AKABE MESELESİ
AKABE MESELESİ
İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne
karşı çıkardığı siyâsî bir anlaşmazlık. Akabe, Kızıldeniz’in kuzey-doğusunda ve
Akabe körfezi ucunda bir kasabadır. Akabe mes’elesi İkinci Abdülhamîd Han
zamanında 1906’da ortaya çıktı.
Pâdişâh’ın İslâm ülkelerindeki
nüfuzu, müslümanların en büyük ve en sinsî düşmanı olan İngiltere’yi çok
endişelendiriyordu. Çünkü, sömürdüğü topraklarda yaşayan insanların ekserisi
müslüman idi. Bu bakımdan sömürgelerine ve diğer zulümlerine son verilmesinden
endişeli idi. Tek Çâre Osmanlı sultânının nüfuzunu sarsmak ve Osmanlı Devleti’ne
bağlı bölgelerde isyân çıkarmayı planlamaktı. Bu iş için en müsait bölge olarak
Arab yarımadası ve burada yaşayan halkı görüyordu. Çünkü bir kısım Arabları bazı
hâinlerin yardımıyla ifsâd etmişti. Burayı Osmanlı hâkimiyetinden ayırmak, Arab
âlemini Osmanlı’ya karşı ayaklandırmak, halîfe-i müslimîne karşı önemli bir
darbe olacaktı. Casuslarını ve diğer güçlerini bu uğurda seferber etti. Bu
çılgın mücâdelenin en can alıcı noktaları Arab yarımadasının iki tarafında
bulunuyordu. Biri Basra körfezinin kuzeyindeki Kuveyt limanı, diğeri de
Kızıldeniz’in kuzeydoğusundaki Akabe körfezinin yukarı ucunda bulunan Akabe
kalesi idi. Abdülhamîd Han, bu iki noktadan birincisinde İslâm âlemini
Hindistan’a kadar birbirine bağlayan Bağdâd demiryolunu, ikincisinde de Hicaz
demiryolunu yaptırdı. Hicaz demiryolu da Akabe körfezi vasıtasıyla Kızıldeniz’e
doğru bir kapı durumunda idi. Bu iki mühim noktadan birincisinde İngilizlerin
Osmanlı’ya karşı mücâdelesi mahallî idarecileri desteklemek suretiyle,
ikincisinde ise doğrudan doğruya oldu.
Abdülhamîd Han, Hicaz demiryolunu
yaptırırken, emniyeti bakımından yolun denizle temas eden noktasını kontrol
altında tutmak için Akabe kalesine Rüşdî Paşa komutasında iki tabur asker
gönderdi (15 Şubat 1906). Hindistan yolunu ve oradaki sömürgelerini emniyet
altına almak için 1882 yılında Mısır’ı işgal eden İngilizler ise, Akabe
kalesinin Osmanlı kontrolünde olmasını protesto ederek, harp tehdîdine baş vurup
boşalttırmak istediler. Hattâ ültimatomun peşinden Akabe körfezine bir de savaş
gemisi gönderdiler. İngiltere, verdiği ültimatomda, on gün içinde Sina
yarımadasının boşaltılmasını istiyordu. Abdülhamîd Han ise, bu ültimatoma karşı
İngiltere’nin Mısır üzerinde bir hakkı bulunmadığını, işgalinin kanunsuz
olduğunu belirterek, yeni sınırın sâdece Türk ve Mısır subaylarından meydana
gelen bir komisyon tarafından tesbit edilebileceğini bildirdi. Abdülhamîd Han’ın
bu cesûrâne hareketi, İslâm âleminde büyük te’sir uyandırdı. İngilizler de
halîfe-i müslimînin üzerine daha fazla varmayı menfeatlerine ters buldular.
Netîcede Mısır ve Osmanlı subaylarından kurulan komisyon sekiz maddelik bir
protokol tesbit etti. Buna göre, sınır, Akabe körfezinin batısındaki Tâbe’den
başlayıp Akdeniz sahilindeki el-Ariş’e kadar uzanıyordu. Böylece Akabe, Osmanlı
Devleti’ne kaldı.
Menfeat sebebiyle devamlı karşı
karşıya gelen Avrupa devletleri arasında, yirminci asrın başında bir gruplaşma
başlamıştı. İngiltere, Fransa ve Rusya üçlü bir ittifak kurmuşlar; bunlara karşı
da Almanya, Avusturya ve İtalya birleşerek üçlü bir ittifak içine girmişlerdi.
Bütün bunlar yakında bir cihân harbinin yapılacağını hissettiriyordu. Abdülhamîd
Han ise, devletini bu gruplaşmaların dışında tutuyor sâdece İngilizlere karşı
Almanlara biraz güler yüz gösteriyordu.
Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın
üstün siyâseti karşısında, İngilizlerin İslâm memleketlerinde sürdürmek
istedikleri emperyalizm, Akabe Mes’elesinde başarıya ulaşamadı. Ancak
İngilizlerin faaliyetleri ile asrın en siyâsî pâdişâhı iç ve dış düşmanlarının
her türlü hücumlarına mâruz kaldı ve tahttan indirildi (Bkz. Abdülhamîd Han-ll).
Abdülhamîd Han’ın iş başından uzaklaştırılması ile Osmanlı Devleti’nin başına
geçen idareciler, memleketi hızla parçalanmaya sürüklediler. Balkan harbinin
peşinden Birinci dünyâ harbine girdiler, İngilizler de, Osmanlı’nın savaşa
girmesini fırsat bilip, 3 Kasım 1914’de Akabe kale ve limanını topa tutarak
şehri işgal etti.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) İstiklâl ve Hürriyet Mücâdeleleri Târihi;
cild-16, sh. 9057
2) Büyük Türkiye Târihi; cild-7, sh.
205
3) Îzahlı Osmanlı Târihi Kronolojisi; cild-4,
sh. 35
4) Eshâb-ı Kiram; sh.
296
5) Peygamber Gölgesinde Son Türkler; sh. 129,
131
6) Es-Sultan Abdülhamîd-i Sânî (Orhan Muhammed
Ali); sh. 266
Yorumlar
Yorum Gönder