ABDÜLHAKİM ARVÂSÎ
ABDÜLHAKİM ARVÂSÎ
(1865-1943)
Nakşibendî-Hâlidî şeyhi.
Seyyid Abdullah Arvâsî’nin büyük
oğlu. Nesebi; Abdurrahîm bin Abdullah bin Muhammed bin Şehâbeddîn bin İbrâhim
bin Cemâleddîn bin Kemâleddîn bin Muhammed bin Kâsım Bağdadî’dir.
Seyyid Abdurrahîm, Van’ın Arvas
köyünde babalarının medresesinde okudu, onların sohbetleriyle olgunlaştı.
Zamanın aklî ve naklî ilimlerinde söz, tasavvufda ise hâl sahibi meşhur bir velî
oldu. Şöhreti her tarafa yayılıp, dillerde söylenmeye başlandı.
1785 (H. 1199) senesinde,
Doğubâyezîd’deki meşhur sarayın banisi Çıldıroğullarından İshak Paşa, Seyyid
Abdürrahîm’i davet etti. Alim ve velîlere pek kıymet veren İshak Paşa, ilim
erbabı bir zât idi. Onların meclislerine katılmaktan zevk alırdı. Seyyid
Abdurrahîm, İshak Paşa’nın davetini kabul edip, Doğubâyezîd’e gitti. Bölge halkı
şiîliğe meyilli idi. Orada Ehl-i sünnet itikadının yayılması için çalıştı. Uzun
münazaralardan ve mücâdelelerden sonra sapık şii fırkasının bozukluğunu herkese
kabul ettirdi. Halk, Ehl-i sünnet olup huzura kavuştuğu gibi, aralarındaki
ayrılık ve düşmanlıklar da son buldu ve fitne söndürüldü.
Seyyid Abdurrahîm, bu gayretinin
yanısıra naklî ve tasavvufî ilimleri de öğretiyor, insanların ebedî saadete
kavuşması için bütün gücünü harcıyordu. Talebelerine Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
hazretlerinin Mesnevî’sini okuttuğu bir sırada, onu dinleyen
bir İranlı ayağa kalkıp, Mevlânâ’yı ve Mesnevî’yi kötülemek maksadıyla; “Ne
okuyorsunuz?” diye sordu. Seyyid Abdurrahîm; “Mesnevi okuyoruz” buyurdu. İranlı, dinlemeye
değmez anlamına gelen; “Meşnevî” deyince, bu söze son derece hiddetlenen
hazret-i Seyyid, Mesnevî-yi şerifi rastgele açıp, “Şu beyti bir
oku!” buyurdu. Orada;
“Mesnevî râ meşnevî
mehân,
Ey seg-i gürgîn bed kerdeî.”
yâni; “Mesnevî’yi meşnevî diye okuma. Ey uyuz
köpek! Kötü bir iş yaptın” yazılıydı. İranlı ve oradakiler bu manâlı söz
karşısında şaşkına döndüler. İranlı diyecek söz bulamadı, meclisi terk edip
gitti. Talebeler, Mesnevî’den o beyti çok aradılar, fakat
bulamadılar. Hocalarının kerâmeti olduğunu anlayıp, Seyyid Abdürrahîm’e tam bir
teslîmiyetle bağlandılar.
Seyyid Abdurrahîm hazretlerinin bu
ve benzer kerâmetleri, doğuda dilden dile dolaşarak uzun yıllar
söylenegelmiştir.
1786 yılında Doğubâyezîd’de vefât
etti. Kabri, sevenlerinin, ihtiyâç ve istek sâhiblerinin ziyâretgâhı oldu. Hâlen
ziyaret edilmektedir. Sırt ağrısından muzdarib olanların, sırtlarını kabir
taşına sürmesinden taş yıpranmış, üzerinde Arvâsî kelimesi ile vefât târihi ve
Fatiha Kelimesinden başka yazı kalmamıştır.
Seyyid Abdürrahîm’in, Muhammed ve
İbrâhim isminde iki oğlu vardı. Bunlardan Seyyid Muhammed’in çocuğu yoktu.
Babasının maddî ve manevî vârisi olan Seyyid İbrâhim’in; Abdurrahîm ve Abdülazîz
adlı iki oğlu ve Emine Hanım (Seyyid Fehîm-i Arvâsî’nin annesi) adlı bir kızı
vardı. Seyyid İbrâhim, İranlılarla yapılan görüşmelerde Osmanlıları temsil etti.
1832’de Yukarı Doğubâyezîd’de vefât etti. Büyük oğlu Abdurrahîm de 1818’de aynı
yerde vefât etmişti. Babasına vâris olan diğer oğlu Seyyid Abdülazîz de, 1880’de
vefât ederek babasının yanına defnedildi. Beş oğlu vardı. Büyük oğlu ve vârisi
Seyyid Muhammed Emîn Efendi, hâl ve kerâmetleri ile meşhur oldu. 1914 yılında
Doğubâyezîd’de vefât etti. Yedi oğlu vardı. Kendisi ile aynı senede vefât eden
refikası Medine Hanım da kerâmet ehli idi. Seyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri,
kendilerini sıla-i rahm için ziyaret eder, beraberce tatlı sohbetler ederlerdi.
Böyle bir ziyaretlerinde, Muhammed Emîn Efendi’nin dünyâya yeni gelen ortanca
oğluna kendi ismini vererek Abdülhakîm koydu. Bu Abdülhakîm Efendi’nin dört
oğlundan Seyyid Ahmed Arvâsî Bey, kendisini İslâm ve batı kültüründe
yetiştirmiş, bugünkü beşerî sıkıntıları iyi anlamış bir zât idi. 1988 senesinin
son gününde vefât ederek İstanbul-Edirnekapı Kabristanı’na defnedildi. Eğitim
Enstitülerinde vermiş olduğu dersleri ile on binlerce öğretmen yetiştirmiş olan
Seyyid Ahmed Arvâsî Bey, çeşitli makale ve kitapları ile de, Türk gençliğinin
fikrî yapısının gelişmesine, İslâm ahlâkı ile ahlâklanmasına büyük hizmetler
etmiştir. Eğitim Sosyolojisi, Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan
Ötesi, Türk-İslâm Ülküsü, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, İlmihâl, Doğu Anadolu
Gerçeği, Şiirlerim, Size Sesleniyorum (Türkiye Gazetesindeki
makaleleri) gibi eserleri yayınlanmıştır.
¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾
1) Abdürrahîm Arvâsî (S. Ahmed Arvâsî, Türkiye
Gazetesi Kütübhânesi)
2) Size Sesleniyorum-1 (S. Ahmed Arvâsî,
İstanbul-1989)

Yorumlar
Yorum Gönder