AŞÎRET MEKTEB-İ HÜMÂYÛNU
AŞÎRET MEKTEB-İ HÜMÂYÛNU
İkinci Abdülhamîd Han tarafından,
1892 (H. 1310) senesinde Osmanlı Devleti’ne mensub aşîret çocuklarının eğitimi
için İstanbul’da açılan mekteb. Bu teşebbüs; İkinci Abdülhamîd Han’ın devletin
Türk olmayan unsurlarını kendilerine sâhib ve dış tahriklerden uzak tutmak ve
bilhassa Osmanlı Devleti’ne bağlı bulundurmak için uyguladığı fevkalâde
teşebbüslerinden biridir.
Saraya bağlı halka açık bulunmayan
ve özel bir eğitim müessesesi olan mektebe, önce Arap aşiretlerinden çocuklar
alındı. Sonradan Doğu Anadolu ve Arnavutluk bölgelerindeki aşîret çocukları ile
zamanla bütün aşiretlerin çocukları alınıp eğitildiler.
Aşîret mektebinin kuruluş gayesi,
Osmanlı Devleti sınırları dahilindeki Arab ve diğer aşîret reislerinin
çocuklarını İstanbul’da sarayın nezâreti ve himâyesi altındaki bir mektebde
toplayıp, onlara Türkçe öğretmek, eğitim ve öğretimleri te’min ederek; Hilâfete
ve Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını arttırmak, ayrıca, eğitilmiş olarak kendi
bölgelerine döndüklerinde, devlet için faydalı hizmetlerde bulunmalarını te’min
etmekti.
On sekizinci ve on dokuzuncu
asırlarda, Avrupa’nın başta gelen devletleri, Osmanlı Devleti sınırları
dışındaki İslâm memleketlerinde siyâsî ve ekonomik bir hâkimiyet ve sömürgeler
kurmuşlar, Osmanlı Devleti’ni parçalamak faaliyetleri çerçevesinde, Türk olmayan
unsurları tahrik ederek devletten koparmak, siyâsî ve iktisadî hâkimiyet kurmak
istiyorlardı. Nitekim Fransızlar, 1830’da Cezâyir’e; 1878’de Ruslar; Kars,
Ardahan ve Batum’a, 1882’de İngilizler Mısır’a kuvvetlerini yerleştirmişlerdi.
Diğer taraftan, Balkanların büyük bir bölümü Osmanlı Devleti’nden ayrılmış
durumda idi. Diğer önemli bir husus da Avrupa devletleri Duyûn-i umûmiye
vasıtasıyla Osmanlı Devleti’ni mâlî yönden yıpratıp, gün geçtikçe siyâsî
nüfuzlarını artırıyorlardı.
Bilhassa İngilizlerin menfâat
sağladığı Arab memleketlerinde durum tehlikeli bir hâl almıştı. Sultan İkinci
Abdülhamîd Han, bütün İslâm beldelerinde Halîfe-i müslimîn sıfatıyla sevilip
sayılıyordu. Gösterilen bu bağlılık ise, İngilizlerin sömürüleri için önemli bir
engel teşkil ediyordu. Bu durumu ortadan kaldırmak için, Pâdişâh’ın İslâm
dünyasındaki nüfuzunu kırmak istiyorlardı. Bu bakımdan İngilizler, Arabların
yaşadığı bölgelerin Osmanlının elinden çıkması için kesif faaliyetlere
başladılar. Vehhâbîliğin ortaya çıkarılması, Arablar arasında kavmiyetçilik
duygularının tahrik edilmesi, Bağdâd ve Hicaz demiryollarının kontrol altına
alınmak istemesi gibi hâdiseler bunlardan bâzılarıdır.
Bu durum karşısında İkinci
Abdülhamîd Han, aşiretlerin yoğun ve hâkim oldukları bölgeleri korumak, bu
bölgelerin reislerinin ve ağalarının çocuklarını Osmanlı kültürü ve terbiyesi
ile yetiştirerek devlete ve saltanata bağlamak için aşîret mektebini açtı.
Bu teşebbüste önemli bir maksad da
dînîdir. 1878 senesinde yapılan Berlin Andlaşması ile hıristiyan tebeanın büyük
bir kısmı Osmanlı Devleti’nden ayrılmıştı. Dolayısıyla devletin müslüman tebeası
ekseriyet hâline gelmişti. Müslümanlar arasında kuvvetli bir birliğin kurulması,
Osmanlı Devletinin hıristiyan Avrupa karşısında daha güçlü olmasını
sağlayacaktı. Bu sebeble mektebde yetişecek müslüman aşîret reislerinin
çocukları, halîfeye ve Osmanlı Devleti’ne ısındırılarak, Avrupa devletlerinin
Araplar arasındaki tahrik ve propagandaları te’sirsiz bırakılacaktı.
Aşîret mektebinin kuruluşunda bir
diğer sebeb de idarîdir, Abdülhamîd Han, merkezî idarenin kontrolünden
uzaklaşmış aşiretleri yeniden kontrol altına alarak, dağınık devlet otoritesini
merkezî bir hâle sokmak istedi. Zaman zaman devlete karşı iç isyânlar ve
karışıklıklar çıkmasına sebeb olan aşiretleri kontrol altına almak,
bağlılıklarını sağlamak, bu ince siyâsî düşüncenin tatbiki ile mümkün oldu.
Bütün bu sebebler neticesinde Aşîret
mektebinin açılması kararlaştırılmış ve 5 Temmuz 1892 tarihli bir ferman ile
kurulması için meârif nezâretine ve öğrenci te’mini için vilâyetlere
bildirilmiştir. 20 Temmuz 1892’de Nizâmnâmesi, programı hazırlanan aşîret
mektebi 4 Ekim 1892’de Esma Sultan’ın oturduğu Kabataş’taki sarayda eğitim ve
öğretime açıldı. Mektebe talebe olarak; Haleb, Bağdâd, Suriye, Musul, Basra,
Diyârbekir, Trablusgarb vilâyetlerinden ve Kudüs, Bingâzi ile Zor sancaklarından
dörder talebe alındı. Bu çocukların kabiliyetli ve muteber ailelerin çocukları
olması ve 12 ile 16 yaş arasından seçilmesi şart koşuldu. Bunlar fevkalâde bir
İhtimamla yetiştirildiler. Daha sonraki senelerde sayıları artırıldı.
İki yıllık öğretim programı daha
sonra beş yıla çıkarılmıştır. Kur’ân-ı kerîm, fıkıh, ilmihâl gibi din bilgileri
yanında; zamanın fen bilgileri, Fransızca, Türkçe, coğrafya, târih, edebiyat ve
askerî dersler okutulmuştur.
Bu mektepde yetişen aşîret
çocukları, aşiretlerine döndükleri ve aşîret reîsi olduklarında, aşîretlerinin
Osmanlı Devleti’ne sadâkatini te’min ettiler. Aşîret mektebi 1907 senesinde o
günkü siyâsî fikir ve akımların te’sirine girmesi sebebiyle kapatıldı.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Meârif-i Umûmiyye Nezâreti Târihçe-i
Teşkilât ve icrâatı (M. Cevat, İstanbul-1338); sh. 338
2) Türkiye Meârif Târihi; (D. Ergin); cild-3,
sh. 1180
3) Sultan II. Abdülhamîd’in Doğu Anadolu
Politikası: sh. 97
Yorumlar
Yorum Gönder