CEZÂYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA
(ö. 1204/1790)
Osmanlı kaptan-ı deryâsı ve sadrazamı.Cezayirli Gazi Hasan Paşa’yı tasvir eden yağlı boya bir tablo (Hasan Hüsnü Tengüz Albümü, İstanbul Deniz Müzesi, nr. 578)Osmanlı sadrâzamlarından ve meşhur
denizci. 1720 (H. 1133)’de Gelibolu’da doğduğu rivayet edilmiştir. Bir rivayette
de küçük yaşta İran sınırında esir alınmış, Tekirdağlı bir tüccar tarafından
köle olarak satın alınıp, büyütülmüştür. Daha sonra Cezâyir’e gitmiş ve bir
müddet orada kalmıştır. Cezâyirli denilmesinin sebebi budur. Henüz Cezâyir’e
gitmeden, 25 yaşlarında yeniçeri ocağına yazılmış ve Belgrad seferinde büyük
başarı göstermiştir. Cezâyir yolculuğu sırasında bir gemi ile yaptıkları
çarpışmada düşman gemisine atlamış, iki gemi birbirinden ayrılınca düşman
gemisinde kalmış ve büyük bir cesaretle tek başına düşman gemisine hâkim
olmuştur.
Cezâyir’den dönüşünde, tecrübeli bir
denizci olduğundan, bir gemi verilerek, kaptanlar sınıfına alınmıştır.
1770’de mîr-i mîrânlık pâyesiyle
kaptan olmuş, hıristiyanlardan Limni adasını alarak Gâzi ünvanını kazanmıştır.
Aynı sene içinde vezir olan Hasan Paşa, kapdân-ı deryalığa getirilmiştir. Sırası
ile Boğaz muhafızı, Anadolu eyâleti ile Rusçuk seraskeri olmuş ve aynı sene
ikinci defa kapdân-ı deryalığa tâyin edilmiştir. 1780’de Mora vilâyeti de ilâve
olarak idaresine verilen Hasan Paşa, 1786’da sadâret kaymakamlığına getirilmiş,
iki sene sonra da kapdân-ı deryalıktan azledilerek, Özi kalesi seraskerliği yâni
başkumandanlığına getirilmiştir.
Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya sadâretin tevcih edilmesine dair bir belge (BA, HH, nr. 11754)
Hasan Paşa’nın ikinci kapdân-ı
deryalığı on beş yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde bulunan Hasan
Paşa, Suriye ve Irak’ta başgösteren Tâhir Ömer isyânını bastırmış, Mora
yarımadasındaki isyânkâr Arnavutları yenerek fitne ateşini söndürüp huzur ve
sükûnu yeniden sağladı. Daha sonra Hasan Paşa, 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan
Adası savaşına katılıp, Rus donanmasını mağlûb etti. Ertesi yıl Kasım ayında
İsmâil önünde de Rusları hezimete uğratınca başarısından dolayı 1789 senesinde
kendisine vezîriâzamlık (sadrâzamlık) payesi verildi. Hasan Paşa’nın
sadrâzamlığı üçbuçuk ay sürdü. 1790 senesi Mart ayında Hakk’ın rahmetine kavuştu
ve Şumnu’da yaptırdığı Bektaşî zaviyesi civarında defnolundu.
Hasan Paşa, yürüttüğü devlet
hizmetleri yanında birçok hayır eserleri de bıraktı. İstanbul tersanesinde
kalyoncular için bir kışla yaptıran Hasan Paşa, Midilli’ye dört saat mesafedeki
bir yerden şehre su getirterek çeşmeler yaptırdı. Bakla’da yine çeşme, Vize’de
câmi ve hamam ve üç çeşme, Midilli adası ortasında Paşa Köşkü ve büyük mermer
havuz; Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırmıştır. Şecaat ve
kahramanlığı had safhada idi. İmânı sağlam, idareciliği fevkalâdeydi. Kendisine
alıştırdığı bir aslanı yanından ayırmazdı.
Osmanlı sadrâzamlarından ve meşhur
denizci. 1720 (H. 1133)’de Gelibolu’da doğduğu rivayet edilmiştir. Bir rivayette
de küçük yaşta İran sınırında esir alınmış, Tekirdağlı bir tüccar tarafından
köle olarak satın alınıp, büyütülmüştür. Daha sonra Cezâyir’e gitmiş ve bir
müddet orada kalmıştır. Cezâyirli denilmesinin sebebi budur. Henüz Cezâyir’e
gitmeden, 25 yaşlarında yeniçeri ocağına yazılmış ve Belgrad seferinde büyük
başarı göstermiştir. Cezâyir yolculuğu sırasında bir gemi ile yaptıkları
çarpışmada düşman gemisine atlamış, iki gemi birbirinden ayrılınca düşman
gemisinde kalmış ve büyük bir cesaretle tek başına düşman gemisine hâkim
olmuştur.
Cezâyir’den dönüşünde, tecrübeli bir
denizci olduğundan, bir gemi verilerek, kaptanlar sınıfına alınmıştır.
1770’de mîr-i mîrânlık pâyesiyle
kaptan olmuş, hıristiyanlardan Limni adasını alarak Gâzi ünvanını kazanmıştır.
Aynı sene içinde vezir olan Hasan Paşa, kapdân-ı deryalığa getirilmiştir. Sırası
ile Boğaz muhafızı, Anadolu eyâleti ile Rusçuk seraskeri olmuş ve aynı sene
ikinci defa kapdân-ı deryalığa tâyin edilmiştir. 1780’de Mora vilâyeti de ilâve
olarak idaresine verilen Hasan Paşa, 1786’da sadâret kaymakamlığına getirilmiş,
iki sene sonra da kapdân-ı deryalıktan azledilerek, Özi kalesi seraskerliği yâni
başkumandanlığına getirilmiştir.
Hasan Paşa’nın ikinci kapdân-ı
deryalığı on beş yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde bulunan Hasan
Paşa, Suriye ve Irak’ta başgösteren Tâhir Ömer isyânını bastırmış, Mora
yarımadasındaki isyânkâr Arnavutları yenerek fitne ateşini söndürüp huzur ve
sükûnu yeniden sağladı. Daha sonra Hasan Paşa, 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan
Adası savaşına katılıp, Rus donanmasını mağlûb etti. Ertesi yıl Kasım ayında
İsmâil önünde de Rusları hezimete uğratınca başarısından dolayı 1789 senesinde
kendisine vezîriâzamlık (sadrâzamlık) payesi verildi. Hasan Paşa’nın
sadrâzamlığı üçbuçuk ay sürdü. 1790 senesi Mart ayında Hakk’ın rahmetine kavuştu
ve Şumnu’da yaptırdığı Bektaşî zaviyesi civarında defnolundu.
Hasan Paşa, yürüttüğü devlet
hizmetleri yanında birçok hayır eserleri de bıraktı. İstanbul tersanesinde
kalyoncular için bir kışla yaptıran Hasan Paşa, Midilli’ye dört saat mesafedeki
bir yerden şehre su getirterek çeşmeler yaptırdı. Bakla’da yine çeşme, Vize’de
câmi ve hamam ve üç çeşme, Midilli adası ortasında Paşa Köşkü ve büyük mermer
havuz; Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırmıştır. Şecaat ve
kahramanlığı had safhada idi. İmânı sağlam, idareciliği fevkalâdeydi. Kendisine
alıştırdığı bir aslanı yanından ayırmazdı.
Cezâyirli Hasan Paşa, kapdân-ı derya
olduğu ilk zamanlarda, 1768-1770 seneleri arasında vuku bulan Osmanlı-Rus savaşı
devam ediyordu. Rusların Akdeniz’e gönderdikleri Baltık donanması, İngiliz
donanması ile takviye görerek, önce Osmanlı donanması ile çarpışmış, fakat bu
çarpışmada kesin bir netice alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın Koyun Adaları
civarında yapılan ikinci bir savaşta asıl muhârebe, Hasan Paşa’nın kalyonu ile
Rus amirali Spiridov’un gemisi arasında oldu. Hasan Paşa Rus gemisinin kendi
kalyonuna yanaştığı bir sırada, birkaç çarmıh halatını kestirip, her ipe
salıncak gibi birkaç Türk cengâveri yapışıp, otuz kadar yiğit ile birlikte Rus
gemisine atlamıştır. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında
Hasan Paşa bir kurşun yarası almışsa da, belli etmeden bir müddet daha ceng
ettikten sonra leventleriyle beraber kendi gemisine geçmiştir. Bu beklenmiyen
baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telâşa kapılarak kendi cephaneliklerini
ateşlemişler, ateş Türk gemisine sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başlamıştı.
Gemide kalmanın imkânsız hâle gelmesi üzerine Hasan Paşa yatağanını ağzına
alarak beraberindekilerle denize atlamış, bir tahta parçasına tutunarak kıyıya
doğru giderlerken kıyıdan gönderilen bir kayıkla kurtarılmışlardır. Hasan
Paşa’ya gösterdiği bu kahramanlık sebebiyle beylerbeylik
verilmiştir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Rehber
Ansiktopedesi; cild-3, sh. 224
2) Kâmûs-ül-alâm;
cild-3, sh. 1801
3) Osmanlı Deniz
Harp Târihi; cild-2, sh. 252
4) Osmanlı Târihi
Kronolojisi: cild-4, sh. 71
5) Târih dünyâsı;
cild-2, sh. 724
6) Osmanlı Târihi
(Uzunçarşılı) cild-1, kısm-2, sh. 446
7) Menâkıb-ı
Gazâvat-ı Cezâyirli Kaptan Hasan Paşa (Es’ad Efendi kısmı; No: 2419)
8) İstanbul
Çeşmeleri; cild-2. sh. 124, 130, 135
Cezâyirli Hasan Paşa, kapdân-ı derya
olduğu ilk zamanlarda, 1768-1770 seneleri arasında vuku bulan Osmanlı-Rus savaşı
devam ediyordu. Rusların Akdeniz’e gönderdikleri Baltık donanması, İngiliz
donanması ile takviye görerek, önce Osmanlı donanması ile çarpışmış, fakat bu
çarpışmada kesin bir netice alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın Koyun Adaları
civarında yapılan ikinci bir savaşta asıl muhârebe, Hasan Paşa’nın kalyonu ile
Rus amirali Spiridov’un gemisi arasında oldu. Hasan Paşa Rus gemisinin kendi
kalyonuna yanaştığı bir sırada, birkaç çarmıh halatını kestirip, her ipe
salıncak gibi birkaç Türk cengâveri yapışıp, otuz kadar yiğit ile birlikte Rus
gemisine atlamıştır. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında
Hasan Paşa bir kurşun yarası almışsa da, belli etmeden bir müddet daha ceng
ettikten sonra leventleriyle beraber kendi gemisine geçmiştir. Bu beklenmiyen
baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telâşa kapılarak kendi cephaneliklerini
ateşlemişler, ateş Türk gemisine sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başlamıştı.
Gemide kalmanın imkânsız hâle gelmesi üzerine Hasan Paşa yatağanını ağzına
alarak beraberindekilerle denize atlamış, bir tahta parçasına tutunarak kıyıya
doğru giderlerken kıyıdan gönderilen bir kayıkla kurtarılmışlardır. Hasan
Paşa’ya gösterdiği bu kahramanlık sebebiyle beylerbeylik
verilmiştir.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Rehber
Ansiktopedesi; cild-3, sh. 224
2) Kâmûs-ül-alâm;
cild-3, sh. 1801
3) Osmanlı Deniz
Harp Târihi; cild-2, sh. 252
4) Osmanlı Târihi
Kronolojisi: cild-4, sh. 71
5) Târih dünyâsı;
cild-2, sh. 724
6) Osmanlı Târihi
(Uzunçarşılı) cild-1, kısm-2, sh. 446
7) Menâkıb-ı
Gazâvat-ı Cezâyirli Kaptan Hasan Paşa (Es’ad Efendi kısmı; No: 2419)
8) İstanbul
Çeşmeleri; cild-2. sh. 124, 130, 135


Yorumlar
Yorum Gönder