ABAZA HASAN PAŞA
(ö. 1069/1659)Osmanlı Devleti tarihinde en büyük Celâlî isyanını çıkaran âsi reisi.
Sultan dördüncü Mehmed Han devrinde, Osmanlı târihinin en büyük celâlî isyânını çıkaran âsi reisi. Silâhdar bölüğüne mensup kapıkulu süvârilerindendir. Anadolu’da Türkmen boylarının ağası olan Haydaroğlu Mehmed’in çıkardığı isyânı bastırarak meşhur oldu. 1648 (H. 1058)’de Yeni İl Türkmen voyvodalığına tâyin edildi ise de, ocak ağaları bu vazifeye getirilmesine razı olmadılar. Bu sebeble bir sene sonra vazifeden alındı.
Abaza Hasan Paşa, vazifeden
azledilmesini bahane ederek 1651’de Kastamonu’da ayaklandı. İzmit’i ele geçirip,
yol keserek yağmaya başladı. Üzerine Sivas vâlisi İbşir Mustafa Paşa gönderilmek
istenmişse de, vazifeyi kabul etmedi. Yerine Karaman beylerbeyi Katırcıoğlu
Mehmed Paşa, Sivas vâlisi olarak tâyin edildi ve isyânı bastırmakla
vazifelendirildi. Harekete geçince, İbşir Mustafa Paşa, Abaza Hasan Paşa ile
birleşip, üzerlerine gelen kuvveti Aksaray civarında bozguna uğrattılar. Abaza
Hasan Paşa kendini kuvvetli hissedince, halktan zorla vergi toplamaya başladı ve
İbşir Mustafa Paşa’yı sadrâzamlığa namzet gösterdi. Eskişehir çevresini idaresi
altına alıp, İstanbul’a mektuplar göndererek bâzı isteklerde bulundu.
İstanbul’dan Boynueğri Mehmed Paşa başkanlığında bir hey’et gönderildi. Gelen
hey’et, sipahiler ile yeniçeriler arasındaki anlaşmazlığı giderdi ve Abaza Hasan
Paşa’yı isyândan vazgeçirip, Türkmen voyvodalığını verdi. İbşir Mustafa Paşa da,
Haleb beylerbeyliğine tâyin edildi.
Abaza Hasan Paşa Anadolu’daki
vazifesinde iken, 1654’de eski müttefiki İbşir Mustafa Paşa sadrâzam olunca,
Abaza’yı kendine müşâvir yaptı. İbşir Mustafa Paşa bir takım hâdiselere sebeb
olduğundan altı ay sonra sadrâzamlıktan atıldı ve îdâm edildi.
Abaza Hasan Paşa, İbşir Mustafa
Paşa’nın intikâmını almak niyeti ile Anadolu’da faaliyetlere başladı. Bu sırada
sadrâzam olan Süleymân Paşa, onu, müttefiki Seydi Ahmed Paşa ile birlikte
Boğazhisar’ın muhafazası ile vazifelendirerek Anadolu’dan uzaklaştırdı.
Boynueğri Mehmed Paşa sadrâzam olunca, 1656’da Abaza’yı Diyarbakır’a; bir sene
sonra da yeni sadrâzam Köprülü Mehmed Paşa Haleb’e vâli tâyin ederek
İstanbul’dan uzaklaştırdı. Abaza Hasan Paşa, Köprülü Mehmed Paşa’nın icrâatından
memnun olmadı. Erdel seferi için yaptığı teklifi de reddetti. İsteği, sadrâzamın
azledilmesi idi. Nihayet sadrâzama karşı bâzı vâliler ile birleşerek yeni ve
büyük bir İsyân çıkardı. Macaristan üzerine Erdel seferini düzenleyen Osmanlı
ordusu bu yüzden İstanbul’a geri dönmek zorunda kaldı. Bursa yakınlarına kadar
gelen ve pek fazla ileri giden Abaza Hasan Paşa, dördüncü Mehmed Han’a haber
gönderip; “Anadolu bizim, Rumeli onların olsun” demek cür’etinde bulundu.
1658’de Diyarbakır vâlisi Murtaza Paşa üzerine gönderildi ise de başarı
gösteremedi. Mevsimin kış olması yüzünden kuvvetlerini Anteb’e çeken Abaza Hasan
Paşa erzaksız kaldı. Etrafındaki kuvvetler dağılmaya başladılar. Kendisi de
Birecik üzerinden Arabistan’a geçmeyi düşünüyordu. Bu sırada affedileceği
söylenerek serdâr Murtaza Paşa tarafından Haleb’e çağrıldı ve yakalanarak otuz
adamı ile birlikte îdâm edildi (Bkz. Celâlî isyânları).
Diğer bir kaynağa göre, Abaza Hasan paşa Silâhdar bölüğüne mensup kapıkulu süvarilerindendir. Kara Haydaroğlu İsyanı’nın bastırılmasındaki hizmetlerinden dolayı dikkati çekerek 1648’de Yeni İl Türkmen voyvodalığına tayin edildi. Bu durum diğer ocak ağalarının kıskançlıklarına yol açtı ve Abaza Hasan müddetini doldurmadan görevinden azledildi. İktidara hâkim olan ocak ağaları onu ortadan kaldırmaya teşebbüs edince, çevresine büyük bir kalabalık toplayarak isyan etti. İzmit’i geçip yol kesmeye ve baskınlar yapmaya başladı; bu arada Kastamonu’yu yağmaladı. Buna rağmen hükümet ciddi bir tedbir alamadı. Nihayet, Şeyhülislâm Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi’den bir fetva alınarak Sivas Valisi İpşir Mustafa Paşa’nın Abaza üzerine gönderilmesine karar verildi. Bu arada âsilere katılmış bulunan sipahilerin esâmeleri defterden çıkarıldı. Fakat İpşir Paşa bu görevi kabul etmekte tereddüt gösterince azledilerek yerine Karaman Beylerbeyi Katırcıoğlu Mehmed Paşa serdar tayin edildi. Ancak, İpşir Paşa ile birleşen Abaza, Aksaray civarında Katırcıoğlu’nu mağlûp etti.
Bu başarısından sonra halktan zorla vergi toplamaya kalkışan Abaza, İpşir Paşa’yı sadârete namzet görmeye başladı; bunun için İstanbul’a yürümeyi bile planladı. Bu sırada İstanbul’da ağalar saltanatına son verilmiş, âsilerle anlaşma zemini hazırlanmıştı. Nihayet hükümetin zayıf anından faydalanan âsiler, hazırladıkları hücceti kabul ettirdiler. Buna göre Abaza’ya Türkmen ağalığı, İpşir Paşa’ya da Halep beylerbeyiliği verildi. Bundan sonra kapılarında daha fazla asker beslemeye başlayan âsiler, halka da zulümden geri kalmadılar. İpşir Mustafa Paşa 1654’te sadârete tayin edilince, yanında Abaza Hasan ve binlerce sipahi olduğu halde İstanbul’a geldi. Ancak, sebep olduğu hadiselerden dolayı bu makamda altı ay kadar kalabildi, çok geçmeden de idam edildi. Bu durum karşısında Abaza da önce Türkmen voyvodalığına, bir müddet sonra da Diyarbekir valiliğine tayin edilerek İstanbul’dan uzaklaştırıldı.
IV. Mehmed’in tahta çıkışının ilk sekiz yılında devlet otoritesi çok zedelenmiş, on üç sadrazam denenmiş olmasına rağmen müsbet bir sonuç alınamamıştı. Son olarak birtakım şartlarla Köprülü Mehmed Paşa sadârete getirildi. Merkezî otoriteyi kuvvetlendirmek ve ülkede asayişi sağlamak amacıyla birçok kimseyi öldürmek zorunda kalan Köprülü, Abaza’yı önce Halep valiliğine tayin etti, daha sonra da Erdel seferine çağırdı. Bu arada Köprülü’nün sert icraatından kaçanlar Abaza’ya iltihak ediyorlardı. Abaza ise Köprülü’nün Erdel seferi davetine uymayarak padişahtan, onu sadâretten azletmesini istedi. Devlet kuvvetleri Macaristan içlerinde düşmanla uğraşırken Anadolu’da büyük bir Celâlî isyanı başladı. Abaza, Ilgın’da Anadolu Serdarı Murtaza Paşa emrindeki bir kuvveti mağlûp ettiyse de kış mevsiminin gelmesi üzerine Halep’e çekildi. Bu arada halk Abaza’dan yüz çevirmiş, emri altındaki kalabalık kuvvetler erzaksız kalmış ve firarlar artmıştı. Nihayet, bir komplo neticesinde başta kendisi olmak üzere maiyetindeki vezirlerle birlikte Halep’te katledildi. İsyan bastırıldıktan sonra Anadolu’da eşkıya ve silâh teftişi yapılmış, birçok suçlu yakalandığı gibi 80.000 tüfek de müsadere edilmiştir.
*********************************************************************
BİBLİYOGRAFYA
Kâtib Çelebi, Fezleke, II, 371-372.
Naîmâ, Târih, V, 83-89; VI, 103-106, 341-352.
Uluçay, XVII. Asırda Saruhan, s. 53, 320-323, 352-356, 364-369.
Müctebâ İlgürel, Abaza Hasan Paşa İsyânı (doçentlik tezi, 1976), İÜ Ed.Fak. Genel Ktp., nr. TE 34.
Cl. Huart, “Abaza”, İA, I, 5-6.
a.mlf., “Ābāza Ḥasan”, EI2 (İng.), I, 4.
1) Fezleke (Kâtib Çelebi, İstanbul-1287);
cild-2, sh. 371
2) Târihi Nâimâ (İstanbul-1281, 83); cild-5,
sh. 83, cild-6, sh. 163
3) Târih-i Gılmânî (Mehmed Halîfe,
İstanbul-1340); sh. 34
4) Devlet-i Osmâniyye Târihi
(Hammer-Purgstall, Tercüme, Mehmed Ata, İstanbul-1332); cild-11, sh.
60
5) Osmanlı Târihi (İ. H. Uzunçarşılı,
Ankara-1983); cild-3, Kısım-1, sh. 386
6) Îzahlı Osmanlı Târihi Kronolojisi (İsmâil
Hâmi Danişmend, İstanbul-1971); cild-3, sh. 476
7) Büyük Türkiye Târihi (Yılmaz Öztuna,
İstanbul-1977); cild-5, sh. 372
8) Rehber Ansiklopedisi; cild-1, sh.
4
9) Osmanlı İmparatorluğu Târihi (Zuhuri
Danışman, İstanbul-1965); cild-10, sh. 16
Yorumlar
Yorum Gönder