DURSUN FAKİH
(ö. 726/1326’dan sonra)
Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuyan kadı, âlim ve şair.
Dursun Fakih’in Gazavatnâme adlı eserinin ilk iki sayfası (İÜ Ktp., TY, nr. 311)
Tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimi.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in bacanağıdır. Zamanın meşhur
âlimlerindendir. Aslen Karamanlıdır. Hocası, evliyânın meşhurlarından, büyük
âlim Edebâlî’dir. Çeşitli ilimleri bundan öğrenip, tasavvufda da yüksek dereceye
kavuştu. Osman Bey zamanında savaşlara katılır, gâzilere imâmlık yapar, vâz ve
nasîhat ederdi. Karahisar alınınca orada ilk Cuma namazını ve Eskişehir alınınca
da ilk bayram namazını o kıldırdı.
Türkiye Selçuklu sultânının, İlhanlı
Gâzân Han tarafından İran’a götürülmesi üzerine, Selçuklu Devleti parçalandı.
Ortaya çıkan her bey; yer ve sancak aramaya başladı. Bu haber Osman Bey’e
ulaşınca, o sırada mecliste bulunan Dursun Fakih Osman Bey’e şu teklifi yaptı:
“Beyim! Cenab-ı Hak size, sığınacak yer arayan müslümanları biraraya toplayıp
idare etmek basiretini ve gücünü ihsân etmiştir. Allahü teâlânın inayeti, duâ
ordusunun himmet ve bereketi, gazâ ordusunun kuvvet ve kudretleriyle
çevrenizdeki tekfurları dize getirip, birçoklarının topraklarını mülkünüze dâhil
ettiniz. Şimdi sıra Anadolu topraklarını ehil olmayanların elinden kurtarıp,
ahâlisini huzura kavuşturmaya gelmiştir. Müsâade buyurun da, adınıza hutbe
okuyup, sizi sultan îlân edelim.” Osman Gâzî düşünüp, istişare etti. Dursun
Fakih’e hak verdi. O gün Dursun Fakih, Osman Gâzî adına hutbe okuyup, beyinin
sultanlığını îlân etti. Dursun Fakih okuduğu hutbelerde, vâz ve nasihatlerinde
gâzilerin gazâ şevkini artırıcı sözler söyledi. Resûlullah efendimizin ve O’nun
mübarek Eshâbının (r. anhüm), güzel ahlâk ve örnek yaşayışını anlatırdı. Osman
Gâzî’nin seçme yiğitleri, Allahü teâlânın dînini yaymağa, insanlara merhametli
davranıp zarar vermemeye çok gayret ettiler. Herkese iyilik edip, hayırlı amel
işlediler. Nefslerini terbiye edip, ebedî saadete kavuşmak için gayret
gösterdiler. Bu hususlarda Dursun Fakih’in askerler üzerinde büyük te’sirleri
oldu.
Dursun Fakih, hocası Edebâlî’nin
vefâtından sonra, onun dergâhında tâliblerine ders okuttu. Sorulan suâllere
cevap verdi. Mühim devlet işlerinde onunla istişare edildi. Osman Bey’in oğlu
Orhan Bey’in en yakın müşaviri o idi. Her işinde onunla istişare edip,
“İstişare
eden pişman olmaz” hadîs-i şerifi mû’cibince, devletin
devamlı ilerlemesini, altı yüz yıllık Osmanlı Devleti’nin temellerinin sağlam
bir şekilde atılmasını te’min etti. On dördüncü asrın ilk yarısında vefât etti.
Küre köyü yakınında Dursun Fakih’e isnat edilen makam kabri – Söğüt/Bilecik
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye tercümesi (Mecdî
Efendi); sh. 21
2) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-4, sh.
3020
3) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-10, sh.
97
4) Tevârîh-i Âl-i Osman (Âşıkpaşazâde); sh.
18
5) Osmanlı Târihi (Uzunçarşılı); cild-1, sh.
526
Tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimi.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in bacanağıdır. Zamanın meşhur
âlimlerindendir. Aslen Karamanlıdır. Hocası, evliyânın meşhurlarından, büyük
âlim Edebâlî’dir. Çeşitli ilimleri bundan öğrenip, tasavvufda da yüksek dereceye
kavuştu. Osman Bey zamanında savaşlara katılır, gâzilere imâmlık yapar, vâz ve
nasîhat ederdi. Karahisar alınınca orada ilk Cuma namazını ve Eskişehir alınınca
da ilk bayram namazını o kıldırdı.
Türkiye Selçuklu sultânının, İlhanlı
Gâzân Han tarafından İran’a götürülmesi üzerine, Selçuklu Devleti parçalandı.
Ortaya çıkan her bey; yer ve sancak aramaya başladı. Bu haber Osman Bey’e
ulaşınca, o sırada mecliste bulunan Dursun Fakih Osman Bey’e şu teklifi yaptı:
“Beyim! Cenab-ı Hak size, sığınacak yer arayan müslümanları biraraya toplayıp
idare etmek basiretini ve gücünü ihsân etmiştir. Allahü teâlânın inayeti, duâ
ordusunun himmet ve bereketi, gazâ ordusunun kuvvet ve kudretleriyle
çevrenizdeki tekfurları dize getirip, birçoklarının topraklarını mülkünüze dâhil
ettiniz. Şimdi sıra Anadolu topraklarını ehil olmayanların elinden kurtarıp,
ahâlisini huzura kavuşturmaya gelmiştir. Müsâade buyurun da, adınıza hutbe
okuyup, sizi sultan îlân edelim.” Osman Gâzî düşünüp, istişare etti. Dursun
Fakih’e hak verdi. O gün Dursun Fakih, Osman Gâzî adına hutbe okuyup, beyinin
sultanlığını îlân etti. Dursun Fakih okuduğu hutbelerde, vâz ve nasihatlerinde
gâzilerin gazâ şevkini artırıcı sözler söyledi. Resûlullah efendimizin ve O’nun
mübarek Eshâbının (r. anhüm), güzel ahlâk ve örnek yaşayışını anlatırdı. Osman
Gâzî’nin seçme yiğitleri, Allahü teâlânın dînini yaymağa, insanlara merhametli
davranıp zarar vermemeye çok gayret ettiler. Herkese iyilik edip, hayırlı amel
işlediler. Nefslerini terbiye edip, ebedî saadete kavuşmak için gayret
gösterdiler. Bu hususlarda Dursun Fakih’in askerler üzerinde büyük te’sirleri
oldu.
Dursun Fakih, hocası Edebâlî’nin
vefâtından sonra, onun dergâhında tâliblerine ders okuttu. Sorulan suâllere
cevap verdi. Mühim devlet işlerinde onunla istişare edildi. Osman Bey’in oğlu
Orhan Bey’in en yakın müşaviri o idi. Her işinde onunla istişare edip,
“İstişare
eden pişman olmaz” hadîs-i şerifi mû’cibince, devletin
devamlı ilerlemesini, altı yüz yıllık Osmanlı Devleti’nin temellerinin sağlam
bir şekilde atılmasını te’min etti. On dördüncü asrın ilk yarısında vefât etti.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye tercümesi (Mecdî
Efendi); sh. 21
2) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-4, sh.
3020
3) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-10, sh.
97
4) Tevârîh-i Âl-i Osman (Âşıkpaşazâde); sh.
18
5) Osmanlı Târihi (Uzunçarşılı); cild-1, sh.
526


Yorumlar
Yorum Gönder