dediği Sırp kralı
Lazar’dı. Evrenos Bey, edeble başını eğdi ve tedbiri Sultan’a havale etti. Fakat
Sultan’ın ikinci bir emri üzerine, “El-emrü fevkal edeb” kavlince, emrin edebden
üstün olduğu idrâkiyle şu mütalaada bulundu: “Allahü teâlâya tevekkül ederek
düşmandan önce gazâ meydanına şitâb etmelidir (varmalıdır). Meydanın en
münâsibini tutup harb nizâmına girmeli ve küffârı üzerimize gelmeye mecbur
eylemelidir. Zîrâ bizim tarafımızdan hamle ve hücum olursa, kesretlerinden
(kalabalık olmalarından) dolayı düşmanı bozmak zordur. Muhârebeye onlar
başlarsa, müteferrik cemiyetleri (topluluklarını) dağıtmaya gayret ederiz.
İnşâallah zafer pâdişâhımıza müyesserdir.
Pâdişâh, sırasıyla diğer
kumandanların de reylerini sordu. Hepsi; “Söz Evrenos Bey’in sözüdür” dediler. O
zaman sultan Murâd Han; “Benim mütâlâam da böyledir” diyerek o şekilde hareket
emrini verdi.
Kosova meydanına girilirken ordunun
öncülüğü, Evrenos Bey’le Saruhanlı Paşa Yiğit’e verildi. Bunlar da ordunun
geçeceği boğazı tutmuş olan düşman kuvvetlerini bertaraf ederek, sevkiyâtın
muntazam ve müşkilâtsız yapılmasını sağladılar. Muhârebenin kazanılmasından
sonra yeni pâdişâh olan sultan birinci Bâyezîd Han, Anadolu’ya dönerken Evrenos
Bey’i tekrar Serez’deki karargâhına gönderip, Vodine ile Çitroz’un fethine
me’mur edince, buralar da kısa zamanda fethedildi. Evrenos Bey, 1390 yılından
itibaren altı yıl, devamlı olarak Arnavutluk’a akınlar yaptı. 28 Eylül 1396
târihinde cereyan eden ve sultan Yıldırım Bâyezîd Han’ın kesin zaferiyle
neticelenen Niğbolu meydan muhârebesine akıncı kumandanı olarak katıldı.
Yıldırım’ın Eflâk üzerine yaptığı sefere ve Ankara muhârebesine iştirak ederek
bu son savaşta Amasya sancakbeyi şehzâde Çelebi Mehmed’in maiyyetine verildi.
Evrenos Bey, Ankara muhârebesinden
sonra Edirne’de pâdişâhlığını îlân eden Süleymân Çelebi’nin hizmetinde kaldı.
Daha sonra şehzâdeler arasında cereyan eden hâdiselerde Çelebi Sultan Mehmed
tarafını tutarak onun kazanması ve bu suretle fetret devrine bir nihayet
verilmesi için faaliyete geçti. Çelebi Mehmed Rumeli’ye geçerek Sırp hududuna
gelmesi üzerine ona katıldı.
Evrenos Bey, 1417 yılı Temmuz ayında
Vardar Yenicesi’nde vefât etti. Buradaki türbesine defnedildi. Bu şehirde câmi,
mescid, imâret ve medresesi olup, diğer pek çok şehirde de vakıfları vardır.
Vefâtında yaşının yüzü geçtiği tahmîn edilmektedir. Vardar Yenicesi’nin Evrenos
Bey yöresi olduğunu Evliyâ Çelebi yazmaktadır.
Evrenos Bey, Osmanlı Devleti’nin ilk
uç akıncı kumandanıdır. Kendisini daha sonra Mihâil, Turahan ve Malkoçoğlu gibi
meşhur akıncılar tâkib etmiştir.
Devlete ömrünce hizmet eden ve
sayısız şehir ve kaleler fetheden Evrenos Bey’in evlâd ve ahfadına da
(torunlarına da) Osmanlı hükümdarları riâyet etmişler (gözetmişler)dir. Bu
hususdaki bir ferman fıkrasında sultan Murâd Han; “Evlâdına riâyet başım
üzerinedir” buyurmuştur. Evrenos Bey’in oğulları ve torunları da birer akıncı
beyi olarak kendilerini din ve devlete adamışlar, Evlâd-ı fatihan ünvânıyla
rahmetle yâd edilegelmişlerdir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Târihi (İ. H. Uzunçarşılı); cild-1,
sh. 562
2) Tevârîh-i Âl-i Osman; sh.
61
3) Meşâhîr-ül-islâm; cild-2, sh.
801
4) Türk Büyükleri (Feridun Fâzıl Tülbentçi);
sh. 61
5) Münşeât-üs-salâtîn; cild-1, sh.
87
6) Târihi Ebü’l-Feth; sh.
105
7) Tâcüt-tevârih; cild-1, sh.
358
8) Târih-i Devleti Osmâniyye (Hammer); cild-2,
sh. 258
Osmanlı Devleti’nin kuruluş
devirlerinde ve Rumeli fütûhatında büyük hizmetleri geçen meşhur akıncı
beylerinden. İsmi, Evranuz veya Evrenos olup, doğum yeri ve târihi
bilinmemektedir. Babasının adı Îsâ’dır. Orhan Gâzi, Karesi beyliğinin
topraklarını ilhak ettiği zaman bu beyliğin değerli ve tecrübeli kumandanları da
Osmanlı Devleti’nin hizmetine girmişlerdi. Îsâ Bey ve oğlu Evrenos Bey de bu
değerli kumandanlar içinde idi. Evrenos Bey Osmanlı Devleti hizmetine giren
diğer arkadaşları Hacı İl Bey ve Gâzi Fâzıl ile birlikte bu mıntıkaya (Karesi
vâliliğine) tâyin edilen Orhan Gâzi’nin oğlu Süleymân Paşa’nın maiyyetinde
Rumeli fütûhatında (fethedilmesinde) büyük hizmetlerde bulundular.
Orhan Gâzi 1354 yılında Rumeli
fütûhatına büyük oğlu Süleymân Paşayı me’mur edince, şehzâde derhâl
maiyyetindeki mücâhid kumandanlarıyla birlikte sallarla Çanakkale boğazını
geçti. Gelibolu şehir ve limanını alarak, Rumeli’ye yerleşmek için bir köprübaşı
kurdu. Bu yerleşme daha sonraki yıllarda Bizans’ın deniz cihetinden Avrupa ile
irtibatını kesmeye ve Rumeli’yi fethe doğru atılan bir adımdı. Gelibolu karargâh
kabul edildi. Rumeli fethi en küçük teferruatına kadar tesbit edilip, fütûhat;
bir plân dâhilinde yapılmaya başlandı. Bolayır’dan Tekirdağı’na kadar bütün
Marmara sahillerini Türkleştirmek için Anadolu’dan ve bilhassa Balıkesir
taraflarından gelen pek çok göçmen yerleştirildi. Böylece Bizans ve diğer
hıristiyan devletler tarafından yapılacak taarruzlara, yalnız ordu değil, bir
millet olarak karşı koymak gayesi güdüldü ve muvaffak olundu.
Süleymân Paşa, emrindeki
kumandanlardan Evrenos Gâzi, Hacı İl Bey ve başkalarının üstün gayretleriyle
fetih sahasını daha kuzeye götürerek Doğu Trakya’ya kadar ilerledi. Malkara ve
Keşan’dan sonra Çorlu’yu da fethederek, İstanbul ile Edirne’nin yolunu kesti.
Süleymân Paşa bu zaferleri pederi sultan Orhan Gâzi’ye arz ederken, arîzasında
(mektubunda); Evrenos Bey; “Kıdvet-ül-Ümerâ-il-Kirâm (Kumandanların serdârı)”
ünvânıyla medh ü sena edip memnuniyetini bildirdi. Sultan Orhan Gâzi de cevaben
gönderdiği mektûbda, şehzâdeye ve emirlere iltifatlar gösterip, Evrenos Bey’in
muvaffakiyetlerini takdir ederek: “Evrenos Bey’e dahi kılıç kaftan gönderip vakf
için istediği yerleri temlik eyledim” diye ferman eyledi. Rumeli serdârı mücâhid
şehzâde Süleymân Paşa, 1358’de bir av takibinde attan düşerek şehîd olunca,
Rumeli’de fethedilen yerlerin muhafazası Evrenos Bey ile Hacı İl Bey’e
bırakıldı. Bunu fırsat bilen rumlar, bulgarlar, eflaklar, sırplar cesaretlenerek
müslümanları Rumeli’den atmak için ittifak kurdular. Alelacele 30.000 kişilik
bir ordu hazırlandı. Düşmanın 15.000 kişilik ordusu altmış parça gemi ile
denizden Seydikavağı’na çıktı. Diğer 15.000 kişi de Gelibolu’ya hareket etti.
Bunu haber alan Evrenos Gâzi ve diğer Osmanlı mücâhid kumandanları derhâl
Bolayır’a hareket ederek düşmanı bozup kimisini karada, kimisini denizde helak
ettiler.
Bu sırada sultan Orhan Gâzi vefât
etti (1362). Oğlu birinci Murâd Han tahta geçerek devlet idaresini eline aldı.
Osmanlı Devleti’nin bu yeni hükümdarı Rumeli’ye geçmek arzusunda iken,
Anadolu’da çıkan kargaşalıklar sebebiyle durumun düzeltilmesi ile meşgul oldu.
Evrenos ve Hacı İl Bey gibi kahramanlar varken Rumeli’den endişe etmeye lüzum
yoktu. Anadolu’yu ıslâh eden sultan Murâd Han daha sonra Rumeli’ye geçti. Bu
esnada Evrenos Bey Keşan’ı fethetmişti. Fetih haberleri Murâd Han’ı ziyadesiyle
memnun edip her iki kumandanına da memnuniyet ve iltifatlarını bildirdi. Sultan
Murâd Han Edirne’nin fethine girişince, Evrenos Bey de maiyyetindeki akıncı
kuvvetleriyle Batı Trakya tarafından Sırpların hücumu ihtimâline karşı gerekli
müdâfaa tetbirlerini aldı. Aynı zamanda Dimetoka ve Gümülcine’yi fethetti.
Sırpların Edirne’ye yardıma gelmelerine mâni oldu. Bu muvaffakiyetler üzerine
Murâd Han, Evrenos Bey’i akıncı kuvvetleri kumandanlığına; Lala Şahin Paşa’yı da
beylerbeyliğine tâyin etti.
Uç merkezini Gümülcine’ye nakleden
Evrenos Bey, 1371 yılında Çirmen veya Meriç muhârebesinde Güney Sırbistan kralı
Vukaşin ile kardeşlerinin maktul düşmeleri (öldürülmeleri) üzerine, uç kumandanı
olarak Makedonya’nın fethine me’mur edildi. Firecik, İskeçe, Kavala, Drama,
Karaferya ile Zihne ve 1385’de ikinci defa Serez fethedildi. Daha ileriye
yapılacak hücumlar için burası merkez yapıldı. Buralara Anadolu’dan göçmenler
naklolundu. 1385’de Evrenos Bey, vezir Çandarlı Halîl Hayreddîn Paşa’nın yanında
büyük Makedonya harekâtına iştirak etti.
Daha sonra hac farizasını edâ edip
dönen Evrenos Bey, Kosova muhârebesine katıldı. 14 Haziran 1389 târihinde Kosova
sahrasında Osmanlı ordusu ile haçlılar (hıristiyan kuvvetler) karşı karşıya
geldikleri zaman, sultan Murâd Han harb meclisinde kendisine iltifat ederek;
“Yaşımız kadar tecrüben var. Kılıcına ülkeler râm ettin, cenk meydanlarında
kocadın. Bak Lasoğlu üzerimize geldi. Tedbir nedir?” diye sordu.
Pâdişâh’ın Lasoğlu dediği Sırp kralı
Lazar’dı. Evrenos Bey, edeble başını eğdi ve tedbiri Sultan’a havale etti. Fakat
Sultan’ın ikinci bir emri üzerine, “El-emrü fevkal edeb” kavlince, emrin edebden
üstün olduğu idrâkiyle şu mütalaada bulundu: “Allahü teâlâya tevekkül ederek
düşmandan önce gazâ meydanına şitâb etmelidir (varmalıdır). Meydanın en
münâsibini tutup harb nizâmına girmeli ve küffârı üzerimize gelmeye mecbur
eylemelidir. Zîrâ bizim tarafımızdan hamle ve hücum olursa, kesretlerinden
(kalabalık olmalarından) dolayı düşmanı bozmak zordur. Muhârebeye onlar
başlarsa, müteferrik cemiyetleri (topluluklarını) dağıtmaya gayret ederiz.
İnşâallah zafer pâdişâhımıza müyesserdir.
Pâdişâh, sırasıyla diğer
kumandanların de reylerini sordu. Hepsi; “Söz Evrenos Bey’in sözüdür” dediler. O
zaman sultan Murâd Han; “Benim mütâlâam da böyledir” diyerek o şekilde hareket
emrini verdi.
Kosova meydanına girilirken ordunun
öncülüğü, Evrenos Bey’le Saruhanlı Paşa Yiğit’e verildi. Bunlar da ordunun
geçeceği boğazı tutmuş olan düşman kuvvetlerini bertaraf ederek, sevkiyâtın
muntazam ve müşkilâtsız yapılmasını sağladılar. Muhârebenin kazanılmasından
sonra yeni pâdişâh olan sultan birinci Bâyezîd Han, Anadolu’ya dönerken Evrenos
Bey’i tekrar Serez’deki karargâhına gönderip, Vodine ile Çitroz’un fethine
me’mur edince, buralar da kısa zamanda fethedildi. Evrenos Bey, 1390 yılından
itibaren altı yıl, devamlı olarak Arnavutluk’a akınlar yaptı. 28 Eylül 1396
târihinde cereyan eden ve sultan Yıldırım Bâyezîd Han’ın kesin zaferiyle
neticelenen Niğbolu meydan muhârebesine akıncı kumandanı olarak katıldı.
Yıldırım’ın Eflâk üzerine yaptığı sefere ve Ankara muhârebesine iştirak ederek
bu son savaşta Amasya sancakbeyi şehzâde Çelebi Mehmed’in maiyyetine verildi.
Evrenos Bey, Ankara muhârebesinden
sonra Edirne’de pâdişâhlığını îlân eden Süleymân Çelebi’nin hizmetinde kaldı.
Daha sonra şehzâdeler arasında cereyan eden hâdiselerde Çelebi Sultan Mehmed
tarafını tutarak onun kazanması ve bu suretle fetret devrine bir nihayet
verilmesi için faaliyete geçti. Çelebi Mehmed Rumeli’ye geçerek Sırp hududuna
gelmesi üzerine ona katıldı.
Evrenos Bey, 1417 yılı Temmuz ayında
Vardar Yenicesi’nde vefât etti. Buradaki türbesine defnedildi. Bu şehirde câmi,
mescid, imâret ve medresesi olup, diğer pek çok şehirde de vakıfları vardır.
Vefâtında yaşının yüzü geçtiği tahmîn edilmektedir. Vardar Yenicesi’nin Evrenos
Bey yöresi olduğunu Evliyâ Çelebi yazmaktadır.
Evrenos Bey, Osmanlı Devleti’nin ilk
uç akıncı kumandanıdır. Kendisini daha sonra Mihâil, Turahan ve Malkoçoğlu gibi
meşhur akıncılar tâkib etmiştir.
Devlete ömrünce hizmet eden ve
sayısız şehir ve kaleler fetheden Evrenos Bey’in evlâd ve ahfadına da
(torunlarına da) Osmanlı hükümdarları riâyet etmişler (gözetmişler)dir. Bu
hususdaki bir ferman fıkrasında sultan Murâd Han; “Evlâdına riâyet başım
üzerinedir” buyurmuştur. Evrenos Bey’in oğulları ve torunları da birer akıncı
beyi olarak kendilerini din ve devlete adamışlar, Evlâd-ı fatihan ünvânıyla
rahmetle yâd edilegelmişlerdir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Târihi (İ. H. Uzunçarşılı); cild-1,
sh. 562
2) Tevârîh-i Âl-i Osman; sh.
61
3) Meşâhîr-ül-islâm; cild-2, sh.
801
4) Türk Büyükleri (Feridun Fâzıl Tülbentçi);
sh. 61
5) Münşeât-üs-salâtîn; cild-1, sh.
87
6) Târihi Ebü’l-Feth; sh.
105
7) Tâcüt-tevârih; cild-1, sh.
358
8) Târih-i Devleti Osmâniyye (Hammer); cild-2,
sh. 258
Yorumlar
Yorum Gönder