FIRKALAR
FIRKALAR
İnsan topluluğu; Osmanlı ordusunda
ve Cumhûriyet’in ilk yıllarında bugünkü tümen karşılığı olan askerî birlik,
Osmanlı donanmasının bir bölümü; îtîkâdî yönden aynı veya yakın inanışlara sâhib
olan grup. Fırka kelimesi Osmanlı târihinde meşrûtiyet döneminde kurulmuş olan
siyâsî parti mânâsında da kullanılmıştır.
Yüce dînimiz İslâmiyet; birliğe,
beraberliğe, kardeşliğe ve dayanışmaya çok önem vermiş, bütün mü’minlerin kardeş
olduğunu bildirmiştir. Âl-i İmrân sûresi yüz üçüncü âyetinde meâlen;
“Ey
îmân edenler! Allah’ın ipine (âlimlerin bildirdiklerine)
sarılınız.
Ayrılmayınız”
buyrulmuştur. Enfâl sûresi kırk altıncı âyetinde ise meâlen; “Allah’a ve
O’nun Resûlüne itaat ediniz. Birbirinizle çekişmeyiniz. Sonra korku ile zaafa
düşersiniz. Kuvvetiniz (elden) gider.
Bir de sabr ediniz. Çünkü Allah sabr edenlerle beraberdir” buyruluyor. Sevgili Peygamberimiz
Muhammed aleyhisselâm da; “Mü’minin
mü’mine bağlılığı, taşları birbirine kenetlenmiş duvar gibidir” buyurarak, İki elinin parmaklarını
birbirine kenetledi. Bir hadîs-i şerîfde de; “Sakın
birbirinize
(düşman olup) buğz
etmeyiniz. Birbirinize hased etmeyiniz. Birbirinizden (yüz çevirip) ayrılmayınız.
Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz” buyurarak birlik, beraberlik,
kardeşlik ve dayanışmanın önemini işaret etmiş; düşmanlık, ayrılık ve bunlara
sebeb olan söz ve davranışlardan kaçınmayı emir buyurmuştur.
Allahü teâlânın emirlerine ve
Peygamber efendimizin sünnetine uyan binlerce İslâm âlimi de; müslümanların
birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde yaşamaları için gayret sarf ettiler.
Böyle hareket eden müslümanlar da birlik beraberlik içinde yaşayarak, güçlü
devletler kurdular, ilmin, medeniyetin, adaletin müdâfîliğini yaptılar.
İslâmiyet’in bildirdiği birlik ve
beraberlik esâsı üzerine kurulan Osmanlılar da; birleşmeği, sevişmeği,
yardımlaşmayı, fitne yâni anarşi çıkarmamağı, kâfirlerin haklarını da gözetmeği,
kimseyi incitmemeği prensip edindiler. Dinimizin güzel emirlerini bildirmek,
gelecek nesillerin dinlerini, îmânlarını korumak için bütün istirâhatlerini ve
şahsî menfaatlerini feda ettiler. Güzel ahlâkı, adaleti, çalışkanlığı, fende,
san’atda birinciliği, yiğitliği dünyâ târihlerine silinmez harflerle yazdılar.
Fırka tâbiri Osmanlılarda İkinci
Meşrûtiyet’ten sonra kullanılmıştır. Zîrâ, Osmanlı Devleti’nde bir çok millet
bir arada yaşıyordu. Böyle bir fırkalaşma hareketi, devleti parçalayacağı için
müsâde edilmiyordu. Bu sebeple 1908’den önceki fırkalaşmalar, batılı devletlerin
tahrîki ile gizli kurulmuştur. Yeni Osmanlılar, daha sonra İttihâd ve Terakkî
Cemiyeti, Ahrâr-i Osmaniye Cemiyeti bunların en önemlileri idi (Bkz.
Cemiyetler). Avrupa devletlerinin ve Balkan komitacılarının baskıları
netîcesinde 1908 senesinde îlân edilen İkinci Meşrûtiyetle serbest olarak siyâsî
fırkalar kuruldu. Kurulan ilk fırkalar, daha önce gizli cemiyet olan İttihâd ve
Terakkî ile, 14 Eylül 1908’de Prens Sabahaddîn’in Osmanlı Ahrâr fırkası idi. Bu
iki fırkanın katıldığı ve rumlar, ermeniler ve bulgarların Türk aleyhdârı
kampanya gösterileri içinde yapılan seçimde, İttihâd ve Terakkî fırkası,
Meb’ûsân meclisinin çoğunluğunu elde etti. 14 Kasım 1909’da Mutedil
Hürriyet-perver fırkası ve yine bu sırada Osmanlı Demokrat fırkası, 1910 yılı
başlarında da Ahâlî fırkası, Kasım 1911’de ise, Hürriyet ve İtilâf fırkası
kuruldu. İktidarda kaldığı üç yıl içinde uyguladığı politikalarla îtibârını
kaybeden ve içinde gruplaşmalar meydana gelen İttihâd ve Terakkî fırkası, 1911
yılının Kasım ayında İstanbul’da yapılan ara seçimi kaybetti. Bu seçim ise henüz
bir aylık bir geçmişi olan ve kazançlı çıkan Hürriyet ile İtilâf fırkasının
mecliste hükümetin Trablusgarb’ı savunmasındaki başarısızlığı ile ilgili bir
genel soruşturma açılmasını istemesine sebeb oldu. Bâzı ittihâdçılar da
muhalefete katıldı. Meclisin kontrollerinden çıkmak üzere olduğunu gören İttihâd
ve Terakkî fırkası ileri gelenleri, sadrâzam Saîd Paşa’dan meclisi fethetmesini
istediler. Bunu yapmak için Kânûn-i esâsî’nin 35. maddesini değiştirerek;
pâdişâha, meclisle kabîne arasında bir tartışma olmadan da meclisi fesh hakkı
yeniden verilmek istendi. Hürriyet ve îtilâf fırkası, pâdişâhın yetkisini
güçlendirmek için bu tedbîrin alınmasını daha önce kendisi istediği için buna
karşı çıkamadı. Buna rağmen değişiklik teklifi mecliste reddedildi. Böylece
meclisle, kabîne arasında görüş ayrılığı çıkması üzerine kanûn-i esâsî hükmüne
göre meclis fesh edildi. 1912’de yeni bir genel seçime gidildi. “Sopalı ve
dayaklı seçim” diye adlandırılan bu seçim sonunda, pek az muhalif meb’ûs meclise
girebildi. Ordu içindeki halaskarân grubunun hareketiyle İttihâd ve Terakkî’nin
muhalefete düşmesi üzerine, bir kaç ay çalışabilmiş olan Meb’ûsân meclisi bir
kere daha fesh edildi. Bâb-ı âlî baskını netîcesinde tekrar iktidara gelen
İttihâd ve Terakkî fırkası, Mahmûd Şevket Paşa’nın öldürülmesi üzerine çok
partili rejime son verdi. 1913’de kurulmuş olan Millî Meşrûtiyet fırkası da
hâdiseler arasında kayboldu. 1914’de yapılan seçime tek parti olarak katılan
İttihâd ve Terakkî fırkasının iktidarı, Birinci Dünyâ harbi yenilgisine kadar
sürdü.
1918’de son kongresini yapan İttihâd
ve Terakkî fırkası, Teceddüd fırkası olarak değişti. Talat, Enver ve Cemâl
paşalarla bâzı arkadaşlarının Avrupa’ya kaçmasından sonra 1919’da yapılan genel
seçimde, son Osmanlı Meb’ûsân meclisi teşekkül etti. Mütâreke ve müdâfaa-i hukuk
dönemlerinde yeniden teşkilâtlanan Hürriyet ve îtilâf fırkası te’sirli oldu.
Mütâreke döneminde başka siyâsî partiler kurulduysa da pek etkili olamadılar.
Osmanlılar zamanında kurulan
fırkalar yâni siyâsî partiler şunlardır:
1-
Osmanlı İttihâd ve Terakkî Cemiyeti (Bkz. İttihâd ve Terakkî).
2-
Osmanlı Ahrâr Fırkası: 14 Eylül 1908’de İstanbul Bâb-ı Alî
Cad. No: 65’da kuruldu. Kurucuları; Nûreddîn Ferruh, Ahmed Fazlı, Kıbrıslı
Tevfik, Nâzım ve Tevfik beyler ile Celâleddîn Arif ve Mahir Saîd beylerdir.
1908’de Osmanlı siyâsî hayâtına
giren bu fırka, Prens Sabahaddîn’in etrafında toplanan kimselerce İttihâd ve
Terakkî karşısında bir güç meydana getirmek için kuruldu. Programı, Nûreddîn
Ferruh Bey tarafından hazırlandı. İngiliz siyâsî partilerini taklid ettiği
söylenen Ahrâr fırkası, 1908 genel seçimlerine yalnız İstanbul’dan katıldı.
Ancak tek meb’ûs çıkarabildi ve yenilgiye uğradı. Daha sonra adliye nâzırı
Manyâsizâde Refik Bey’in ölümü üzerine yapılan ara seçimde gazeteci Ali Kemâl’i
aday gösterdiyse de, bu seçimi de İttihâd ve Terakkî adayı kazandı. Seçimlerden
yenik çıkan Ahrâr fırkası, Meclis-i meb’ûsânda kendinden söz ettirdi. Daha sonra
İsmâil Kemâl, Kirkor Zohrap, Dr. Rızâ Nur gibi meb’ûslar Ahrâr fırkasına
geçtiler. Özellikle, arab, arnavut, rum ve ermeni meb’ûslar tarafından yakınlık
gösterilen Ahrâr fırkası, Osmanlı ülkesindeki gayr-i müslim unsurlara eşitlik
tanınması, adem-i merkeziyete dayanan bir siyâsî düzenin kurulması fikrini
savundu. 31 Mart vak’ası sırasında İttihâd-ı Muhammedi fırkasıyla işbirliği
yaptı. Hey’et-i Müttefika-i Osmaniye’nin kurucuları arasına girdi. İttihâd ve
Terakkî’ye karşı da ermeni komitacılarıyla işbirliği yaptı. Doğrudan doğruya bir
yayın organı yoktu. Fakat İttihâd ve Terakkî’nin muhalifi olan her gazete Ahrâr
fırkasının yanında yer aldı. İkdam, Sabah, Yeni gazete, Sadâ-yı millet ve Servet-i
fünûn bunlardandır. Serbestî gazetesi de fırkanın gazetesi gibiydi.
31 Mart olaylarıyla yakından
ilgilenen Ahrâr fırkası, hem sultan Abdülhamîd Han’dan, hem de İttihâd ve
Terakkî fırkasından kurtulmak istiyordu. Bu umudlarının gerçekleşmesi için de
bâzı askerlerle ve Derviş Vahdeti grubuyla temasa geçtiler. Derviş Vahdetî’nin
ve Ahrâr fırkasının teşviki ve tahrikleriyle zuhur eden 31 Mart vak’asından
sonra, sultan İkinci Abdülhamîd Han tahttan indirildi. Olaylardan mes’ûl tutulan
Ahrâr fırkası mensubları tutuklandılar. Ahrâr fırkası bu olayların ağırlığı ve
sorumluluğu altında ezildi. Üyelerinin bir kısmı tutuklandı, bir kısmı suçlu
bulunarak yargılandı, bir kısmı da ülke dışına kaçtı. Fırkayı yeniden
canlandırma çabaları sonuç vermedi. 1910 yılı başında yurda dönen Kâtib-i umûmî
Nureddîn Ferruh Bey, 30 Ocak 1910’da fırkanın sonunu îlân eden bir bildiri
yayınladı. Böylece resmî varlığı son buldu.
3-
Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbâd): 6 Şubat 1909’da
İstanbul-Sultanahmed-Millet bahçesi karşısındaki Fuâd Şükrü Bey’in evinde
kuruldu. Selâmet-i Umûmiye kulübünün bütün üyeleri; İbrâhim Naci, Giridli Ali,
Fuâd Şükrü, Dr. Rızâ Abut, Pertev Tevfik, Yenişehirli Salih, Mustafa,
Sermakinist Rızâ Beyler ile Dr. Abdullah Cevdet ve İbrâhim Temo’nun kurucuları
arasında yer aldığı Osmanlı Demokrat fırkasının ilk yönetim kurulunda, Dr.
İbrâhim Temo (reis), Dr. Abdullah Cevdet (İkinci reis), Fuâd Şükrü (umûmî kâtib)
yer aldılar.
31 Mart vak’ası olduğu zaman
fırkanın program tüzüğü tamamlanmış değildi. Bu olaylar sırasında kurulan
Hey’et-i Müttefika-i Osmaniye’ye katılmış olan fırka, İttihâd ve Terakkî’nin
uyguladığı yanlış politikalardan istifâde ederek gelişmeye çalıştı. Meclis-i
meb’ûsânda mensubu olmamasına rağmen, hararetli tartışmalara sebeb oldu. Yayın
organlarının İsmâil Hakkı Paşa hükümeti döneminde kapatılması, gazetelerini
satan çocukların döğülmesi, fırka üyelerinin işkenceye mâruz kalmaları üzerine
fırkanın ismi meşhûrlaştı. Daha çok genç nesle hitâb ettiği için, çıkarttığı
gazetelerde yayınlanan ateşli makalelerle kamuoyunda hayli te’sirli oldu.
Fırkanın resmî yayın organı olarak; İstanbul’da; Türkiye; İzmir’de, Feryâd; Manastırda Hukûk-ı
İbâd; Halep’de, Ahali gazeteleri çıkarıldı. Bâzıları kapatıldı
ise de yeni isimlerle tekrar çıktılar. Selâmet-i
Umûmiye, Hâkimiyet-i Milliye, Muahede, Yeni Ses, Hukûk-ı Beşer, Genç
Türk, Âzâd gazeteleri de fırkanın fikirleri doğrultusunda yayın
yaptılar. 1911 yılından itibaren İttihâdcıların baskısı sebebiyle ciddî bir
varlık gösteremeyen fırka mensuplarının bir kısmı Hürriyet ve îtilâf fırkasına,
bir kısmı ise, Osmanlı Sosyalist fırkasına katıldılar. Mütâreke döneminde
yeniden toparlanmak isteyen fırka mensupları, Yeni Demokratlar diye dikkati
çektilerse de başarılı olamadılar.
4-
İttihâd-ı Muhammedî Fırkası: 5 Nisan 1909’da, İstanbul’da Volkan
gazetesi idare merkezinde kuruldu. Süheyl Paşa, şeyhülislâm Feyzullah Efendizâde
Mehmed Sâdık Efendi, Mehmed Emin Hayretî Efendi, İbn-ün-Nafî’ Ahmed Es’ad
Efendi, Şeyhülhâc Mehmed Emin Efendi, Nevşehirli Hâfız Mehmed Sabri Efendi,
Bandırma Naibi Şevket Efendi, Sa’îd-i Kürdî, ibni Mirza, Hacı Hayri Bey, Ferik
Rızâ Paşa, Fârûkî Ömer Şevki Efendi ve Derviş Vahdetî gibi kişilerin kurucuları
arasında yer aldığı İttihâd-ı Muhammedî fırkası, 31 Mart olaylarından önce
parlamento dışında gizli ve ihtilâlci eğilimde kuruldu. 21 Mart’ta Ayasofya
Câmii’nde okunan mevlidden sonra Derviş Vahdetî’nin bir nutku ile kuruluşu îlân
edilen bu fırka; Fırka-i Muhammediye, Volkancılar cemiyeti, Cemiyet-i
Muhammediye olarak da adlandırılırdı. 31 Mart vak’ası içinde, yayın organı olan
Volkan’ın yayınlarına dayanarak bu hareketlerin
baş idarecisi durumunda olan fırka; “Din elden gidiyor, şeriat isteriz” gibi
sloganlarla hareketleri yönlendirmeye çalışdı. Müslümanlar arasında fitne
çıkardığı için, hiç bir zaman ilmiye sınıfı mensuplarından ve din adamlarından
destek görmedi. Bilakis ilmiye mensuplarının tenkidlerine sebeb oldu. Bu
hâdiseler sırasında Ahrâr fırkası ile yakın münâsebette bulunan fırka, İttihâd
ve Terakkî’ye karşıydı. “Yalnızca Osmanlı müslümanlarına değil, bütün dünyâ
müslümanlarına açığız; milliyetçi değil, ümmetçiyiz; cemiyetin başkanı hazret-i
Muhammed’dir” gibi parlak sloganlara sâhib çıkan bu fırka, ihtilâlci bir metod
benimsemişti. Onlara göre olağanüstü bir dönemde ilmiye ve askeriye birlikte
hareket etmeli, olağanüstü dönem geçince askerler siyâsetten ellerini
çekmelidir. Asker kışlasına dönünce, siyâsî iktidar ilmiyenin elinde veya
denetiminde kalacaktır.
31 Mart vak’asından sonra,
Abdülhamîd Han’ı tahttan indiren ve sıkıyönetim îlân eden İttihâd ve Terakkî,
kurduğu dîvân-ı harbde, hâdiseleri tezgahlayan Derviş Vahdetî’yi ve adamlarını
îdâma mahkûm etti. Böylece İttihâd-ı Muhammedi fırkası da ardında derin ve acı
izler bırakarak siyâsî hayattan silindi.
5-
Hey’et-i Müttefika-i Osmâniyye: 17 Nisan 1909’da İstanbul’da
kuruldu. Daha çok meşrûtiyeti korumak ve kollamak gayesiyle kurulmuş olup,
partiler arası veya partiler üstü bir kuruluştu. Siyâsî programı vardı ve
koalisyoncuydu. 31 Mart hâdiselerinin ilk gününde, Osmanlı Ahrâr fırkasının
fikirlerini yayınlayan Osmanlı gazetesi tarafından kurulması teklif
edildi. İttihâd ve Terakkî cemiyeti, Osmanlı Ahrâr fırkası, Ermeni Taşnak sütyûn
ve Rum Cemiyet-i siyâsiyesi, Fırka-i İbâd, Arnavud Başkim Merkez kulübü, Kürt
Teâvün kulübü, Çerkez Teâvün kulübü, Bulgar kulübü, Mülkiye me’zûnîn kulübü,
Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye ve sâir kulüb ve heyetler yanında bir çok gazetenin
iştirakiyle kuruldu. Ancak İttihâd-ı Muhammedi fırkası ve Fedâkarân-ı Millet
cemiyeti bu hey’et dışında bırakıldı.
6-
Mûtedil Hürriyetperverân Fırkası: Kasım 1909’da İstanbul, Bâb-ı âlî
Tanzîmât gazetesi idarehânesinde kuruldu. Berât meb’ûsu İsmâil Kemâl
Bey, Haleb meb’ûsu Nâfî Paşa, Kerbelâ meb’ûsu Mehdi Bey, Priştine meb’ûsu Hasan
Bey, Zur meb’ûsu Hızır ve Şefik el-Müeyyed beyler tarafından kuruldu. Bu fırka,
İkinci Meşrûtiyet parlamentosu içinde kurulmuş olan ilk siyâsî partidir. Ahrâr
fırkasının varlığına son vermesi üzerine, İttihâd ve Terakkî’ye muhalif
milletvekilleri tarafından kuruldu ise de 1911 yılı Nisan ayına kadar kendini
topartayamadı. Bu târihte programında değişiklik yaparak güçlendi. Meclis-i
meb’ûsânda etkili muhalefet çalışmalarında bulundu. Fırka üyelerinden meb’ûsân
meclisi ikinci reisliğine seçilenler oldu. Doğrudan bir yayın organı yoktu.
Fikirlerini bir çok gazete destekledi. Üyeleri umumiyetle bürokrasi kesiminden
olan Mutedil Hürriyetperverân fırkasının varlığı kısa sürdüğü için pek
teşkilâtlanamadı. Millet-i Osmaniye (Osmanlı Milleti) kavramına inanmakta olup,
bu milleti meydana getiren etnik unsurlar arasında eşitiik istemekte idi. Ayrıca
idarede adem-i merkeziyetçiliğe karşı idi. Mutedil Hürriyetperverân fırkası,
1911 Kasımı’nda kendisinin de kurucularından olduğu Hürriyet ve İtilâf fırkasına
katılarak varlığına son verdi.
7-
Islâhât-i Esâsîye-i Osmaniye Fırkası: 1909 yılının sonunda Paris’te
kurulan ve merkezi Paris olan bu fırkanın ilk kurucuları; Şerif Paşa, Ali Kemâl,
Mevlânâzâde Rif’at, Pertev Tevfik, Dr. Refik Nevzat, Albert Fuâd ve Kemâl Avni
beylerdi.
Daha önce Jön Türkleri destekleyen,
İttihâd ve Terakkî üyesi olan, meşrûtiyetin ilânından sonra da Londra sefîr-i
kebîrlğini isteyen ve bu isteği İttihâdçılar tarafından kabul edilmediği için
İttihâd ve Terakkî’ye cephe alan Şerif Paşa ve çevresindeki kimseler,
İttihâdçılara karşı sert bir muhalefete geçtiler. Fransa’da Islâhât-ı Esâsiye-i
Osmaniye fırkasını, yurt içinde de Yapıcılar cemiyeti adı verilen gizli bir
cemiyet kurdular. Bâzı kimselere karşı komplo düzenlemeyi plânladılar. Ülke
içindeki olayları ayrıntılarıyla ve sert muhalefet duygularıyla anlatan ve
tenkîd eden fırka, Şerif Paşa’nın Türkler dışındaki etnik unsurların koruyucusu
olduğunu belirtmesiyle dikkat çekip ilgi topladı. Yurt dışında kurulan bu fırka
seçimlere katılamadı. Fakat seçim sonuçlarını etkilemek için propaganda yaptı.
Fransızca ve Türkçe çeşitli yayın organlarına sâhib olan fırka, Türkçe olarak Yeni
Yol ile Fransızca Mecheroutiette gazetelerini çıkardı. 1913
Ağustosu’na kadar devam eden fırka, Bâb-ı âlî baskınından sonra Paris’e kaçan
Hürriyet ve îtilâfçılarla birleşti. Durumu bir bildiriyle îlân eden Şerit Paşa,
yeni Hürriyet ve İtilâf fırkasının da başkanı oldu.
8-
Ahâlî Fırkası:
21 Şubat 1910’da İstanbul’da kuruldu. Gümülcine meb’ûsu İsmâil Bey (reis),
Karesi meb’ûsu Vasfi, Konya meb’ûsu Zeynelâbidîn, Tokat meb’ûsu Mustafa Sabri,
Karahisar meb’ûsu Ömer Feyzi, Erzurum meb’ûsu Şefket efendiler ile Trablusgarb
meb’ûsu Ferhat, Bâyezîd meb’ûsu Süleymân Sûdî beylerin kurduğu bu fırka;
meşrûtiyet parlamentosu içinden kurulan ikinci muhalefet partisidir. İttihâd ve
Terakkî fırkasından ayrılan meb’ûslar tarafından 1911 yılına kadar parlamentoda
sesini duyurdu. İttihâd ve Terakkî’ye karşı sert mücâdelelere girişti. O zaman
yayınlanan Yeni gazete, Sadâ-yı Millet, İkdam, Yeni İkdam
gazeteleri ve Osmanlı Sosyalist fırkasının gazetesi olan İştirâk tarafından destek gördü. İlk defa
Siyonizm ve yahûdî aleyhdarlığı konusunu ortaya atıp, İttihâdçıların Siyonist
baskısı altında olduğunu iddia etti. Harbiye nâzırı Mahmûd Şevket Paşa’yı ağır
şekilde itham eden İstizah (gensoru) önergesini meclise verdi. Muhafazakâr
çizgide bir siyâsî parti olan Ahâlî fırkasının sosyal yönü pek çoktu.
Kurucularının pekçoğu ilmiyecilerden olduğu için, Osmanlı bürokrasisinin bu
sınıfın elinde olmasını savundu. Meclis dışında pek teşkilâtlanmamış olan
fırkaya bağlı meb’ûsların sayısı yirmiyi aşmadı. 1911 yılı Aralık ayına kadar
bağımsız çalıştı. Bu târihte kurulan Hürriyet ve İtilâf fırkasına katılarak
varlığına son verdi.
9-
Osmanlı Sosyalist Fırkası: Eylül 1910’da İstanbul
Nûr-ı-Osmâniye’de Hürriyet mat-baası kuruldu. Kurucuları; İştirâk gazetesi sahibi Hüseyin Hilmi, Sosyalist gazetesi sahibi Nâmık Hasan, Muahede gazetesi sahibi Pertev Tevfik, İnsâniyet gazetesi sahibi İbn-üt-Tâhir İsmâil
Faik, Baha Tevfik ve Hâmid Subhi beylerdir.
İkinci Meşrûtiyetin îlânından sonra
başlayan serbestlik ve hürriyet havası içinde, sosyalist fikirleri ileri süren
ve savunan kimseler çıktı. Bunlar, sâhib oldukları fikirleri savunarak 1910
yılına kadar geldiler. Bu târihte cemiyet kurma ve matbûât ile ilgili bâzı
düzenlemelerin de yapılmasından istifâde ile, işçi haklarını bahane ederek
fikirlerini yaymaya çalıştılar. Köylüleri, gündelik çalışan ameleleri ve
müstahdemleri içine alan bir Osmanlı proletaryasından bahs ettiler. Bu kimseler,
1910 yılı sonunda Osmanlı Sosyalist fırkasını kurdular. Hiç bir genel ve ara
seçime katılmayan fırkanın fikirleri, Meclis-i meb’ûsânın bulgar ve ermeni
üyeleri tarafından da destek gördü. İlk zamanlar İttihâd ve Terakkî fırkasıyla
iyi geçinmeye çalışan fırka, zamanla muhalefet saflarında yeraldı. İttihâd ve
Terakkî’nin fırkaya karşı tutumu da sert oldu. Sosyalist kulüpleri ve sosyalizmi
savunan gazeteleri kapattı. Sendika kurmayı yasakladı, dernek biçiminde kurulan
sendikaları da kapattı ve sosyalist fırkanın idarecilerini tutuklattı. Ülke
dışındaki sosyalistlerle de irtibat kuran fırka, ikinci enternasyonale bağlandı.
Sosyalist ve ihtilâlci fikirleri savunan İştirak,
Sosyalist, Muahede, İnsaniyet ile Paris şubesinin yayınladığı Beşeriyet gazeteleri, fırkanın yayın
organlarıdır. Yurt içinde şubesi bulunmayan fırkanın Dr. Refik Nevzat tarafından
Paris şubesi açıldı. Meb’ûsân meclisi içindeki ermeni ve bulgarlardan destek
gören ve İttihâd ve Terakkî’nin uyguladığı baskı politikası sebebiyle
teşkîlâtlanamayan Osmanlı Sosyalist fırkası, etkinliğini kaybetti.
Mensuplarından bâzıları Hürriyet ve îtilâf fırkasına katıldılar.
10-
Hürriyet ve Îtilâf Fırkası: 21 Kasım 1911’de İstanbul,
Şehzâdebaşı’nda kuruldu. Amasya meb’ûsu İsmâil Hakkı Paşa, Sivas meb’ûsu Dr.
Dagavaryan, Tokat meb’ûsu Mustafa Sabri Efendi, Hama meb’ûsu Abdülhamîd Zöhrâvî,
Piriştine meb’ûsu Hasan Bey, Sinop meb’ûsu Dr. Rızâ Nur Bey, Âyân meclisi
âzâları Dâmâd Ferîd ve Müşir Fuâd paşalar, emekli Süleymân Paşa, Sâdık Bey,
gazeteci Tâhir Hayreddîn Bey tarafından kurulan fırkanın ilk reisi Dâmâd Ferîd
Paşa’dır.
İkinci Meşrutiyet’ten sonra kurulan
en güçlü muhalefet partisi olan Hürriyet ve İtilâf fırkası, son derece bunalımlı
bir dönemde kuruldu. Meclis içinde bulunan mutedil Hürriyetperverân ve Ahâlî
fırkalarına mensûb meb’ûslarla, rum, arnavut, arab, ermeni meb’ûsları ve hiç bir
partiye üye olmadıklarını söyleyen Hizb-i müstakil meb’ûslarının birleşmesiyle
ortaya çıktı. Böylece İttihâd ve Terakkî karşısında dağınık durumda olan
muhalefet toplanmış oldu. Ayrıca meclis dışında bulunan eski İttihâdçılar, devre
dışı bırakılan ilmiyeciler, eski Ahrârcılar, demokratlar ve sosyalistler gibi
düşünceleri farklı ve İttihâd ve Terakkî’ye karşı olan kimseler de bu fırka
içinde yer aldılar. Tek başlarına İttihâd ve Terakkî’ye karşı koyamayan
kişilerin ve partilerin birleşmesi neticesinde ortaya çıkan fırkanın belli bir
ideolojisi yoktu. İttihâdçıların çeteciliğini ve komitacılığını önlemek ve
iktidar tekelini kırmak, tek ve temel gayeleri idi. Ancak bünyesinde topladığı
unsurların eğilimine göre, Osmanlıcılık, adem-i merkeziyetçilik ve teşebbüs-i
şahsî (yerinden idare ve hür teşebbüs), meşrûtiyetçilik, liberal ekonomi gibi
fikirlerin savunuculuğunu yaptı. İttihâd ve Terakkî fırkasıyla kıyasıya mücâdele
etti. Sopalı seçim olarak bilinen 1912 seçiminde pek az meb’ûs çıkarabilen
fırka, İttihâd ve Terakkî’nin uyguladığı baskı politikaları yüzünden etkinliğini
kaybetti. Meclis-i meb’ûsânın 4 Ağustos 1912 târihinde fesh edilmesinden sonra,
Balkan savaşının bunalımlı günlerinde seçimler ertelendi. 1914 yılına kadar
meclissiz bir meşrûtiyet denemesi yapıldı.
Meclissiz dönemdeki Gâzi Ahmed
Muhtar Paşa ve Kâmil Paşa hükümetleriyle iyi münâsebetler kuran Hürriyet ve
îtilâf fırkası, Bâb-ı âlî baskınıyla iktidarı tekrar ele geçiren İttihâd ve
Terakkî fırkasına karşı mücâdeleye devam etti. Sadrâzam Mahmûd Şevket Paşa’nın
öldürülmesinden sonra daha sert tedbirlere başvuran İttihâd ve Terakkî, kurduğu
Dîvân-ı harbde fırka liderlerinden Gümülcineli İsmâil Bey ile önde gelen meşhur
kişileri gıyaben îdâma mahkûm etti.
Bünyesinde çeşitli unsurları
barındıran ve kitle partisi hüviyetinde olan Hürriyet ve İtilâf fırkasının; Teşkilât,
Tahdîrât, Teminât, Merih, Hemrâh, Islâhat, Şehrâh, Ifhâm gazeteleri
gibi yayın organları yardı. İkdam, Yeni ikdam, Yeni gazete, Alemdâr
gazeteleri de fırkanın faaliyet ve fikirlerini desteklediler. Fırkanın ideolojik
birliğe ve herhangi bir sosyal sınıfa dayanmayışı, mensubları arasında görüş
ayrılıklarına ve tartışmalara sebeb oldu. İlk olarak, Avrupai düşünceli
gençlerle ilmiyeciler arasında çıkan tartışmalar istifalara yol açtı.
İstifalardan sonra fırka, miralay Sâdık Bey, Şaban Efendi, Gümülcineli İsmâil
Bey takımının idaresine girdi. Küçük bir hizbin eline geçen Hürriyet ve itilâf
fırkası gittikçe zayıfladı. İlk ve son kongresini 3 Haziran 1912’de yapan fırka,
ikinci kongre girişimini İttihâd ve Terakkî’nin muhalefette bulunduğu, Bâb-ı âlî
baskınından önceki dönemde yapmaya teşebbüs etti ise de, iç çekişmeler sebebiyle
çoğunluğun sağlanamaması üzerine, hasbihâl şekline dönüştü. İstanbul içinde ve
dışında teşkilâtlanmış olan Hürriyet ve İtilâf fırkasının bâzı elemanları,
Mahmûd Şevket Paşa sûikasdından sonra Sinop’a sürüldüler. Ağır cezaya
çarptırılmış olanlardan kimi îdâm edildi, kimi de ülke dışına kaçtı. Hükümet
tarafından resmen kapatılmamış olan Hürriyet ve İtilâf fırkası, kendiliğinden
siyâsî hayâttan çekildi. Yurt dışına kaçan muhalefet mensupları Paris’te
birleşerek, Hürriyet ve îtilâf fırkası veya Millî Muhalefet fırkasını kurdular.
Bu yeni fırkaya Islâhât-ı Esâsiye ile Osmanlı Sosyalist fırkaları da katıldı.
Birinci Dünyâ savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ni parçalamak isteyen devletlerin
emellerine hizmet eden Hürriyet ve îtilâf fırkası mensupları, arabları, îtilâf
ve Terakkî’ye karşı kışkırttı. Ermenilerle de işbirliği yaparak Cemâl Paşa’nın
ermenilerin desteğiyle bir devlet kurma çalışmasına yardımcı oldu. Mütâreke
döneminde 14 Ocak 1919’da yeniden kuruldu. Bu kuruluşta; Müşir Nuri Paşa (reis),
Zeki Paşa, Abdülkâdir Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Ali Kemâl Bey, Refik Hâlid
(Karay), Rızâ Tevfik (Bölükbaşı) gibi kimseler yer aldılar. 1919’da yapılan
Meclis-i meb’ûsân seçimine de katılmayan Hürriyet ve itilâf fırkası, Dâmâd Ferîd
Paşa kabinelerinde etkili oldu. Zamanla Dâmâd Ferîd Paşa hükûmetlerinin
icrâatlarını beğenmeyen bâzı kimseler, Mutedil Hürriyet ve îtilâf fırkasını
kurdular. Daha sonra bu iki ayrı fırka birleştirilmek istendiyse de netîce
alınamadı. Anadolu’daki millî mücâdele hareketlerine karşı çıkan Hürriyet ve
îtilâf fırkası, bu hareketin başarıya ulaşması üzerine kendiliğinden ortadan
kalktı, îtilâf ve Hürriyet fırkası mensubları yurt dışına çıkarak İtalya,
Balkanlar, Suriye, Mısır, hattâ Cava adasına kadar dağıldılar.
11-
Halâskârân Grubu: Mayıs-Haziran 1912’de İstanbul’da
kuruldu. Erkân-ı harb binbaşı Gelibolulu Kemâl Bey, erkân-ı harb kolağası
Kastamonulu Hilmi Bey, süvari kaymakamı Recep Bey, bahriye binbaşı İbrâhim Aşkı
Bey, yüzbaşı Kudret Bey bu fırkanın ilk kurucularıdır.
1908 yılında ordunun desteğiyle
meşrûtiyeti ilân eden ve iktidara gelen İttihâd ve Terakkî fırkası, iktidara
geldikten sonra ordunun siyâsetten çekilmesi için bâzı tedbirler aldı. Fakat 31
Mart vak’ası üzerine sıkıyönetim îlân ederek orduyu tekrar siyâsete soktu.
Ordunun o günkü şartlarda idareye karışması demek olan sıkıyönetim, 1912
Temmuzu’na kadar sürdü. İttihâd ve Terakkî’nin karşısındaki muhalifler,
sıkıyönetim idaresi altında fikirlerini sâdece meclisde söyleyebildiler.
Dışarıda ise muhaliflere karşı sert tedbirler uygulandı. Bu sırada, bir yandan
askerin kışlasına dönmesini isteyen muhalefet, diğer taraftan da ordu içinden
askeri destek aramaya başladı. Meclis-i meb’ûsânda harbiye nâzırı Mahmûd Şevket
Paşa’ya karşı sert tenkîdler yöneltildi.
Mecliste Hürriyet ve îtilâf fırkası
kuruldu, yukarıda bildirilen gelişmelerden sonra Meb’ûsân meclisi fesh edildi.
1912’de yapılan seçimlerde İttihâd ve Terakkî ekseriyeti alınca, ordu da ikiye
bölündü. Subaylar İttihâdçı ve îtilâfçı tiiye iki gruba ayrıldı. Bu sırada
askerin siyâsetle meşgul olamıyacağına dâir bir kânun teklifi Meclis-i
meb’ûsânda görüşülerek Âyân meclisine gitti. Mahmûd Şevket Paşa da harbiye
nâzırlığından istifa etti. Ordu içinde kendilerine Halâskârân denilen bir grup,
dışarıdaki muhaliflerle birleşerek harekete geçtiler. Ordu içindeki
İttihâdçı-îtilâfçı bölünmesinden istifâde eden Halâskârân grubu, Meclis-i
meb’ûsân üzerinde baskı kurmayı denedi. Sadrâzam Saîd Paşa’nın Arnavutluk
hâdiseleri üzerine meclisden güven oyu aldığı sırada faaliyete geçen Halâskârân
grubu, Rumeli’deki hâdiselerin İstanbul’a sıçradığını, ordu içinde kaynaşmalar
olduğu haberini yayarak, bir grup beyannâmesi neşretti. Bu sırada sadrâzam Saîd
Paşa istifa etti. Nâzım Paşa ile harbiye nâzırı Kâmil Paşa’nın da vazifeyi kabul
etmesi şartıyla herhangi bir kabinenin teşkilini isteyen Halâskârân grubunun
isteği üzerine Gâzi Ahmed Muhtar Paşa idaresindeki büyük kabîne kuruldu.
Ekseriyeti İttihâd ve Terakkî üyesi olan Meclis-i meb’ûsânla Gâzi Ahmed Muhtar
Paşa kabînesinin diyalog kuramaması üzerine, Halâskârân grubu meclis üzerinde
baskı kurmaya çalıştı. Hükümet, Kânûn-i esasideki bir boşluktan faydalanarak
meclisi fesh ettirdi. Bu sırada Balkan savaşı patlak verdi. Alınan kötü sonuçlar
üzerine Gâzi Ahmed Muhtar Paşa kabînesi de istifa etti. Kâmil Paşa idaresinde
yeni bir kabîne Kuruldu. Halâskârân grubu Balkan savaşlarına katıldı. Bu sırada
İttihâd ve Terakkî, Bâb-ı âlî baskınıyla iktidarı tekrar ele geçirdi. Halâskârân
grubunun bâzı üyeleri tutuklandı. Yeni bir hükümet darbesi girişiminde bulunan
grup, Mahmûd Şevket Paşa hükümetini iktidardan uzaklaştırmak istedi. Bu girişimi
haber alan hükümet tekrar tutuklamalara başladı. Lider durumunda olan Kemâl ve
Kudret beyler yurt dışına kaçınca, grubun faaliyetleri de son buldu.
12-
Millî Meşrûtiyet Fırkası: 5 Temmuz 1912’de İstanbul’da, İfham
gazetesi idarehânesinde kuruldu. Kurucuları: İfham
gazetesi başyazarı ve eski Kütahya meb’ûsu Ferit, siyâsî târih
müderrisi Akçoraoğlu Yûsuf, mâliye ve iktisat müderrisi Zühdî, belediye meclisi
reisi Mehmed Ali ve eski Fizân meb’ûsu Câmi beylerdir.
Millî Meşrûtiyet fırkası, Gâzi Ahmed
Muhtar Paşa hükümetinin meclissiz döneminde ve Balkan harbinin başlıyacağı
günlerde kuruldu. İttihâdçı, îtilâfçı cepheleşmesinin yoğunlaşmaya başladığı
devrede kurulan ilk açık Türkçü fırkasıdır. Meclissiz dönemde kurulan fırka,
1914 yılına kadar yaşayamadığı için seçimlere katılamadı, dolayısıyla meclise
giremedi. Kendi yayın organı olan İfham gazetesinin yanında Tercümân-ı
Hakikat gazetesiyle fikirlerini anlatmaya çalıştı.
İttihâd ve Terakkî partisinden
ayrılan kimselerce kurulan fırka, daha çok İttihâd ve Terakkî’ye karşı rakîb
olarak ortaya çıktı. Tanzîmât aleyhdârlığı konusunu da işleyen fırka, Hürriyet
ve îtilâf fırkasıyla da anlaşamadı. Türk ocağı ile münâsebet kurarak İstihlâk-ı
Millî cemiyetinin kuruluşuna katıldı. İstanbul dışında şubesi olmayan fırka,
uzun ömürlü olmayıp, eleman kıtlığı ve maddî problemler sebebiyle terkedilmiş
duruma düştü. Mütâreke döneminde kurucularından bâzıları Millî Ahrâr ve Millî
Türk fırkalarında vazife aldılar.
13-
Ahâli İktisat Fırkası: 1918 senesinde kurulan ve
programında iktisadî ve içtimaî mes’elelere yer veren bir fırka olup, Ticâret-i
umûmiye gazetesi bu fırkanın yayın organı idi. 1919 senesinde yapılan
seçimlere katılmak için Millî kongre ile işbirliği yaptı. İstanbul’da Millî
Ahrâr fırkası ile ortak bir liste hazırlayıp seçimlere katıldı ise de başarı
elde edemedi. Meclis-i meb’ûsânın işgal kuvvetleri tarafından basılmasını tâkib
eden günlerde siyâsî hayâttan çekildi.
14-
Osmanlı Hürriyetperver Avâm Fırkası: Ekim 1918’de İstanbul Bâb-ı
âlî’deki Minber gazetesi idarehânesinde kuruldu.
Kurucuları; Ali Fethi (Okyar), Karesi meb’ûsu Hüseyin Kadri, Tokat meb’ûsu
Tahsin, Dîvâniye meb’ûsu Dr. Sami, Erzincan meb’ûsu Halet Bey, Yozgat meb’ûsu
Şâkir, Antalya meb’ûsu Fuad Hulûsî (Demirelli) beylerdir.
İzzet Paşa kabinesi döneminde,
mütârekenin imzalanmasından ve İttihâd ve Terakkî’nin son kongresinden önce
kuruldu. Kurucularının tamâmı İttihâd ve Terakkî’nin eski meb’ûslarıdır.
Parlamento içinde kurulan bu fırka, ülke içinde teşkilâtlanamadı. Meclis-i
meb’ûsânın fesh edilmesine kadar devam etti. İzzet, Tevfik ve Dâmâd Ferîd Paşa
kabîneleriyle diyalog içinde bulundu. Fırkanın yayın organı Minber
gazetesi idi. İttihâd ve Terakkî’ye karşı tutum içinde olan fırka,
1919 yılında Dâmâd Ferîd Paşa hükümetince İttihâd ve Terakkî’nin devamı olduğu
gerekçesiyle fesh edildi.
15-
Radikal Avam Fırkası: Ekim 1918’de İstanbul’da, Mevlânzâde
Rıfat Bey, Emin Ali Bey, gazeteci Mazlum Bey, Mehmed Faik Bey, Müdâfaa gazetesi sahibi Râgıb Bey ve Babanzâde
Aziz Bey tarafından kuruldu. İttihâd ve Terakkî’ye karşı parlamento dışında
kurulan bu fırka, mütâreke döneminin ilk siyâsî partisidir. Osmanlı ülkesindeki
unsurların ittihadına halel gelmemek şartıyla, milliyetçilik prensipleri
dâiresinde hareketetmeyi gaye edinen fırka, 1919 genel seçimine katılmadı. Aynı
yıl içinde Demokrat fırka ile birleşti.
16-
Selâmet-i Osmaniye Fırkası: Aralık 1918’de İstanbul’da; sabık
Amasya meb’ûsu İsmâil Hakkı Paşa, ulemâdan Fâzıl Efendi, Ferik Ferid Paşa,
Kudret Hâkî, Mehmed Ali (Fesçi) beyler gibi kimselerce kuruldu. Söz ve
Tarîk gazeteleriyle sesini duyurmaya çalışan
fırka, Osmanlı Sulh ve Selâmet cemiyeti ile birleşerek, Sulh ve Selâmet-i
Osmaniye fırkası adı altında siyâsî hayâta devam etti.
17-
Sosyal Demokrat Fırkası: Aralık 1918’de İstanbul’da; Dr.
Hasan Rızâ Bey, Kâzım Bey, Yorgaki Efendi, Dr. Lebib Bey, Cemâl Efendi ve Salim
Bey, Mehmed Esad Bey, Muallim Osman Nuri Bey, Muallim Abdullah Bey gibi kimseler
tarafından kuruldu. Rus ihtilâlinin patlak vermesinden sonra kurulan fırka,
merkezi Brüksel’de olan ikinci (sosyalist) enternasyonale dâhil oldu. Özel bir
yayın organı olmayan, bütçesi zayıf olduğu için teşkîlâtlanamayan fırka, 1919
seçimlerine katıldıysa da başarı sağlıyamadı. Sosyalist fikirlerin yayılması
için işçi ve küçük san’atkârları teşkilâtlandırmaya çalıştı. 1919 seçimlerinden
sonra diğer siyâsî partiler gibi kendiliğinden silindi.
18-
Sulh ve Selâmet-i Osmaniye Fırkası: Ocak 1919’da Fâzıl Efendi, Mehmed
Ali Fesçi Bey, Hüseyin Hakkı Bey, Ferik Ferid Paşa, İsmâil Hakkı Paşa, Yahyâ
Adnan Paşa, Âsaf Muammer Bey gibi kimseler tarafından İstanbul’da kuruldu. Sulh
ve Selâmet cemiyeti ile Selâmet-i Osmaniye fırkasının birleşmeleriyle meydana
geldi. İstanbul dışında bâzı vilâyetlerde de şubeler açtı. İttihâd ve Terakkî
düşmanlığı üzerinde kurulan fırka, diğer siyâsî fırkalarla ve millî kongre ile
de anlaşamadı. Özel bir yayın organına sâhib değildi. Aday gösterdiği hâlde 1919
genel seçimine katılmadı. İstanbul’un işgali ve Meclis-i meb’ûsânın feshi
üzerine diğer siyâsî partiler gibi silinip gitti.
19-
Türkiye Sosyalist Fırkası: Şubat 1919’da İstanbul’da Hüseyin
Hilmi Bey, Mustafa Fâzıl, Nâmık Hasan, Mehmed Ali (Bilgişin), Hasan Sadi
(Birkök), Dr. Refik Nevzat, Sadreddîn Celâl, Çopur Rızâ (Kiper), Dr. İhsân
(Özgen) ve Mehmed Nûreddîn Bey tarafından kuruldu. Osmanlı Sosyalist fırkası
kurucusu iştirakçi (sosyalist) Hilmi Bey, 1919 yılı başında İstanbul’a dönünce
eski partisini yeni adıyla kurdu. Sosyalist fikirlerin savunuculuğunu yapan
fırka, mütâreke döneminde işçilerin mes’elelerine sâhib olduğu iddiasıyla ortaya
çıktı. Parti programını kendi organı olan İdrâk
gazetesinde yayınladı. 20 Temmuz 1919’da ilk kongresini, 8 Mart 1922’de de
ikinci kongresini yaptı. İkinci (sosyalist) enternasyonale girdi. Bir takım işçi
grevlerinin teşvik ve destekçiliğini yaptı. İşçi ve esnaf kesiminden fırkaya
katılmalar oldu. Fırkanın 1919 nizâmnâmesinin 47. maddesine göre, Mayıs’ın
birinci günü amele ve çiftçi bayramı olarak kabul edildiği için, her yıl fırka
üyelerinin bulundukları yerlerde dinlenerek gösteriler yapmaları kabul edildi.
1919 seçimlerine İstanbul’dan katılan fırka başarı gösteremedi. 1922’de
iştirakçi Hilmi, fırka reisliğinden uzaklaştırıldı. İşçiyi greve teşvik ve
elektrik kablolarını bozmaya girişmek suçundan mahkûm edilerek Tunus’a
sürüleceği haberi yayıldı. İştirakçi Hilmi’nin, Bozdoğan kemeri önünde yanındaki
arkadaşı tarafından tabancayla, Mustafa Subhi’nin Sinop’da öldürülmesi ve
Anadolu’daki Millî kurtuluş hareketinin zafere ulaşması, Türkiye Sosyalist
fırkasının sonu oldu.
20-
Millî Ahrâr Fırkası: 4 Mayıs 1919’da İstanbul’da
kuruldu. Câmi Bey, Asaf Muammer Bey, Agah Mazlum Bey, İsmâil Subhi Bey, Bekir
Sami Bey, Süleymân Nüzhet Bey, Abdülhak Şinâsi (Hisar) Bey, Mahir Sa’îd Bey,
Mehmed Refik Bey gibi kimseler tarafından küçük bir kadro partisi olarak
parlamento dışında kuruldu. Daha önceki Ahrâr fırkasıyla ilgisi bulunmayan bu
fırkanın yayın organları Söz ve Tarik
gazeteleriydi. İttihâd ve Terakkî’ye karşı olan bu fırka, 1919 seçimine Ahâlî
İktisat fırkası ile anlaşarak katıldı. Fakat başarılı olamadı. Daha sonra Millî
Ahrârcılar arasında ayrılıklar baş gösterdi ve kendiliğinden dağıldı.
21-
Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası: Eylül 1919’da İstanbul’da, Mehmed
Vehbi (Sandal), Vedat Nedim (Tör), Ali Nizamî, Mümtaz Fazlı (Taylan), Nûrullah
Esat (Sümer), Nâmık İsmâil (Yeğenoglu), Dr. Şefik Hüsnü Bey gibi kimseler
tarafından kuruldu.
Almanya’ya tahsil için gidip
sosyalist fikirlerin etkisinde kalan gençler, Temmuz 1919’da İstanbul’a gelip,
parti kurma çalışmalarına başladılar. Eylül 1919’da kuruluşu tamamlayarak bir
kısmı Anadolu’ya geçti. Bir kısmı ise, İstanbul’da çalışmalarını sürdürdü.
İstanbul’da kalanlar, üçüncü (komünist) enternasyonale girerek gizli
çalışmalarını sürdürdüler. Bâzı üyeler bu tutuma karşı koymak için direndiler.
Vedat Nedim (Tör) Şevket Süreyya (Aydemir), İsmâil Hüsrev (Tökin), Burhan Asaf
(Belge) Moskova’nın kayıtsız şartsız emrinde olmayı reddettikleri için partiden
çıkarıldılar.
Fırka, meşrûtiyet yılları boyunca
işlenmiş olan Osmanlı sosyalizminden farklı bir ideoloji getirmek istedi.
Marksist-Leninist fikirleri kurtuluş reçetesi gibi anlattı. Kurtuluş dergisinde bu fikirleri işledi.
İstanbul’daki fırka mensubları Aydınlık dergisinde toplandılar. Anadolu’dakiler
ise, Türkiye Halk İştirâkiyûn fırkasının kurucuları olarak Yeni
Hayât dergisini çıkardılar. Ağır tenkidlere uğrayan Aydınlıkçılar,
halka ve köylüye hitâb etmek için Orak-Çekiç dergisini çıkardılar. Diğer
sosyalistlerle birleşerek ortak cephe kurmak isteyen bu fırka mensupları, 1919
seçimleri öncesinde bu yönde çalıştıysa da başarı gösteremedi. Fakat işçi
hareketleri tertip etmekten geri kalmadılar. Daha sonra da aynı türden
teşebbüsleri başarısızlıkla neticelendi.
Dâmâd Ferîd Paşa hükümetinin
politikalarına karşı çıkan fırka, T.B.M.M. döneminde de devam etti. 1924 yılında
fesh edilerek son buldu.
22-
Millî Türk Fırkası: 1919’da İstanbul, Mahmûdpaşa’da İfham
gazetesi idârehânesinde kuruldu. Ahmed Ferid (Tek), Şâir Mehmed Emin
(Yurdakul), Ahmed Hikmet, Zühdü (İnhan), Akçoraoğlu Yûsuf, İsmâil Hakkı
(Baltacıoğlu), Mehmed Emin (Erişirgil) beyler tarafından, Millî Meşrûtiyet
fırkasını ve Türkçülük akımını sürdürmek için mütâreke dönemi içinde kuruldu.
1919 seçimlerinden bir süre önce kurulan fırka, seçimlere katıldı. Bağımsız
listeyle girdiği seçimlerde, adaylarından Dr. Abdülhak Adnan Adıvar seçilebildi.
İstanbul merkezi dışında hiçbir şube açmamış olan fırkanın yayın organı İfham
gazetesi idi. Millî kongreye katılan fırka, Anadolu millî kurtuluş hareketine
karşı sert bir dil kullanılması karârına uymadı. Meb’ûsân meclisinin fesh
edilmesinden sonra, İstanbul’da çalışamaz duruma geldi. Kurucu ve
idarecilerinden bir kısmı T.B.M.M.’ne katıldılar.
23-
Amele Fırkası:
1920’de İstanbul’da kuruldu. Kurucuları; Amirâlzâde Cemâl Hüsnü, Mehmed Behçet,
Haydar Mehmed Kâmil, Hüsnü Paşazade gibi kimselerdi. Kurucuları ve idarecileri
arasında çok az işçi bulunan bu partinin gayet basit bir programla, işçi
haklarını korumak gayesiyle kurulduğu açıklanmıştı. Meclis-i meb’ûsânın
feshinden sonra karışık bir siyâsî hayâtta kurulan bu fırka, teşkîlâtlanamamış
ve faâiiyet gösterememiştir.
24-
Türkiye Zurra Fırkası: Kasım 1920’de İstanbul’da Cevat
Rüşdi, Şükrü, Yahyâ Sezâî beyler ile Abdülazîz Mecdî Efendi tarafından kuruldu.
Mütâreke döneminde doğmuş olan fırkanın ayrıntılı bir programı vardı. Yayın
organı Yeni
Zirâat gazetesi idi. Fırka çalışamamış ve teşkîlâtlanamamıştır. 1921
yılında Sofya’da toplanan Zirâatçiler kongresine katıldı. Mütâreke döneminin
sıkıntılı siyâsî hayâtı içinde kendiliğinden kayboldu.
25-
Müstakil Sosyalist Fırkası: Haziran 1922’de İstanbul’da Mehmed
Nûreddîn ve Dr. İhsân (Özgen) tarafından kuruldu. Türkiye Sosyalist fırkasının
son kongresinde iştirakçi Hilmi’yi devirerek seçilmiş olanların, bu karârın
hükümetçe tanınması üzerine Türkiye Sosyalist fırkasından ayrılarak tramvay
işçilerinin desteğiyle kurdukları bu fırka, Beşiktaş ve Aksaray’da şubeler açtı.
Daha sonra fırka, liderinin Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist fırkasının aydınlık
kesimine katılması ile terkedilmiş durumda kaldı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Türkiye’de Siyasal Partiler (T.Z.
Turtaya)
2) İnkılâb Târihimiz ve Jön Türkler; sh.
270
3) Ben de Yazdım (Celâl Eayar, İstanbul-1965);
cild-1,
4) Eshâb-ı kiram; sh.
269
5) History of the Ottoman Empire and Modern
Turkey; cild-2, sh. 282 v.d.
6) Modern Türkiye’nin Doğuşu; sh.
209
7) Âmme Hukukumuzun Anahatları; sh.
285
8) Anayasa Hukuku Dersleri; sh.
72
Yorumlar
Yorum Gönder