AHÎ AHMED ÇELEBİ
(ö. 930/1524)
Fâtih, II. Bayezid, Yavuz ve Kanûnî devirlerinde yaşayan ve iki defa hekimbaşılık yapan bir Türk tabibi.
Ahî Çelebi Mehmed’in yaptırdığı Yemiş İskelesi’ndeki Kanlı Fırın Camii – Fatih/İstanbul
Osmanlılar devrinde yetişen ünlü tıb
âlimi. İsmi, Muhammed bin Kemâl’dir. Ahî Çelebi diye meşhur olmuştur. Doğum yeri
ve târihi bilinmemektedir. Babası tarafından yetiştirilerek iyi bir tahsîl
gördü. Yirmi sekiz yaşında iken babası ile birlikte İstanbul’a geldi. Babası,
Fâtih Sultan Mehmed Han’ın hekimleri arasında yer aldı. Babasının vefâtından
sonra. Hekim Kutbuddîn ve Altuncuzâde’nin derslerine devam etti. Bir çok
araştırmalar yaparak daha önceki doktorların bulamadıkları ilâçları keşfetti.
Âhî Çelebi, önce Fâtih Sultan
Mehmed’in yaptırdığı dârüşşifânın başhekimliğine tâyin edildi, ikinci Bâyezîd,
hassa emîni olarak tâyin edip, saraya alarak özel tabiblik makamına getirdi.
Hâdiseleri çok güzel anlatmasından dolayı Pâdişâh onun sohbetlerini çok severdi.
Kendisini çekemeyenlerin uydurduğu bâzı yalanlar üzerine vazifeden azl edildi.
Fakat doğruyu öğrenen Sultan, eski vazifesine iade etti ve İstanbul’daki
vazîfeli tabiblerin reîsületibbâsı yâni başhekîmi olarak görevlendirildi. Bir
çok iltifat ve ihsânlara kavuştu.
Yavuz Sultan Selîm Han, pâdişâh
olunca, Ahî Çelebi’yi bir müddet vazifesinden uzaklaştırıp, daha sonra tekrar
eski vazîfesine tâyin etti, ona hürmet gösterdi. Kânûnî Sultan Süleymân’ın
saltanatının ilk senelerinde hacdan dönerken, 1523 senesinde, doksan yaşını
aşkın olarak, Mısır’da vefât etti ve İmâm-ı Şafiî hazretlerinin kabri yakınında
defnedildi. Ahî Çelebi, bilhassa üroloji üzerine çalışmıştır. Böbrek ve idrar
torbasında meydana gelen taşlarla ilgili Risâle-i
Hâsât-ül-kilye vel-Mesâne adlı eserini yazmıştır. Eser tedâvî için
tabiî ilâçları, özellikle şifalı sularla banyoyu tavsiye etmiştir. Ayrıca, İbn-i
Nefîs’in Arabça el-Mûcez adlı bir tıb kitabını da Türkçe’ye
tercüme etmiştir.
Ahî Çelebi, tabibliği yanında hayır
sâhibi idi. İstanbul Yemiş İskelesi yakınlarında bir câmi yaptırıp, etrafındaki
dükkânları ve Unkapanı’ndaki dükkân ve depolarının kira gelirlerini bu câmiye
vakf eyledi. Edirne’de bir medrese, mekteb ve kendi adıyla meşhur hamamı
yaptırdı. Çorlu’ya bağlı üç, Hayrabolu’ya bağlı üç, Çelebi çiftliği diye meşhur
olan yirmi üç ve Anadolu’daki Şibli kazasına bağlı on bir köyün kendisine âit
gelirini bu medrese ve mektebe vakf eyledi. Arazilerden elde edilen mahsûllerin
fazlasının Medîne-i münevvere fukarasının ihtiyâçlarını te’min etmek üzere
gönderilmesini şart koştu.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye tercümesi (Mecdî
Efendi); sh. 423
2) Osmanlı Müellifleri; cild-3, sh.
249
3) Osmanlı Târihi (İ. H. Uzunçarşılı); cild-2,
sh. 600
4) Rehber Ansiklopedisi; cild-1, sh.
114
5) Sicilli Osmânî; cild-4, sh.
109
6) Tıb Târihi (Süheyl Ünver, İstanbul-194);
sh. 166
7) Şakâyık-ı Nu’mâniyye (Tasköprüzâde,
Beyrut-1975); sh. 256
8) Osmanlı İmparatorluğu’nda Fen ilimleri ve
Yetişen Bilginler (Nuri Çalışkan, Yayınlanmamış öğretim Üyeliği tezi,
Samsun-1981); sh. 127

Yorumlar
Yorum Gönder