ÂŞIK PAŞAZÂDE
ÂŞIK PAŞAZÂDE
(ö. 889/1484’ten sonra)
Osmanlı tarih yazarı.
On beşinci asır Osmanlı
tarihçilerinden. İsmi, Ahmed bin Şeyh Yahyâ bin Selmân’dır. 1400 senesinde
Amasya’nın Elvan Çelebi köyünde doğdu. Âşık Paşa’nın neslinden geldiği için
Âşıkpaşazâde ismiyle tanınmıştır. Hayâtı hakkında fazla bir bilgiye kaynaklarda
rastlanamamıştır. Kendi ismi ile anılan eserinden elde edilen bilgilere göre,
Fetret devrinde, Çelebi sultan Mehmed Han’ın Mûsâ Çelebi’ye karşı gönderdiği
orduya katıldı. Yolda hastalanarak Geyve’de ilk yazılı Osmanlı târihinin
müellifi olan Yahşi Fakih’in evinde istirahat için kaldı. Bu istirahatı
sırasında Yahşi Fakih’in eserini okuma fırsatını elde etti.
Yine târihinden anlaşıldığına göre,
Âşıkpaşazâde Anadolu ve Rumeli’de bir çok seferlere katılmıştır. 1437 senesinde
hac için çıktığı yolculukta Konya Sadreddîn-i Konevî Tekkesi’nde bulunan şeyh
Abdullah Makdisî’deri manevî ilimleri öğrendi. Mısır’da Seyyid Ebü’l-Vefâ
hazretlerinin derslerinde bulundu. 1438 senesinde hacdan döndükten sonra, Rumeli
sancak beylerinden İshak Bey’in himayesine girdi ve Üsküp’e giderek birlikte
akınlara katıldı. Aynı sene sultan İkinci Murâd Han’ın Macaristan seferinde
bulundu ve sefer dönüşü Edirne’ye yerleşti. 1448 senesinde yapılan İkinci Kosova
savaşına da iştirak eden Âşıkpaşazâde yaşlılığına rağmen muhârebe meydanında
kahramanca ceng etmiştir.
1453 İstanbul fethinde zamanın
evliyâsı ile birlikte hâzır bulundu. Fetihten sonra İstanbul’a yerleşerek talebe
yetiştirmekle uğraştı. 1457’de Fâtih Sultan Mehmed Han’ın oğulları Bâyezîd ile
Mustafa’nın Edirne’de yapılan sünnet merasiminde davetli olarak hazır bulundu ve
Sultân’ın ihsânına nail oldu. Aynı sene Sultan’la birlikte Ballıbadra seferine
katıldı. Seksen yaşından sonra, meşhur târih kitabını yazmaya başladı. Vefât
târihi bilinmeyen Âşıkpaşazâde, doksan yaşlarında iken İstanbul’da vefât etti.
Kabri, kuvvetli ihtimâle göre kendisinin yaptırdığı Âşıkpaşazâde Câmii’nin
bahçesinde bulunmaktadır.
Âşıkpaşazâde’ye eserini yazma fikri,
ilk defa Yahşî Fakih’in evinde geldi. Ankara savaşına kadar olan kısmı, Yahşî
Fakih’in eserinden aktarmıştır. Geri kalan kısmı da bizzat duyup gördüğü şekilde
yazmıştır. Eser ilk defa İstanbul Arkeoloji Müzesi kitaplığındaki nüsha esas
alınarak 1914’de İstanbul’da yayınlandı. Daha sonra tenkitli ve on bir nüshası
karşılaştırılarak 1928-29’da tekrar neşredildi.
Menâkıb adını verdiği târihi Âşıkpaşazâde
Târihi ismiyle meşhurdur. Açık ve anlaşılır bir dille yazılan eserin,
devrinin sosyal, psikolojik hayâtını, îmanlı ve mefkûreci ruhunu kuvvetle
aksettiren bir hususiyeti vardır. Tertip ve üslûb bakımından devrinin hikâye ve
siyer kitaplarına benzemektedir. Eserin muhtelif yerlerine sık sık ilâve edilen
manzum parçalar, san’at bakımından değer taşımaz. Eserin en son baskısı H. Nihal
Atsız tarafından yapılmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Âşıkpaşazâde Târihi (Âli Bey, İstanbul
1332)
2) Resimli Türk Edebiyatı; cild-1, sh.
498
3) Rehber Ansiklopedisi; cild-2, sh.
45
4) Türk Klâsikleri; cild-2, sh.
308
Yorumlar
Yorum Gönder