FEYZULLAH EFENDİ
(ö. 1115/1703)
Osmanlı şeyhülislâmı.Seyyid Feyzullah Efendi’nin bir fetvası (İlmiyye Salnâmesi, s. 493)Osmanlı Devleti’nin kırk altıncı
şeyhülislâmı. İsmi, Feyzullah’dır. Erzurum’da doğdu. Doğum târihi
bilinmemektedir. Babası Erzurum müftîsi Seyyid Muhammed’dir. Şems-i Tebrîzî’nin
soyundandır. 1703 (H. 1115) yılında Edirne isyânında fitneciler tarafından şehîd
edildi.
Küçük yaşından îtibâren ilim
tahsiline yönelip din ve fen ilimlerinde yetişti. Vânî Muhammed Efendi’nin
tefsîr, mantık, matematik, geometri ve astronomi ilimlerini öğrendi. Bu sırada
dördüncü Mehmed Han’ın hocalığına tâyin edilen hocası Vânî Muhammed Efendi’nin
daveti üzerine, İstanbul’a geldi. Vânî Efendi’ye dâmâd oldu. Şeyhülislâm
Minkârîzâde Yahyâ Efendi’nin yanında mülâzım (stajyer) olarak çalıştı. Daha
sonra hacca gitti. Hac dönüşü Yenişehir’e gelip kayınpederi tarafından pâdişâhın
huzuruna çıkarıldı. 1669 târihinde şehzâde sultan Mustafa’nın hocası, 1670’de
müderris oldu. Fâtih’de Sahn-ı semân medreselerinde vazifelendirildi. Sırasıyla
Ayasofya, Süleymâniye, Sultan Ahmed medreselerinde müderrislik yaptı. 1686’da
Rumeli kazaskerliği pâyesiyle şehzâde üçüncü Ahmed’in hocalığını, bir sene sonra
da Nakîb-ül-eşraflığa (sevgili Peygamberimizin soyundan gelen seyyid ve
şeriflerin işleriyle ilgilenen makama) tâyin edildi. 1688’de, sultan İkinci
Süleymân Han’ın tahta geçmesi ile şeyhülislâm oldu. Daha sonra Erzurum’a
gönderildi. Sultan ikinci Mustafa tahta geçince, 1695 târihinde ikinci defa
şeyhülislâmlığa getirildi. Sekiz buçuk sene fetva makamında kaldı. Feyzullah
Efendi, ilmî üstünlüğü yanında, yaptırdığı hayır eserleriyle de meşhur oldu.
Erzurum’da bir medrese, bir câmi, hafızların kıraat ilmini okudukları dershâne,
Şam’da hadîs okutulan bir medrese, Medîne-i münevverede ve İstanbul’da bir
medrese, kütüphâne ve mektep yaptırdı.
Seyyid Feyzullah Efendi’nin vakıf mührü
Feyzullah Efendi’nin eserleri
şunlardır: 1- Hâşiyetün alâ Envâr-it-tenzîl (Kadı Beydâvî’nin
meşhur tefsîrine yazdığı haşiye), 2- İslâm
haşiyesi, 3- Nesâyih-ül-mülûk, 4- Hâlhâlî’nin Şerh-i
Akâid’i üzerine ta’lîkâtı, 5- Kitâb-ül-ezkâr, 6- Mecmûa-ı
hikâyât, 7- Fetâvâ-i Feyziyye (fetvalarının toplandığı
eserdir), 8- Ravda tercümesi, 9- Riyâz-ür-rahme, 10- Dîvân,
11- Kendi kaleminden hâl tercümesi, 12- Feyzullah Efendi Vakfiyesi’dir.
Feyzullah Efendi âlim, sâlih evlât
yetiştirdi. Oğullarından Seyyid Mustafa Efendi, Osmanlı şeyhülislâmlarının
altmış üçüncüsü, Murtaza Efendi de altmış dokuzuncusudur.
Seyyid Mustafa Efendi, 1745’de
İstanbul’da doğdu, yine İstanbul’da vefât etti. Üsküdar’da Mîrzâde Mehmed
Efendi’nin yanında medfundur.
Tahsilini babasından ve zamanın
âlimlerinden yaptı. İlimde üstün bir dereceye yükseldi. Bir çok medresede
müderrislik yaptı. Otuz üç yaşlarında kâdı oldu. Mekke-i mükerreme kâdılığı,
Anadolu, Rumeli kazaskerliği yaptı. Edirne vak’asında kardeşiyle Yedikule’ye
haps edildi. Sultan birinci Mahmûd Han fitneyi bastırınca, pâdişâhın lütuf ve
ihsânlarına kavuştu, önce Rumeli kazaskeri; sonra da 1734 târihinde şeyhülislâm
oldu. Bu şerefli vazifeyi dokuz sene iki ay sadâkatle yürüttü. Yardımsever bir
zât olup, Eyyûb Nişancası’nda bir dergâh ve Saraçhâne’de bir çeşme yaptırmıştır.
Diğer oğlu Murtaza Efendi de
İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da vefât etmiştir. Eyyûb Sultan civarında
annesinin kabri yanında medfûndur. O da babasından ve zamanın âlimlerinden
okudu. Aklî ve naklî ilimlerde yetişti. Behcet-ül-Fetâvâ müellifi Yenişehirli Abdullah
Efendi’den ilim tahsîl etti. Müderris oldu. Galata ve İstanbul kâdısı oldu.
Ardından Anadolu kazaskerliğine getirildi. 1750 târihinde Sultan birinci Mahmûd
Han tarafından şeyhülislâmlığa tâyin edildi. Dört sene yedi ay on iki gün
adaletle vazifesini yürüttü ve hastalığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.
Feyzullah efendizâdeler âlim,
fazilet sahibi zâtlar olup, Nakşibendî yüksek yolundan feyz almışlardır. Allahü
teâlânın dînine sımsıkı bağlı, haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır,
vakitlerini ibâdet etmekle değerlendirirler, kimseyi kırmamaya dikkat ederlerdi.
Makam ve mevkîi; insanlara hizmet yeri ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için
vâsıta olarak kabul etmişlerdir. Murtaza Efendi, emekli maaşı olarak kendisine
tahsîs edilen arpalıkları kabul etmemiştir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Devhat-ül-meşâyıh; sh. 74, 92,
97
2) Silk-üd-dürer; cild-4, sh.
6
3) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
393
4) İlmiye Salnamesi; sh. 491,
525
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-5, sh. 3464,
4257
6) Sicilli Osmânî; cild-4, sh.
33
7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-16, sh.
327
Osmanlı Devleti’nin kırk altıncı
şeyhülislâmı. İsmi, Feyzullah’dır. Erzurum’da doğdu. Doğum târihi
bilinmemektedir. Babası Erzurum müftîsi Seyyid Muhammed’dir. Şems-i Tebrîzî’nin
soyundandır. 1703 (H. 1115) yılında Edirne isyânında fitneciler tarafından şehîd
edildi.
Küçük yaşından îtibâren ilim
tahsiline yönelip din ve fen ilimlerinde yetişti. Vânî Muhammed Efendi’nin
tefsîr, mantık, matematik, geometri ve astronomi ilimlerini öğrendi. Bu sırada
dördüncü Mehmed Han’ın hocalığına tâyin edilen hocası Vânî Muhammed Efendi’nin
daveti üzerine, İstanbul’a geldi. Vânî Efendi’ye dâmâd oldu. Şeyhülislâm
Minkârîzâde Yahyâ Efendi’nin yanında mülâzım (stajyer) olarak çalıştı. Daha
sonra hacca gitti. Hac dönüşü Yenişehir’e gelip kayınpederi tarafından pâdişâhın
huzuruna çıkarıldı. 1669 târihinde şehzâde sultan Mustafa’nın hocası, 1670’de
müderris oldu. Fâtih’de Sahn-ı semân medreselerinde vazifelendirildi. Sırasıyla
Ayasofya, Süleymâniye, Sultan Ahmed medreselerinde müderrislik yaptı. 1686’da
Rumeli kazaskerliği pâyesiyle şehzâde üçüncü Ahmed’in hocalığını, bir sene sonra
da Nakîb-ül-eşraflığa (sevgili Peygamberimizin soyundan gelen seyyid ve
şeriflerin işleriyle ilgilenen makama) tâyin edildi. 1688’de, sultan İkinci
Süleymân Han’ın tahta geçmesi ile şeyhülislâm oldu. Daha sonra Erzurum’a
gönderildi. Sultan ikinci Mustafa tahta geçince, 1695 târihinde ikinci defa
şeyhülislâmlığa getirildi. Sekiz buçuk sene fetva makamında kaldı. Feyzullah
Efendi, ilmî üstünlüğü yanında, yaptırdığı hayır eserleriyle de meşhur oldu.
Erzurum’da bir medrese, bir câmi, hafızların kıraat ilmini okudukları dershâne,
Şam’da hadîs okutulan bir medrese, Medîne-i münevverede ve İstanbul’da bir
medrese, kütüphâne ve mektep yaptırdı.
Feyzullah Efendi’nin eserleri
şunlardır: 1- Hâşiyetün alâ Envâr-it-tenzîl (Kadı Beydâvî’nin
meşhur tefsîrine yazdığı haşiye), 2- İslâm
haşiyesi, 3- Nesâyih-ül-mülûk, 4- Hâlhâlî’nin Şerh-i
Akâid’i üzerine ta’lîkâtı, 5- Kitâb-ül-ezkâr, 6- Mecmûa-ı
hikâyât, 7- Fetâvâ-i Feyziyye (fetvalarının toplandığı
eserdir), 8- Ravda tercümesi, 9- Riyâz-ür-rahme, 10- Dîvân,
11- Kendi kaleminden hâl tercümesi, 12- Feyzullah Efendi Vakfiyesi’dir.
Feyzullah Efendi âlim, sâlih evlât
yetiştirdi. Oğullarından Seyyid Mustafa Efendi, Osmanlı şeyhülislâmlarının
altmış üçüncüsü, Murtaza Efendi de altmış dokuzuncusudur.
Seyyid Mustafa Efendi, 1745’de
İstanbul’da doğdu, yine İstanbul’da vefât etti. Üsküdar’da Mîrzâde Mehmed
Efendi’nin yanında medfundur.
Tahsilini babasından ve zamanın
âlimlerinden yaptı. İlimde üstün bir dereceye yükseldi. Bir çok medresede
müderrislik yaptı. Otuz üç yaşlarında kâdı oldu. Mekke-i mükerreme kâdılığı,
Anadolu, Rumeli kazaskerliği yaptı. Edirne vak’asında kardeşiyle Yedikule’ye
haps edildi. Sultan birinci Mahmûd Han fitneyi bastırınca, pâdişâhın lütuf ve
ihsânlarına kavuştu, önce Rumeli kazaskeri; sonra da 1734 târihinde şeyhülislâm
oldu. Bu şerefli vazifeyi dokuz sene iki ay sadâkatle yürüttü. Yardımsever bir
zât olup, Eyyûb Nişancası’nda bir dergâh ve Saraçhâne’de bir çeşme yaptırmıştır.
Diğer oğlu Murtaza Efendi de
İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da vefât etmiştir. Eyyûb Sultan civarında
annesinin kabri yanında medfûndur. O da babasından ve zamanın âlimlerinden
okudu. Aklî ve naklî ilimlerde yetişti. Behcet-ül-Fetâvâ müellifi Yenişehirli Abdullah
Efendi’den ilim tahsîl etti. Müderris oldu. Galata ve İstanbul kâdısı oldu.
Ardından Anadolu kazaskerliğine getirildi. 1750 târihinde Sultan birinci Mahmûd
Han tarafından şeyhülislâmlığa tâyin edildi. Dört sene yedi ay on iki gün
adaletle vazifesini yürüttü ve hastalığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.
Feyzullah efendizâdeler âlim,
fazilet sahibi zâtlar olup, Nakşibendî yüksek yolundan feyz almışlardır. Allahü
teâlânın dînine sımsıkı bağlı, haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçınır,
vakitlerini ibâdet etmekle değerlendirirler, kimseyi kırmamaya dikkat ederlerdi.
Makam ve mevkîi; insanlara hizmet yeri ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için
vâsıta olarak kabul etmişlerdir. Murtaza Efendi, emekli maaşı olarak kendisine
tahsîs edilen arpalıkları kabul etmemiştir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Devhat-ül-meşâyıh; sh. 74, 92,
97
2) Silk-üd-dürer; cild-4, sh.
6
3) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
393
4) İlmiye Salnamesi; sh. 491,
525
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-5, sh. 3464,
4257
6) Sicilli Osmânî; cild-4, sh.
33
7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-16, sh.
327


Yorumlar
Yorum Gönder