CEMÂLEDDÎN AKSARÂYÎ
(ö. 791/1388-89 [?])
Osmanlılar’ın ilk devrinde yetişen tefsir, lugat, edebiyat ve tıp âlimi.Cemâleddin Aksarâyî’nin tasvir edildiği bir minyatür (Taşköprizâde, eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye, TSMK, Hazine, nr. 1263, vr. 19a)Murâd-ı Hüdâvendigâr devrinin büyük
âlim ve evliyâsı. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Fahreddîn Râzî,
lakabı Cemâleddîn’dir. Aksaray’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası
büyük İslâm âlimi Tefsîr-i
kebîr sahibi
Fahreddîn-i Râzî’nin (r. aleyh) torunlarından, vaiz Muhammed Efendi’dir.
Fahreddîn-i Râzî’nin aile şeceresi hazret-i Ebû Bekr ile hazret-i Ömer’e (r.
anhüm) ulaşmaktadır. Cemâleddîn-i Aksarâyî, 1388 (H. 791) târihinde Aksaray’da
vefât etti. Ervâh kabristanındaki dergâhına defnedildi.
Cemâleddîn Aksarâyî, babasından ve
zamanının meşhur âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara Amasya kâdılığı ve Dârül ilm
müderrisliği yaptı. 1366 yılında Amasya kazaskeri Pîr Nizâmeddîn’in vefâtı
üzerine yerine tâyin edildi. Daha sonra o zaman Karamanoğullarının elinde
bulunan Konya’ya gelip yerleşti. Karamanoğlu Halîl Beyzade Alâaddîn Bey,
Cemâleddîn Aksarâyî’yi Konya kâdılığına tâyin etti. Karaman’da Alâaddîn Bey’in
hanımı Murâd-ı Hüdâvendigâr’ın kızı Melek Hâtun’un, Hâtuniye Medresesi için 1382
(H. 787) yılı Rebîul-evvel ayının ortalarında tanzim edilen vakfiyesinde; “Bu
tesbit ve tescili, kâdıların, hâkimlerin ve vâlilerin en âdili, en büyüğü Konya
şehri hâkimi (kadısı) Muhammed oğlu Mevlânâ Muhammed Cemâleddîn Muhammed yaptı.
Allahü teâlâ onun himaye ve yardımını bize ve bütün müslümanlara kılsın”
denilmekte, büyük âlim, milletin ve dînin süsü, kâdıların, vâlilerin en âdili,
zamanının büyüğü şeklinde medhedilmektedir.
Konya kâdılığından sonra, Aksaray’a
gelen Cemâleddîn Aksarâyî (r. aleyh), Zincirli-İncirli Medresesi müderrisliğine
tâyin edildi. Evinden medreseye atla giderdi. Giderken at üzerinde ders verir,
bu sebeble etrafını talebeler sarardı. Yürürken ders öğrenenlere Meşşâiyyûn
(yürüyenler) denildi. İkinci kısım talebeler medresenin kapısında beklerler,
orada ders alırlardı. Bunlara da Revâkıyyûn denildi. En üst seviyedeki asıl
talebeleri medresenin içinde ders görürlerdi. Cemâleddîn Aksarâyî vefâtına kadar
Zincirli-İncirli Medresesi’nde müderrislik yaptı ve çok talebe yetiştirdi.
Yetiştirdiği talebelerin en meşhuru Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhülislâmı ve
büyük âlimi Molla Fenârî hazretleridir. Büyük kelâm âlimi, mütehassıs Seyyid
Şerîf Cürcânî (r. aleyh) de onun ilim ve feyzinden istifâde için Anadolu’ya
geldi. Fakat Aksaray’a gelmeden Cemâleddîn Aksarâyî hazretleri vefât etmişti.
Bunun üzerine Seyyid Şerîf Cürcânî, Molla Fenârî hazretleri ile birlikte Mısır’a
gidip Ekmelüddîn Bâbertî’den ders aldı.
Cemâleddin Aksarâyî’nin Şerḥu’l-Îżâḥ adlı eserinin müellif hattı nüshasının ilk sayfası (Süleymaniye Ktp., İbrâhim Paşa, nr. 1020)
Fazîletli, kâmil, zühd ve takva
sahibi, aklî ve şer’î ilimlere vâkıf olan Cemâleddîn Aksarâyî hazretleri, pek
çok kitap yazıp şerhler yaptı. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1-
Şerh-ül-îzâh:
Arapça bir eser olup, iki cilddir. Cemâleddîn Aksarâyî bunun hakkında; “Bu
belagat ve meânî ilmi hakkında bir kitaptır” demektedir.
2-
Telhis: Meânî ve
beyân ilmini anlatır. 3- Şerhu înnallâhe haleka Âdem, 4- Hadîs-i
Erbain, 5- Mecmûa-ül-Bahreyn Haşiyesi, 6- Mültekâ
Haşiyesi, 7- Hall-ül-mu’cez: Tıb kitabı şerhidir. 8- Şerh-i Lübâb
Keşf-il-i’râb, 9- Ahlâk-i Cemâli: Ahlâk ilmine dâir bir eser olup,
sultan Yıldırım Bâyezîd Han’a hediye ettiği Osmanlı müelliflerinde
bildirilmektedir. 10- El-Gâyet-ül-Kusvâ şerhi, 11- Şerh-i
müşkilât-ül-Kur’ân-i kerîm ve Şerh-i Müşkilât-il-ehâdîs, 12- Kitâb-ül-es’ileti
vel-ecvibe, 13- Beydâvî tefsiri hâşiyesi.
Cemâleddîn Aksarâyî’nin türbesinin
yanında Ervâh kabristanında bir zaviyesi vardı. Kabristanın güneyindeki kapı
civarında büyük hanlar ve kervansaraylar mevcuttu. Hacı namzetleri buradan
uğurlanırdı. Aksaray, Osmanlı sınırları içine girdikten sonraki vakıf
defterlerinde bu zaviyeden bahsedilmektedir.
Cemâleddîn Aksarâyî (r. aleyh)
zaviyesini Karamanoğulları zamanında yaptırmış ve Karamanoğlu İbrâhim Bey de
vakfının yürürlüğü hakkında berât vermiştir.
Şimdi zaviye olmayıp, kabrin kıble
tarafına kubbeli iki taş oda yapılmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Fevâid-ül-behiyye; sh.
191
2) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-11, sh.
192
3) Şakâyık-ı nu’mâniyye tercümesi; sh.
40
4) Esmâ-ül-müellifîn; cild-2, sh.
166
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-3, sh.
1832
6) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-10, sh.
56
7) Aksaray Târihi; cild-2, sh.
1452
8) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
291
Murâd-ı Hüdâvendigâr devrinin büyük
âlim ve evliyâsı. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Fahreddîn Râzî,
lakabı Cemâleddîn’dir. Aksaray’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası
büyük İslâm âlimi Tefsîr-i
kebîr sahibi
Fahreddîn-i Râzî’nin (r. aleyh) torunlarından, vaiz Muhammed Efendi’dir.
Fahreddîn-i Râzî’nin aile şeceresi hazret-i Ebû Bekr ile hazret-i Ömer’e (r.
anhüm) ulaşmaktadır. Cemâleddîn-i Aksarâyî, 1388 (H. 791) târihinde Aksaray’da
vefât etti. Ervâh kabristanındaki dergâhına defnedildi.
Cemâleddîn Aksarâyî, babasından ve
zamanının meşhur âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara Amasya kâdılığı ve Dârül ilm
müderrisliği yaptı. 1366 yılında Amasya kazaskeri Pîr Nizâmeddîn’in vefâtı
üzerine yerine tâyin edildi. Daha sonra o zaman Karamanoğullarının elinde
bulunan Konya’ya gelip yerleşti. Karamanoğlu Halîl Beyzade Alâaddîn Bey,
Cemâleddîn Aksarâyî’yi Konya kâdılığına tâyin etti. Karaman’da Alâaddîn Bey’in
hanımı Murâd-ı Hüdâvendigâr’ın kızı Melek Hâtun’un, Hâtuniye Medresesi için 1382
(H. 787) yılı Rebîul-evvel ayının ortalarında tanzim edilen vakfiyesinde; “Bu
tesbit ve tescili, kâdıların, hâkimlerin ve vâlilerin en âdili, en büyüğü Konya
şehri hâkimi (kadısı) Muhammed oğlu Mevlânâ Muhammed Cemâleddîn Muhammed yaptı.
Allahü teâlâ onun himaye ve yardımını bize ve bütün müslümanlara kılsın”
denilmekte, büyük âlim, milletin ve dînin süsü, kâdıların, vâlilerin en âdili,
zamanının büyüğü şeklinde medhedilmektedir.
Konya kâdılığından sonra, Aksaray’a
gelen Cemâleddîn Aksarâyî (r. aleyh), Zincirli-İncirli Medresesi müderrisliğine
tâyin edildi. Evinden medreseye atla giderdi. Giderken at üzerinde ders verir,
bu sebeble etrafını talebeler sarardı. Yürürken ders öğrenenlere Meşşâiyyûn
(yürüyenler) denildi. İkinci kısım talebeler medresenin kapısında beklerler,
orada ders alırlardı. Bunlara da Revâkıyyûn denildi. En üst seviyedeki asıl
talebeleri medresenin içinde ders görürlerdi. Cemâleddîn Aksarâyî vefâtına kadar
Zincirli-İncirli Medresesi’nde müderrislik yaptı ve çok talebe yetiştirdi.
Yetiştirdiği talebelerin en meşhuru Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhülislâmı ve
büyük âlimi Molla Fenârî hazretleridir. Büyük kelâm âlimi, mütehassıs Seyyid
Şerîf Cürcânî (r. aleyh) de onun ilim ve feyzinden istifâde için Anadolu’ya
geldi. Fakat Aksaray’a gelmeden Cemâleddîn Aksarâyî hazretleri vefât etmişti.
Bunun üzerine Seyyid Şerîf Cürcânî, Molla Fenârî hazretleri ile birlikte Mısır’a
gidip Ekmelüddîn Bâbertî’den ders aldı.
Fazîletli, kâmil, zühd ve takva
sahibi, aklî ve şer’î ilimlere vâkıf olan Cemâleddîn Aksarâyî hazretleri, pek
çok kitap yazıp şerhler yaptı. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1-
Şerh-ül-îzâh:
Arapça bir eser olup, iki cilddir. Cemâleddîn Aksarâyî bunun hakkında; “Bu
belagat ve meânî ilmi hakkında bir kitaptır” demektedir.
2-
Telhis: Meânî ve
beyân ilmini anlatır. 3- Şerhu înnallâhe haleka Âdem, 4- Hadîs-i
Erbain, 5- Mecmûa-ül-Bahreyn Haşiyesi, 6- Mültekâ
Haşiyesi, 7- Hall-ül-mu’cez: Tıb kitabı şerhidir. 8- Şerh-i Lübâb
Keşf-il-i’râb, 9- Ahlâk-i Cemâli: Ahlâk ilmine dâir bir eser olup,
sultan Yıldırım Bâyezîd Han’a hediye ettiği Osmanlı müelliflerinde
bildirilmektedir. 10- El-Gâyet-ül-Kusvâ şerhi, 11- Şerh-i
müşkilât-ül-Kur’ân-i kerîm ve Şerh-i Müşkilât-il-ehâdîs, 12- Kitâb-ül-es’ileti
vel-ecvibe, 13- Beydâvî tefsiri hâşiyesi.
Cemâleddîn Aksarâyî’nin türbesinin
yanında Ervâh kabristanında bir zaviyesi vardı. Kabristanın güneyindeki kapı
civarında büyük hanlar ve kervansaraylar mevcuttu. Hacı namzetleri buradan
uğurlanırdı. Aksaray, Osmanlı sınırları içine girdikten sonraki vakıf
defterlerinde bu zaviyeden bahsedilmektedir.
Cemâleddîn Aksarâyî (r. aleyh)
zaviyesini Karamanoğulları zamanında yaptırmış ve Karamanoğlu İbrâhim Bey de
vakfının yürürlüğü hakkında berât vermiştir.
Şimdi zaviye olmayıp, kabrin kıble
tarafına kubbeli iki taş oda yapılmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Fevâid-ül-behiyye; sh.
191
2) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-11, sh.
192
3) Şakâyık-ı nu’mâniyye tercümesi; sh.
40
4) Esmâ-ül-müellifîn; cild-2, sh.
166
5) Kâmûs-ül-a’lâm; cild-3, sh.
1832
6) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-10, sh.
56
7) Aksaray Târihi; cild-2, sh.
1452
8) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh.
291


Yorumlar
Yorum Gönder