EBÜSSÜ’ÛD EFENDİ
(ö. 982/1574)
Osmanlı şeyhülislâmı, hukukçu ve müfessir.Âşık Çelebi tezkiresinde Ebüssuûd Efendi’yi tasvir eden bir minyatür (Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 772, vr. 159a’dan detay)
Osmanlı âlimlerinin en
meşhurlarından. On üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Tefsir, fıkıh ve diğer
ilimlerde büyük âlim idi. İsmi, Ahmed bin Muhammed’dir. Ebüssü’ûd el-İmâdî
ismiyle meşhur olup, Hoca Çelebi adıyla da tanınmıştır. 1490 (H. 896) senesinde
İskilib’de doğdu. 1574 (H. 982)’de İstanbul’da vefât etti. Kabri, Eyüb Câmii
karşısındadır. Âlimler yetiştiren bir aileye mensûbdur. Dedesi, Ali Kuşçu’nun
kardeşi Mustafa İmâdîdir. Dedeleri Semerkand’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiştir.
Babası, evliyânın meşhurlarından İbrâhim Tennûrî’nin sohbetinde, yetişmiş âlim
ve kâmil bir zât idi. Sultan İkinci Bâyezîd Han onu çok sever, sohbetinde
bulunurdu. Ebüssü’ûd Efendi’nin babasına bu sebeble Hünkâr Şeyhi denmiştir.
Ebüssuûd Efendi’nin mezarı – Eyüp/İstanbul
Ebüssü’ûd Efendi, önce babasından
ilim öğrendi. Gençlik çağında da babasının derslerine devam ile icazet (diploma)
aldı. Babasından sonra Müeyyedzâde Abdurrahmân Efendi’den, kayın babası Mevlânâ
Seyyid-i Karamânî’den ve İbn-i Kemâl Paşa’dan ilim öğrendi. Tahsîlini
tamamladıktan sonra, yirmi altı yaşında müderris oldu. Çeşitli medreselerde
müderrislik yaptı. 1532 (H. 939)’da Bursa kâdılığına bir sene sonra da İstanbul
kâdılığına tâyin edildi. Üç sene İstanbul kâdılığı yaptı. 1537’de Rumeli
kâdıaskerliğine tâyin edildi. Sekiz sene bu vazifede bulundu.
Ebüssü’ûd Efendi, Kânûnî Sultan
Süleymân Han’ın sevip değer verdiği, pek kıymetli bir âlim idi. Kânûnî, onu
bütün seferlerinde yanında bulundurdu. 1541’de Budin’in fethinde, kiliseden
câmiye çevrilen bir câmide, Kânûnî’ye ve orduya Cuma namazı kıldırdı. Pâdişâh’ın
emri üzerine, Budin’in ve Orta Macaristan’ın tapu ve tahrir işlerini yaptı.
Mühim hizmetler yaptığı bu vazifesinden sonra, 1545 senesinde elli beş yaşında
iken, Fenârîzâde Muhyiddîn Efendi’den sonra şeyhülislâm oldu.
Ebüssuûd Efendi’nin bir fetvası
(İlmiyye Salnâmesi, s. 282)
Kânûnî Sultan süleymân Han ve ikinci
sultan Selîm Han’ın saltanatları zamanında 30 sene şeyhülislâmlık yaparak din ve
devlete üstün hizmetlerde bulundu. Osmanlı şeyhülislâmları arasında en çok bu
makamda kalıp hizmeti geçen Ebüssü’ûd Efendi’dir.
Süleymâniye Câmii’nin temel atma
merasiminde, mihrabın temel taşını Ebüssü’ûd Efendi’ye koydurtan Kânûnî Sultan
Süleymân Hân, Ebüssü’ûd Efendi’yi çok sever ve her önemli işinde onun fetvasına
müracaat ederdi. Devrinde âlimler arasında bir mes’ele hakkında farklı hüküm
ortaya çıksa, Ebüssü’ûd Efendi’nin tarafını tercih ederdi. Ebüssü’ûd Efendi, o
devirde, devlet kânunlarını dînin hükümlerine uygun şekilde te’lif etmiştir.
Tımar ve zeametlere dâir mevzularda verilen kararlar, genellikle Ebüssü’ûd
Efendi’nin fetvalarına dayanmıştır. Mülâzemet usûlü de onun kâdıaskerliği
zamanında te’sis edilmiştir. Kânûnî, arazî kanunnâmesini de Ebüssü’ûd Efendi’ye
yaptırmıştır. Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın cenaze namazını Ebüssü’ûd Efendi
kıldırdı. Pâdişâh’ın vefâtı üzerine bir de mersiye yazdı. Bu mersiyesi de,
edebiyattaki yüksek derecesini göstermektedir.
Ebüssuûd Efendi’nin Budin Kanunnâmesi’nin başına yazdığı dîbâce (BA, TTD, nr. 449 [987], s. 2)
Ebüssü’ûd Efendi, sekiz sene de
ikinci Selîm Han zamanında şeyhülislâmlık yaptı. İkinci Selîm Han, Ebüssü’ûd
Efendi’ye çok hürmet edip, onu incitecek hareketlerden sakınırdı. Bu dönemde de
pek mühim hizmetler yaptı. En mühim hizmetlerinden biri, Kıbrıs’ın alınması için
fetva vererek adanın fethini sağlamasıdır.
Kuruluşundan beri devamlı gelişen
Osmanlı Devleti büyüdükçe, geniş arazileri ve değişik kabileleri içine almıştı.
Bütün bunların idaresinde, her devrin âlimleri pâdişâha yardımcı olmuşlar,
aldıkları mühim vazifeler ile hizmet etmişlerdir. Ebüssü’ûd Efendi, bu âlimlerin
önde gelenlerindendir. Zamanında en parlak dönemine ulaşan Osmanlı Devleti’nin
bu başarısına büyük katkıları olmuştur
Dînî hükümleri çok iyi bilen, sağlam
karakterli, kimseye haksızlık etmeyen, hatır için asla söz söylemeyen, gayet
tedbirli bir âlim idi. Devrin durumunu, şartlarını, halkın örf ve âdetlerini
dikkate alır, işlerinde dînin emirlerinden asla dışarı çıkmazdı. Bütün bu
vasıflarıyla üstün hizmetler yaptı.
Ebüssü’ûd Efendi, 25 Ağustos 1574
târihinde 84 yaşında vefât etti. İslâm âleminde çok tanınmış olduğundan vefâtı
büyük bir üzüntü ile karşılandı. Cenaze namazını kâdıasker Muhşî Sinân Efendi,
Fâtih Câmii’nde kıldırdı. Cenaze namazı için o devrin âlimleri, vezirler, dîvân
erkânı ve halk, büyük bir kalabalık hâlinde toplandı. İkinci Selîm Han,
Ebüssü’ûd Efendi’nin vefâtından dolayı pek ziyâde üzülmüştür.
Uzun boylu, yanakları çukurca,
buğday benizli, ak sakallı, nûr yüzlü, vakar ve heybet sahibi idi.
İstanbul ve İskilip’te hayrat
yaptırdı. İskilip’te, babası Muhyiddîn Mehmed İskilibî’nin ve annesinin medfun
bulunduğu türbenin yanında bir câmi ve bir medrese, o civarda bir de köprü
yaptırmıştır. İstanbul’da Eyyûb’de bir medrese yaptırdı. Kabri, bu medresenin
yanındadır. Yine İstanbul’da Şehremini ve Mâ’cuncu semtlerinde birer çeşme ve
hamam yaptırmıştır. Mâcuncu’da bir konağı ve Sütlüce’de bahçeli bir yalısı
vardı. Tefsirini bu yalıda yazmıştır.
Osmanlı sultanlarından ikinci Selîm,
üçüncü Murâd ve üçüncü Mehmed’in zamanlarında yetişen; Ma’lûlzâde Seyyid Mehmed,
Abdülkâdir Şeyhî, Hoca Sa’deddîn, Bostanzâde Mehmed Sun’ullah Efendi, Bostanzâde
Mustafa, meşhur şâir Baki Efendi, Hâce-i sultan Atâullah, Kınalızâde Hasen ve
Ali Cemâli Efendi’nin oğlu Fudayl Efendi gibi pek çok âlimin hocasıdır.
Ebüssü’ûd Efendi, tefsir, fıkıh ve
diğer ilimlerde pek çok eser yazmıştır. Bâzı eserleri şunlardır:
İrşâdü’l-aklisselîm,
meşhur
tefsiridir. Ma’ruzât,
Hasm-ül-hilâf, Gamzetü’I-melih, Kevâkib-ül-enzâr, Fetvâlar, Kânunnâmeler,
Münşeat, Mektubları, şiirleri ve diğer
eserler.
Osmanlı âlimlerinin en
meşhurlarından. On üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Tefsir, fıkıh ve diğer
ilimlerde büyük âlim idi. İsmi, Ahmed bin Muhammed’dir. Ebüssü’ûd el-İmâdî
ismiyle meşhur olup, Hoca Çelebi adıyla da tanınmıştır. 1490 (H. 896) senesinde
İskilib’de doğdu. 1574 (H. 982)’de İstanbul’da vefât etti. Kabri, Eyüb Câmii
karşısındadır. Âlimler yetiştiren bir aileye mensûbdur. Dedesi, Ali Kuşçu’nun
kardeşi Mustafa İmâdîdir. Dedeleri Semerkand’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiştir.
Babası, evliyânın meşhurlarından İbrâhim Tennûrî’nin sohbetinde, yetişmiş âlim
ve kâmil bir zât idi. Sultan İkinci Bâyezîd Han onu çok sever, sohbetinde
bulunurdu. Ebüssü’ûd Efendi’nin babasına bu sebeble Hünkâr Şeyhi denmiştir.
Ebüssü’ûd Efendi, önce babasından
ilim öğrendi. Gençlik çağında da babasının derslerine devam ile icazet (diploma)
aldı. Babasından sonra Müeyyedzâde Abdurrahmân Efendi’den, kayın babası Mevlânâ
Seyyid-i Karamânî’den ve İbn-i Kemâl Paşa’dan ilim öğrendi. Tahsîlini
tamamladıktan sonra, yirmi altı yaşında müderris oldu. Çeşitli medreselerde
müderrislik yaptı. 1532 (H. 939)’da Bursa kâdılığına bir sene sonra da İstanbul
kâdılığına tâyin edildi. Üç sene İstanbul kâdılığı yaptı. 1537’de Rumeli
kâdıaskerliğine tâyin edildi. Sekiz sene bu vazifede bulundu.
Ebüssü’ûd Efendi, Kânûnî Sultan
Süleymân Han’ın sevip değer verdiği, pek kıymetli bir âlim idi. Kânûnî, onu
bütün seferlerinde yanında bulundurdu. 1541’de Budin’in fethinde, kiliseden
câmiye çevrilen bir câmide, Kânûnî’ye ve orduya Cuma namazı kıldırdı. Pâdişâh’ın
emri üzerine, Budin’in ve Orta Macaristan’ın tapu ve tahrir işlerini yaptı.
Mühim hizmetler yaptığı bu vazifesinden sonra, 1545 senesinde elli beş yaşında
iken, Fenârîzâde Muhyiddîn Efendi’den sonra şeyhülislâm oldu.
(İlmiyye Salnâmesi, s. 282)
Kânûnî Sultan süleymân Han ve ikinci
sultan Selîm Han’ın saltanatları zamanında 30 sene şeyhülislâmlık yaparak din ve
devlete üstün hizmetlerde bulundu. Osmanlı şeyhülislâmları arasında en çok bu
makamda kalıp hizmeti geçen Ebüssü’ûd Efendi’dir.
Süleymâniye Câmii’nin temel atma
merasiminde, mihrabın temel taşını Ebüssü’ûd Efendi’ye koydurtan Kânûnî Sultan
Süleymân Hân, Ebüssü’ûd Efendi’yi çok sever ve her önemli işinde onun fetvasına
müracaat ederdi. Devrinde âlimler arasında bir mes’ele hakkında farklı hüküm
ortaya çıksa, Ebüssü’ûd Efendi’nin tarafını tercih ederdi. Ebüssü’ûd Efendi, o
devirde, devlet kânunlarını dînin hükümlerine uygun şekilde te’lif etmiştir.
Tımar ve zeametlere dâir mevzularda verilen kararlar, genellikle Ebüssü’ûd
Efendi’nin fetvalarına dayanmıştır. Mülâzemet usûlü de onun kâdıaskerliği
zamanında te’sis edilmiştir. Kânûnî, arazî kanunnâmesini de Ebüssü’ûd Efendi’ye
yaptırmıştır. Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın cenaze namazını Ebüssü’ûd Efendi
kıldırdı. Pâdişâh’ın vefâtı üzerine bir de mersiye yazdı. Bu mersiyesi de,
edebiyattaki yüksek derecesini göstermektedir.
Ebüssü’ûd Efendi, sekiz sene de
ikinci Selîm Han zamanında şeyhülislâmlık yaptı. İkinci Selîm Han, Ebüssü’ûd
Efendi’ye çok hürmet edip, onu incitecek hareketlerden sakınırdı. Bu dönemde de
pek mühim hizmetler yaptı. En mühim hizmetlerinden biri, Kıbrıs’ın alınması için
fetva vererek adanın fethini sağlamasıdır.
Kuruluşundan beri devamlı gelişen
Osmanlı Devleti büyüdükçe, geniş arazileri ve değişik kabileleri içine almıştı.
Bütün bunların idaresinde, her devrin âlimleri pâdişâha yardımcı olmuşlar,
aldıkları mühim vazifeler ile hizmet etmişlerdir. Ebüssü’ûd Efendi, bu âlimlerin
önde gelenlerindendir. Zamanında en parlak dönemine ulaşan Osmanlı Devleti’nin
bu başarısına büyük katkıları olmuştur
Dînî hükümleri çok iyi bilen, sağlam
karakterli, kimseye haksızlık etmeyen, hatır için asla söz söylemeyen, gayet
tedbirli bir âlim idi. Devrin durumunu, şartlarını, halkın örf ve âdetlerini
dikkate alır, işlerinde dînin emirlerinden asla dışarı çıkmazdı. Bütün bu
vasıflarıyla üstün hizmetler yaptı.
Ebüssü’ûd Efendi, 25 Ağustos 1574
târihinde 84 yaşında vefât etti. İslâm âleminde çok tanınmış olduğundan vefâtı
büyük bir üzüntü ile karşılandı. Cenaze namazını kâdıasker Muhşî Sinân Efendi,
Fâtih Câmii’nde kıldırdı. Cenaze namazı için o devrin âlimleri, vezirler, dîvân
erkânı ve halk, büyük bir kalabalık hâlinde toplandı. İkinci Selîm Han,
Ebüssü’ûd Efendi’nin vefâtından dolayı pek ziyâde üzülmüştür.
Uzun boylu, yanakları çukurca,
buğday benizli, ak sakallı, nûr yüzlü, vakar ve heybet sahibi idi.
İstanbul ve İskilip’te hayrat
yaptırdı. İskilip’te, babası Muhyiddîn Mehmed İskilibî’nin ve annesinin medfun
bulunduğu türbenin yanında bir câmi ve bir medrese, o civarda bir de köprü
yaptırmıştır. İstanbul’da Eyyûb’de bir medrese yaptırdı. Kabri, bu medresenin
yanındadır. Yine İstanbul’da Şehremini ve Mâ’cuncu semtlerinde birer çeşme ve
hamam yaptırmıştır. Mâcuncu’da bir konağı ve Sütlüce’de bahçeli bir yalısı
vardı. Tefsirini bu yalıda yazmıştır.
Osmanlı sultanlarından ikinci Selîm,
üçüncü Murâd ve üçüncü Mehmed’in zamanlarında yetişen; Ma’lûlzâde Seyyid Mehmed,
Abdülkâdir Şeyhî, Hoca Sa’deddîn, Bostanzâde Mehmed Sun’ullah Efendi, Bostanzâde
Mustafa, meşhur şâir Baki Efendi, Hâce-i sultan Atâullah, Kınalızâde Hasen ve
Ali Cemâli Efendi’nin oğlu Fudayl Efendi gibi pek çok âlimin hocasıdır.
Ebüssü’ûd Efendi, tefsir, fıkıh ve
diğer ilimlerde pek çok eser yazmıştır. Bâzı eserleri şunlardır:
İrşâdü’l-aklisselîm,
meşhur
tefsiridir. Ma’ruzât,
Hasm-ül-hilâf, Gamzetü’I-melih, Kevâkib-ül-enzâr, Fetvâlar, Kânunnâmeler,
Münşeat, Mektubları, şiirleri ve diğer
eserler.
HÂLDE HÂLDAŞIM!
Ebüssü’ûd Efendi, İkinci Bâyezîd
Han’ın, Yavuz Sultan Selim Han’ın ve Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın fevkalâde
sevgi ve iltifatını kazandı. Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın Ebüssü’ûd Efendi’ye
gönderdiği şu mektup, ona karşı beslediği hâlisâne duyguları dile getirmektedir.
Mektup özetle şöyledir:
“Hâlde hâldaşım, sinde sindaşım
(yaşta yaşdaşım), âhiret karındaşım, Molla Ebüssü’ûd Efendi hazretlerine, sonsuz
duâlarımı bildirdikten sonra, hâl ve hatırını suâl ederim. Hazret-i Hak, gizli
hazînelerinden tam bir kuvvet ve dâimi selâmet müyesser eylesin! Allahü teâlânın
ihsânı ile, lütuflarınızdan niyaz olunur ki, mübarek vakitlerde, muhlislerinizi
şerefli kalbinizden çıkarmayınız. Bizim için duâ buyurunuz ki, yere batasıca
kâfirler hezimete uğrayıp, bütün İslâm orduları mensur ve muzaffer olup, Allahü
teâlânın rızâsına kavuşalar!.. Duâlarınızı, yine duâlarınızı bekleyen, Hak
teâlânın kulu Süleymân-ı bî riya.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh.
1002
2) Şezerât-üz-zeheb; cild-8, sh.
398
3) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-11, sh.
301
4) Şakâyık-ı Nu’mâniyye zeyli; (Atâî) sh.
183
5) Peçevî Târihi; cild-1, sh.
52
6) Beyân-ül-hak; sh. 932
7) Brockelmann; Sup-2, sh.
651
8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-14, sh.
12
9) Fevâid-ül-hehiyye; sh.
81
10)
Devhat-ül-meşâyıh; sh. 23
11) Mir’ât-i
kâinat; cild-2. sh. 131
12) İkd-ül-manzûm
(Vefryâl kenarında); cild-2, sh. 282
13) Kamûs-ul-a’lâm;
cild-1, sh. 722
14) Menâkıb-ı
Ebüssü’ûd (Menâkıb mecmuası). (Süleymâniye Kütüphânesi, Es’ad Efendi kısım. No:
3622)
15) Keşf-üz-zünûn;
cild-1, sh. 65, 247, 898 cild-2, sh. 1219, 1481, 2036
Ebüssü’ûd Efendi, İkinci Bâyezîd
Han’ın, Yavuz Sultan Selim Han’ın ve Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın fevkalâde
sevgi ve iltifatını kazandı. Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın Ebüssü’ûd Efendi’ye
gönderdiği şu mektup, ona karşı beslediği hâlisâne duyguları dile getirmektedir.
Mektup özetle şöyledir:
“Hâlde hâldaşım, sinde sindaşım
(yaşta yaşdaşım), âhiret karındaşım, Molla Ebüssü’ûd Efendi hazretlerine, sonsuz
duâlarımı bildirdikten sonra, hâl ve hatırını suâl ederim. Hazret-i Hak, gizli
hazînelerinden tam bir kuvvet ve dâimi selâmet müyesser eylesin! Allahü teâlânın
ihsânı ile, lütuflarınızdan niyaz olunur ki, mübarek vakitlerde, muhlislerinizi
şerefli kalbinizden çıkarmayınız. Bizim için duâ buyurunuz ki, yere batasıca
kâfirler hezimete uğrayıp, bütün İslâm orduları mensur ve muzaffer olup, Allahü
teâlânın rızâsına kavuşalar!.. Duâlarınızı, yine duâlarınızı bekleyen, Hak
teâlânın kulu Süleymân-ı bî riya.”
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh.
1002
2) Şezerât-üz-zeheb; cild-8, sh.
398
3) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-11, sh.
301
4) Şakâyık-ı Nu’mâniyye zeyli; (Atâî) sh.
183
5) Peçevî Târihi; cild-1, sh.
52
6) Beyân-ül-hak; sh. 932
7) Brockelmann; Sup-2, sh.
651
8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-14, sh.
12
9) Fevâid-ül-hehiyye; sh.
81
10)
Devhat-ül-meşâyıh; sh. 23
11) Mir’ât-i
kâinat; cild-2. sh. 131
12) İkd-ül-manzûm
(Vefryâl kenarında); cild-2, sh. 282
13) Kamûs-ul-a’lâm;
cild-1, sh. 722
14) Menâkıb-ı
Ebüssü’ûd (Menâkıb mecmuası). (Süleymâniye Kütüphânesi, Es’ad Efendi kısım. No:
3622)
15) Keşf-üz-zünûn;
cild-1, sh. 65, 247, 898 cild-2, sh. 1219, 1481, 2036




Yorumlar
Yorum Gönder