GALATASARAY SULTÂNÎSİ
Osmanlılar zamanında batılı mânâda
öğretim yapmak için lise seviyesinde açılan ilk okul.
1856 Şubatı’nda yayınlanan Islâhat
fermanı ile Osmanlı Devleti, mâliye, bayındırlık ve eğitim gibi
alanlarda bâzı müesseseleri düzelteceğini îlân etti. Fermanın esasları zâten
Paris kongresinde tesbit edilmişti. Bundan dolayı da diğer devletler zaman zaman
Bâb-ı âlîyi sıkıştırarak, andlaşma icaplarının yerine getirilmesini
istiyorlardı. Fransa 22 Şubat 1867’de Bâb-ı âlîye bir muhtıra vererek, Islâhat
fermanındaki hususların yerine getirilmesini istedi. Eğitim sahasında;
hıristiyanların açtığı okullara yardım edilmesi, bâzı illerde okul açıp buralara
hıristiyan çocuklarının alınması, İslâm ve hıristiyan çocuklarının bir arada
devam edeceği üniversite kurulması, ilkokullar için öğretmen yetiştirilmesi,
çeşitli meslek okullarının açılması, umûmî kütüphâneler kurulması bu istekleri
arasındaydı. Bunun üzerine sadrâzam Âlî Paşa ve hâriciye nâzırı Fuâd Paşa ile
Fransa büyükelçisi M. Bouree arasında İstanbul’da öğretim dili Fransızca olan
bir lise açılması kararlaştırıldı. Açılış hazırlıkları tamamlanan bu lisenin
açılış ve isminin Sultanî olması hususunda pâdişâh irâdesi alındı. Fransız
büyükelçisi bu memnuniyetini, Fransız hâriciye nâzırına yazdığı mektubda; “Yeni
lise her sınıf ve dinden talebe kabul edecektir. Fakîr aileden olup hakîkî bir
zihnî kabiliyet gösteren talebe için burslar tahsis olunmuştur. Tahsil, icâbına
göre, beş veya altı sene sürecektir. Şimdiden okula, müslüman, ermeni, katolik,
rum, mûsevî ve bulgar olmak üzere 300 talebe kayıt için müracaat etti” şeklinde
beyân etmiştir.
Kuruluş gayesi; batılı metodlara
göre eğitim yapmak, batı, özellikle Fransız kültürünü yaymak ve azınlıklara
mahsûs talebeyi aynı çatı altında toplamak olarak özetlenebilen Galatasaray
Sultanîsi, 1 Eylül 1868’de öğretime açıldı. Galatasaray Sultanîsi’ne ilk müdür
olarak da Fransa tebeasından M. de Salve tâyin edildi. Okulun müdürlüğünü
yapanlar arasında ünlü masonlardan Ali Süâvî ve sultan İkinci Abdülhamîd Han’a
suikast yapan ermeni Edard Jorris’i medheden Tevfik Fikret de vardı. Öğretime
başlayan Sultânî’ye; müslüman, gregoryen, ermeni, rum, mûsevî, bulgar, latin
katolik, ermeni katolik talebe kaydedildi. Galatasaray Sultânîsi’nin açılışına
içeriden ve dışarıdan tepkiler oldu. Papa 9. Pier ve ermeni katolik patriği,
hıristiyanların çocuklarını bu okula vermemesini emretti. Londra’da Nâmık
Kemâl’in idaresindeki Hürriyet gazetesi mektep aleyhinde şiddetli
yayınlar yaptı. Şeyhülislâm ve diğer nâzırlardan bâzıları da mektebin açılışına
karşı çıktılar. Bir kısım İstanbul basını da aleyhde neşriyatta bulundu. Bütün
bunlara rağmen 341 öğrenciyle öğretime başlayan Sultânî’nin öğrenci mevcudu sene
sonunda 530’a, bir yıl sonra da 640’a yükseldi. Talebesinin üçte biri Türk olan
Galatasaray Sultanîsi, ilk zamanlar beş sınıflı lise kısmıyla öğretime başladı.
Daha sonra ilk ve orta kısımları da ilâve edilerek on iki seneye çıkarıldı.
Yatılı ve gündüzlü olan Sultânî’de dersler Türkçe ve Fransızca veriliyordu. Otuz
kadar Fransız öğretmenin vazifelendirildiği okulda, Arabça ve Farsça yanında,
İslâm târihi ve din dersleri de okutuluyordu. Türkçe ve Fransızca’dan imtihan
veren talebeler, Mekteb-i Sultanî me’zunu olarak diploma alıyorlardı. Yalnız
Türkçe veya yalnız Fransızca bölümünü bitirenlere ise, ehliyetname verilirdi.
Temelde; Avrupa, bilhassa Fransız
kültürünü Osmanlı ülkesinde yaymak maksadıyla kurulan Sultâni’ye, Fransa
imparatoru üçüncü Napolleon tarafından zengin bir kütüphâne hediye edildi. Türk
kültürüne karşı batı kültürünün kalesi olarak kullanılan bu okula karşı, 1871’de
sadrâzam Âlî Paşa’nın ölümü, bir de Fransa’nın Almanya karşısında mağlûb olarak
itibârını kaybetmesi üzerine hücumlar alevlendi. Okul, 1873’de Gülhâne
parkındaki tıbbiye binasına, aynı yılın Eylül ayında da Tıbbiye mektebi
Galatasarayı’na taşındı. 1874’de sultan Abdülazîz Han’ın İradesiyle Galatasaray
Üniversitesi’nin temeli atıldı ve üç yüksek okul daha ilâve edilerek Mekteb-i
âliye-i Sultaniye adı verildi. 1875’de Sorbon Üniversitesi’nin ders programına
ve yönetim sistemine göre düzenlenen fakültelerde de; dersler Fransızca ve
Türkçe olarak veriliyordu. 1876’da yeniden eski binasına taşınan okulun adı,
1877’de Dâr-ül-Fünûn-ı Sultanî olarak değiştirildi ve fakülteleri, 1879’da ilk
me’zunlarını verdi.
Batılı olma özentisi içinde olan ve
devletin ileri kademelerinde bulunan me’murların batı kültürüne uyum
sağlayabilmeleri için kurslar düzenlendi. Me’murların bu kurslara devam etmesi
mecburî kılındı. 22 Şubat 1907’de çıkan bir yangında büyük hasar gören
Galatasaray Sultanîsi, bugünkü şekliyle inşâ edilerek 1909’da yeniden öğretime
açıldı. Okulun bir çok öğrencisi, Balkan savaşlarına katıldı. Birinci Dünyâ
savaşında da me’zun olanlar askere alındı. Mütâreke yıllarında işgal kuvvetleri
binayı karargâh yapmak istedilerse de mâni olundu.
Memleketimizde uzun yıllar batı
kültürünün ve yaşayışının öncülüğünü yaparak, bu kültürün yerleşmesine çalışmış
olan ve bu kültürü almış insanların yetişmesine sebeb olan Galatasaray
Sultânîsi’nin ismi, Cumhuriyetin îlânından sonra Galatasaray Lisesi olarak
değiştirildi. Kuruluşundan 1968 yılına kadar geçen yüz sene içinde, 4714 kişinin
me’zun olduğu okul, hâlen lise seviyesinde öğretimini sürdürmektedir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Osmanlı Târih Deyimleri; cild-1, sh.
641
2) Türkiye’de Meârif Târihi; cild-3, sh. 917
3) Büyük Türkiye Târihi; cild-10, sh.
43
4) Rehber Ansiklopedisi; cild-6, sh.
112
Yorumlar
Yorum Gönder